22 Nisan 2026 Çarşamba




Sessize, ses, dilsize dil, lala, dertliye tercüman olur ....

Mekânsıza, mekan olur ........ Günü, geleceği, hayatı, mutluluğu ıskalayan kırık-dökük ve hüzne yenik, hüzne mekan olan sıra dışı insan ömürlerin tüneği, tanığı, hayat paydaşı, sırdaşı ve kirlerinin izleriyle bezeli kaldırımlar, ziyan ömürlerle, çürüyüp-çiğnenen, yiten umutların, kararan dünyaların kasvet öyküleriyle, sessiz çığlıklarıyla bezeli kaldırımlar, insanın, insanlığın gerçeğinin aynası ve toplumsal hafızası, dilidir .... Duyup, dinleyip, anlayıp, sorgulayıp, keşfedip, çözebilene konuşup, içini döküp anlatır hem kendini hem de bağrında yaşayanlarla, yaşananları, gerçekleri, kaldırımlar ......


Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ /İSYANİ

Immenstaad/Almanya

22/04/2026


Saat; 09_27


 






TIPKI, GÜLÜŞMELER GİBİ, ÇÜRÜMELER DE BULAŞICIDIR .........!



An' a, düne, ömre dair kusur, hata, ihanet ve her türden diğer cümle pislikler halının altına süpürülemez hale gelmişken, hala ve inadına kusulmayıp, susuluyorsa, GEREĞİ YAPILIP, NEŞTER VURULMUYORSA orada kokuşma ve çürüme bitmiş, yıkım ve malumun ilanı hali kaçınılmazdır .....

Koskoca, güçlü aileler, medeniyetler, İmparatorluklar, devletler ve devirler böylece devrilip, tükenmiş, yıkılıp tarih olmuştur ...

Hayattan, tarihten, yaşananlardan ders alamayan, almayanlar ve en önemlisi de, bundan nemalananlar oldukça, bu bataklıklar hiç kurumaz, şikayetler de bitmez ve ceremesini  İNSANLIKLA, MAZLUM-MASUM İNSANLAR ÇEKER VE DİYETİ ÖDERLER ....

KURUMSAL ÇÜRÜME  AİLE DEN VE MAHALLE DEKİ YEREL VE KURUMSAL İLİŞKİLERDEKİ ÇÜRÜMEYLE BAŞLAR .....

Tıpkı, GÜLÜŞMELER GİBİ, ÇÜRÜMELER DE BULAŞICIDIR....!

TIPKI, GÜLÜŞMELER GİBİ, ÇÜRÜMELER DE BULAŞICIDIR .........!



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad/ Almanya

21/04/2026- Salı

Saat ; 23_48

21 Nisan 2026 Salı

 








İNSANA MAHSUSTUR, ZORU YAŞAMAK, ZORU ANLATMAK .....


ZORU YAŞAMAK, ZORU ANLATMAK ........!





Evrensel gerçekliğinde bilinir ve biliriz ki .....

Genellikle ilk akla gel enliğinde, zorlanmadan denildiği gibi, İNSANA MAHSUSTUR, ZORU YAŞAMAK ......

ZORU, ANLATMAK ........!

<< - Tam da bu nokta da yeri gelmişken aydınlatma adına vurgulayalım ki....

Elbette, pek çok diğer canlı da zorla, zorluklarla yüz, yüze dir ve .....

Hem de, oldukça sık ve etkili olmacasına ......

Zoru yaşayan, hatta, kendince de dillendirip, anlatandır, anlatan........!

Ancak, böylesi durumlar, istisnai ve müstesna olaylardır ve yaşanmışlıklar, yad sınılmaz lığında söz konusu dur...

Ancak, tarihe, medeniyetlere, kültürlere, hayata ve insanlığa mal olan, insanlığın, genel-geçer .....

<< - İSTİSNALAR, KAİDEYİ BOZMAZ ..>> 

Kuralının ışığında, konuyu ele alıp, yaklaşarak dillendirmiş ligimizde ....

'' - Konuyu ve hitabı, bizim gündemimizdeki haliyle yazmayı sürdürdüğümüz gerçeğini ....

En az bizim kadar sizin de göz ardı etmediğiniz inancıyla ...

Bu önemli, özenli vurgu ardından, kaldığımız yerden çalakalem sürdürerek, diyoruz ki ......''

İŞTE, TAM DA BÖYLELİĞİNDE ....

Düşünülüp, ilk akla gel enliğinde bilinip, denilecektir ki .....

Zoru yaşamak ......

Olumsuzlukları, ol ursuzluklarla, aykırılığı .....

Olura, uyuma döndürmek ve uyumluluğu yaşam ve düşün şekli yapabilmektir ...

Zoru anlatmak ....

Burada da söz konusu olan .....

Hayatın ve gerçeğin bağrında asl olan doğruya, gerçeğe bağlılık, sadakat ve ......

İnsani değer ve hasletlere, insanlığa adanmışlık ve dürüstlüktür......

Ve pek tabii ki ....

Olanı-biteni, yaşananı, ıskalananı, keşkelerle-pişmanlığı .. 

Sevinçleri, erinçleri- kuşku, korku, acaba ve çekincelerle üzüntüleri ......

Özcesi ......

 Her haliyle hayatı, olduğunca net kavrayıp-yaşayıp ve deneyim-birikim, hasılı.....

Ömürle-gönül süzgecinden geçirerek, değerlendirmeye kalkınca....

Değil ki, yalana bulamak, zırvayla, akla ziyan saçmalıkla içimizi, dışarı çıkartmak .....

Tam aksine ve inadına, hatta ama hatta.....

Onun da ötesinde, asla ama asla abartmadan gerekliği, üryanlığın gücüyle pekiştirerek .....

Doğrudan, nitelikten, objektiflik le, yalınlık tan ödün vermeksizin .....

Gönülden, üryanlığın albenisi ve tılsımıyla harmanlayıp, dillendirmektir....

İşte bunu başararak, bunu hayata geçirmeyi gerçekleştirebilmek ......

Sadece, hayatı anlaşılır, yaşanılır kılmakla kalmaz ....

Onu umarsızlıkla sevdirir, zoru ve imkansızı olumluyla, olura dönüştürerek .....

Zoru, göğüslene bilirlikle karşılamamızı sağlayarak ....

Zoru, zorluğu kolay anlatılır haller de dili, duyguları ve düşünce sistematiğini yontarak .....

İnsani hasletlerle yumuşatıp, şekillendirerek, esnekliğin de olumlu katkısıyla.....

Yaşanılanları, duyguları en önemlisi ve can alıcısı da ....

Gerçeği, tüm üryanlığıyla ve pesimistlikten arındırarak, olumluluklarda ve .......

Sadece ama sadece doğruyu, gereği gibi , öze sadakatle doğruyu .....

Kıvırıp-eğip-bükmeden, dolambaçsız, yalansız, arı-duru anlatmamızı kolaylaştırır .....

Uzun lafın kısası, özcesi .....

YAŞANAN ZORU, ZORLUĞU HEM, KOLAY KILAR .....

HEM DE, KOLAYCA ANLATMAMIZA KAPI ARALAR ......

Yani ....

ÖLÜMÜ; TÜM SOĞUKLUĞU, ACISI, ONULMAZLIĞI VE DAYANILMAZLIĞIYLA .....

 YAŞAM KUNDAĞINA SARARAK, ISITIR ....... 

YAŞAMIN AYRILMAZ PARÇASI VE UZANTISI OLDUĞU GERÇEĞİNİ KOLAY, İÇE SİNER, ANLAŞILIR VE .....

<< - En, en önemlisi  de...>>, Kabullenebilir kılar ......

KABULLENİLEBİLİR KILAR ........!

'' - KESER DÖNER, SAP DÖNER ...

GÜN GELİR, HESAP DÖNER ....! '' Misali ....

An olur .......

ZOR, KOLAY' a DÖNER ....!

ZORU ANLATMAYI, KOLAY KILAR ......

Hem de umulmamacasına, azımsanmamacasına ....

Gözleyince göreceksiniz , inanacaksınız ve bir o kadar da şaşıracaksınız  ki.....

Hayretle,<< - AĞZINIZ AÇIK KALACAK .......! >>

İşte budur insanlıkla, insancıllık ve hayat ...

Köprülerin altından, daha çok suların akacağı gerçeğinin

ışığında ......

Dillere pelesenk, halka mal olan ...

<< - Tatlı dil , yılanı deliğinden çıkarır ..>> Kelamının gücü ve hükmüyle birlikte ele alınıp, düşünüldüğünde ....

Hayatın, zamanın, gerçeğin ve insanlığın bağrında ...

Yaşanılır ve anlatılır lığında görülmüştür ve kaçınılmazlığında görülecektir ki .....

İnsana mahsustur, insana ........!

Zoru yaşamak, zoru anlatmak ......

İNSANA MAHSUSTUR, ZORU YAŞAMAK, ZORU ANLATMAK .....





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ





Immenstaad / Almanya





20 / 04 / 2026 - Pazartesi





Saat ; 20_45

19 Nisan 2026 Pazar







İLANEN DUYURALIM .....

BİLİNE Kİ ......

KORKUNUN, ECEL'E FAYDASI YOKTUR .........!





İlelebet sürecek, dönüşsüz bir yolculuğa koyulmayı düşümek, dahası içine sindirip, buna alışmak ....

Bu yetmezmişcesine ...

Bir de....

Sözümona  çoğalırken, serpilip büyürken yol almak yokluğa, hiçliğe ve hele ki de ziyanlığa, nasıl bir olgu ????

Değişmeyen MAKUS TALİH'in de, KAÇINILMAZ MUTLAK' lık la SONUNUN, TOPRAK OLMASI, Gerçeği .....

iSAN LA,İNSANLIK LA, KAİNATIN OLUŞUMUYLA YAŞIT .....

YADSINAMAZ, YOK SAYILMAZ, YOK EDİLEMEZLİĞİNDE, Fİ 

TARİHİNDEN BERİ DE, HER CANLI YA, YAŞAYANA ....

Hasılı....

HAYATA ...

CÜMLE CANLININ.....

Hele, hele de, İNSANIN BOYNUNA, ÖMRÜNE VURULMUŞ ESKİMEZ, KIRILMAZ  GÖRÜNMEZ ....

VE, ASLA AMA ASLA KURTULMANIN OLANAKSIZ OLDUĞU EBEDİ BOYUNDURUK'tur, EBEDİ BOYUNDURUK ..!

Ve ....

Bu boyunduruğu  salt bir ömürle sınırlı değil ....

İnadına, nice  nesiller ve çağlar boyu taşımaya tutsak insan olarak ....

Sağ duyuuzu uriliğide, şavkında gelin, bir yol olsa da ...

İçselleştirilmiş içtenlikle, üryan gerçeğinizle ve özcesi, özünüzle bir yüzleşmecesine ......

Bir an , sorgulayarak bir düşünün bu ÖLÜM ve ÖLÜMLÜLÜK OLGUSUNU ve pek tabii ki ....

Doğuştan başlayn dımların sizi eninde-sonunda ÖLÜME GÖTÜRÜŞ GERÇEĞİNİ ....

İLİKLERİNİZE, BENLİĞİNİZE İŞLEYEN ÖLÜM GERÇEĞİ ...

YAZ GÜNÜNDE, DONDURUCU, CAN ALICI ZEMHERİ AYAZI TİTREMESİ YAŞAMAKTAN FARKSIZLIKTA ......

SİZİ, SİZDEN ALMACASINA ÜRPERTİR ...

Hem de, ne ürpertme .....

Sanki, sadece tasavvur etmekle kalmaz, bire bir iliklerinize dek, hissederek yaşarsınız .....

Hani halk arasında ki, dillere pelesek olan o, amiyane deyişle ...

<< - Derdi ve yaşattığı sıkıntı dan, karşılaştığınız  zor dan,

düşünmek dahi istemeyeceğiniz ürperti, hayf ve hatta tarifsiz korkudan, adı üstündelikler de ......

<< - Kelimenin tam ve gerçek anlamıyla .>>, Ölür, ölür dirilirsiniz .......

 ÖLÜR, ÖLÜR, DİRİLİRSİNİZ .........!

Yani .....

Şakası dahi,nefes kesiciliğinde, soğuk nevalelik .....

SOĞUK NEVALELİK .....!

İşte, en net ve anlaşılır ifade ve betilemeyle ...

YÜZLEŞECEĞİNİZ GERÇEK, tam da bu .....

Ne bir eksik, ne bir fazla ......!

Ve.....

YAŞAYACAĞINIZ DA TAS TAMAM BÖYLE BİR HAL, KONUM VE SAHNEDİR, SAHNE ........!

Ama .....

Gerçekten, kendinize dürüst olup .....

Siz, sizi kandırmadan ve AYDINLANMACI,YARINIMIZA TEMEL OLACAK ANALATİKLİKLE, iyiden, iyiye ve derinden, derine etraflıca düşünün, ENİ-KONU DÜŞÜNÜN ......!

KAÇAK GÜREŞİP, KENDİNİZİ  AVUTUP, KANDIRMAYIN ....

Ne denli ağır travma ?, Öyle değil mi?

Dahası .......

Dumura uğratmacasına delice, nasıl çılgınca .....!

İç yakıp-kavuran, için, için yiyip-tüketen, kabullenilmesi zor mu, zor bir duygu ...

Böylesine çetrefilli, zor ve bir o kadar da ömür törpülüğü yaşatmacasına, zor olmak zorunda mıydı  ????

Bu haliyle size lütuf mu, sungu mu, ceza mı, nimet mi- külfet mi, hatta LANET Mİ ?

LANET Mİ?

Ha, ne dersiniz ?

Duyamadım, yanıtınızı ....!

Yoksa, sesiniz mi yitti ???

İşte böylesine sessiz-soluksuz koyacak kadar derin ve bir o kadar da, melanet konu ....

Ama kesin olan tek gerçek se, SORGULANMAYA DEĞER ...

Çünkü, SORGULANMAYAN HAYAT, HAYAT DEĞİLDİR DER, KOCA ÜSTAD.....

Sessizce rol yada kaçamak yapılacak ve kulak üstüne yatılıp .......

Halk söylemiyle, << - ÖLÜ TAKLİDİ YAPILACAK KADAR GEÇİŞTİRİLİP .....

<< - AMAN CANIM SENDE'LERLE, BAŞTAN SAVMALIKLAR YAPILACAK KADAR ....>> Ucuz, afif, lalettayin ve hele, hele de asla m asla....

OLDU-BİTTİYLE ELE ALINACAK KADAR SIRADAN DEĞİL, KARŞI, KARŞIYA OLDUĞUMUZ, OLDUĞUNUZ OLGU, DURUM VE GERÇEK .....!

Demem o' ki ....

Ötesini siz ve Paşa keyfiniz bilir....

Nicemizin kabusu olan ölümle yüzleşip, ölümlülüğü içselleştirip, kabullenmek ?

Ya ....

SÜKUT TA, SALAĞA YATMAK ...

Ya'da, OLMASI GEREKENİ VE GEREĞİNİ YAPIP, SORGULAMAK  ....

ÜÇ SEÇENEK, ÜÇ YOL ....

TERCİH SİZİN ...

BİZİM Kİ, YANİ YAPTIĞIMIZ, ORTAYA KARIŞIK SALATA VARİ .....

DAVRANARAK, ZEVKİNİZE, BEĞENİNİZE, TERCİHİNİZE SUNMAK .......!

Yani, sorgulamaya davet ve GERÇEĞE KAPI ARALAMAK ...

Yaptığımız sadece ama sadece bu .....

GERÇEĞE KAPI ARALAMAK ........!

Yok muydu bir başka seçenek, yol-yordam ve  usül, üslup, kolayık, gereklilik ???

Ne biçim eksantriklik, alingirlilik ve OYUN İÇİNDE, OYUN ile ....

CAMBAZ BAK'lar da, MATRUŞKALARI hesaba-kitaba, hatta .......

Düpe-düz kalıbına uydurup, dayatmak ve.....

EMRİVAKİLERLE KABULLENDİRİP, HEGOMANYA YI SÜRDÜRMENİN YOLUNU YAPMAK MI?

GERÇEK NİYET, GEREKÇE VE EREK NEDİR, NE ?

SORUN....

KENDİNİZE SORUN .....

Unutmayınız ki '' - DÜŞÜNÜYORSANIZ, VARSINIZ ...! ''

Ötesi, laf-ı güzaf ve teferruat .....!

Hikaye de, konu da, dava da, film de, oyun da bu....!

İster fıkra bitti, isterseniz destan kabak tadı verdi, isterseniz de, HAYVAN TERLİ, YEMİYOR deyin .....

GEREĞİNİ YAPIP, ÖTESİNİ VE ARDINI GETİRİP, GERÇEĞE ERİŞİRSİNİZ, DOĞRUYU BULUP, MERAMINIZA ERERSİNİZ..

ONLARIN BİÇEMESİ İLE VE GÖZÜYLE, BAKAR KÖRLÜKLE BAKMAYIN KONUYA ....

İNANIN VE EMİN OLUN Kİ .... 

BÖYLE BİR ZARURETİNİZ YOK .....

KENDİNİZ OLUP, KENDİNİZİN GERÇEĞİNİ, DOĞRUSUNU VE GEREĞİNİ .....

BİÇEMENİZE UYGUN VE ÜSLUBUN GEREKTİRDİĞİ UYANIKLIK VE HASSASİYETLE, ÖZENLE YAPIN .....

Gelinen nokta da sonuç bu ve bölyesi mi olmalıydı ?????

Punduna denk getirerek, tüm canlı alemiyle, bunun uzantısı, garibim  insanı ....

Apansız, apar-­topar, adeta .....

<< - YANGINDAN MAL KAÇIRIRCASINA . >> Yada ...

'' - MAL BULMUŞ MAĞRİBİ EDALARIYLA, POZLARINDA .! ''

Gözünün yaşına bakmadan der-dest edip o, bilinen sona, malumun ilanına ....

O'nu kanırta, kanırta dayatmalarla razı etmek ...

Daha doğrusu ve işin gerçeğiyse ......

Metazori boyunduruk ta, işi kotararak, boyun eğdirmek miydi?

Amaç, araç ve yöntem ....

Hepsi, tek bir olguyu ve gizlenen gerçeğe hizmet yani...

Ölüm  .....

Üzerindeki o ağır mı ağır ve bir o kadar da iç karartan .....

Kalın, karanlık,kap kara sır perdesini korumak ve gerçeği değil .....

ASIRLARDIR TARTIŞILIRLIKLARI SÜREN İLAHLARIN ARZUUSUNA UYUP,İSTEDİĞİNİ HAYATA GEÇİRMEK Mİ ?

DÜŞÜNÜN BAKALIM, BİR DAHA VE DERİNDEN, DERİNE DÜŞÜNÜN....

Adeta .......

İnsanı, bu sona tutsak etmek miydi, bunun tek yolu, doğrusu ?

Tek yolu-yordamı, malum sonu, insanla, insanlığın lehine ve yararına değiştirerek .....

Uçarı-kaçarı olmayan biçareyi ürpertip, tüylerini diken, diken etmesi dışında bir yolu yok muydu?

Yoksa o, efsanelere konu olan ve insanların diline pelesenk olan...

O, Meşhur ve hemen her hepimizin ömrüne işleyen, işlenen, LOKMAN HEKİM efsanesi de, koskocaman  bir fiyasko ve üfürmek miydi ?

Eğer ki, ÜFÜRMEKSE, ÜFÜRENLER, İYİ ÜFÜRMÜŞLER VE NEFESLERİ KUVVETLİYMİŞ .....!

Hem de bayağı, bayağı kuvvetliymiş .....

LOKMAN HEKİM' in ÖLÜMSÜZLÜK Efsanesi de ...

Literatürlere sığmayıp, taşan kocaman mitolojik bir yalandı da ......

Sözüm ona '' - İnsan (!) '' denen muammalar alemi mi, işlerine geldiği gibi kıçından uydurup, üfleyip ......

Sonra da, dönüp o yalana kendisini de körü, körüne inandı da.....

Aklı evvelliklerde inandırma yada, kendini de en başta, çoktan kandırma saf dilliliği mi sergiledi ?

Gelinde, çıkın, çıkabilirseniz bu çetrefilli işin, olayın, ÇENE SUYU ÇORBA denilen lakırdının içinden ...!

Yani, bu yenilmez-yutulmaz cinsten külliyen yalan ve bunun mimarı da, insan mı? İNSAN MI?

Yani, uzun lafın kısası ....

Yine, yeniden ve bile kaçıncı kere bir defa daha ....

İNSAN DENEN İFLAHSIZ MI, KENDİNİ KANDIRAN ?

ŞARK KURNAZLIĞINDA, DEĞİL SADECE, HEMCİNSLERİNE,,,,

KENDİSİNE BİLE KAZIK ATAN.....!

Haller eğer tam da böyleyse, düşündüğüm gibiyse .....

VAH Kİ VAH .....

YANDI GÜLÜM, KETEN HELVA HALLERİ DESENİZE....

Olmaz, olmaz deme, demeler boşa değil yani anlayacağınız ...!

Nedense, hiç mi hiç şaşırmadım bu duruma, böylesi  akla ziyanlık hallere ve ....

Sizi bilmem, bilmeye ama ....

Bana hiç te ırak, yabancı ve olursu gelmiyor .....

Kulağım aşina, 

'' - SİVRİ AKILLILARIN , 

- AKIM DERKEN, BOKUM DEMESİNE '' , Dahası....

BAKAR KÖRLERLE, KÖRLÜKLERE uyar ....

Yetmedi, bitmedi ardı, arkası da var hallerindekiler de söz konusu olunca....

Pazzıl tamamlanır ve resim tastamam olur .....

Yani ....

KAFASINI KUMA GÖMÜP, KIÇINI AÇIK TA, AYAZ DA KOYAN AKLI EVVEL DEVE KUŞU KILIKLILARA  DA, 

UYGUN MU, UYGUN  GİBİ GELİYOR, ÜSTELİK TE , bu aşina manzara ve tablo .....

Kainat ......, 

İtiş-kakış hallerde, tepeleme içine sıkıştırıldığımız ....

Adına, dünya denen, << - SİDİK ÇANAĞI>>'na!

Dahası, << - KUBUR .. >>'a döndürdüğümüz ......

Bu, MUAMMALAR ATLASI, KOCA MAVİ BİLYE ....

Hayat ve insanlık var oldu, olalı ....

Dönüp duruyor, bu kanlı, amansız çark .....

Görünmezliğinde ve ölüm sessizliği de denilen, ANLAŞILMAZ VE BİR O KADAR DA OLAĞANÜSTÜ, ALBENİ ve AHENKLE ......!

Kuzuların sessizliğine taş çıkartmacasına, sessizce ve acımsız ca, dahası .....

Vurdumduymazca, kendi usulünce ve ....

Başına buyrukluklarda, üstelikte...

Çaresizliklerde , debelenenlerce, çığlık, çığlığa ....

<< - Ben ettim, siz etmeyin, acıyın..! >> Nidalarının, arşa erenliğinde ki ......

El-aman demelere ve yalvarıp-yakarmalara aldırmayıp, kulak tıkayarak...

Öğretmedi mi bir kimse, insan olarak, insana ????

Lafa gelince her şeye nane olup, her herzeye ad verip, kulp takıp .....

Yetmedi.... 

Olura-olmaza, zamanlı-zamansız ahkam kesenliğinde ....

Dahası...

Çok bilip-çok yanılan ama her nedense, hep haklı çıkan, yada ....... 

Zeytinyağı misali hep üstte olan, iş lafa gelince ....

Sözde, << - Bilge geçinip, filozofluk taslaya lığında ...! >>

Her denilene  yada duyduğuna, her kelama bir diyeceği  ....

Ya'da dediği, çalçeneliğiyle, hazır cevaplılığında, yanıtı olanlığında ...

Ne ara, neden, her ne oldu, nasıl oldu da kapı-duvarlık' ta lal kesildi, LAL ...?

Hem de, öyle-böyle  değil cinsten, olmacasına .....

Biri çıkıp desin, Sebeb-i ali'sini ......!

Çünkü .....

<< - NİŞADIRSIZ KAP KALAY, YALANCININ AĞZI, KİLİT, DİLİ LAF TUTMAZ ...! >> Ata sözünü doğrulamacasına .....

Hangi dağ da, kurt öldü de, bu kez böyle oldu ?

Dut yemiş bülbül le, süt dökmüş kedi ye döndü, uzayı feth edip,  AY'a, MARS' a giden.....

ATOMU PARÇALAYAN ama ......

VANDALLIK LA, BARBARLIK TA SINIR TANIMAZLIKLARDA birbirini boğazlayıp, katleden insanoğlu ....!

Ulemasıyla ......

İflahsızlıklarıyla, illallah dedirtip, yaka silktiren, candan ve hayattan bezdiren .....

Gezeğen, AYAKLI SEYYAR TEHDİT ve TEHLİKE olup-çıkan......

Nefret, fitne, virüs, ölüm, bela-gada saçan eşkiyası, yada ...

Kibir kulesi kesilen, hödüklük abidesi ukelasıyla .....

Sessizlik yeminiyle, ağız birliği edip, kavilleşmişcesine .....  

Cümleten, suyu kesilmiş değirmene dönüp-çıkanlar ...

Ne demeye, er meydanı sayılan BİLGELİK GÖSTERİLERİ SUNMAKTAN GERİ DURULMAYAN, HAYATIN AGORALARINDA ......

OLUR'A-OLMAZ'A FETVA VERENLERE, NE OLDU DA ......

EL-AYAK ÇEKTİLER VE ARZ-I ENDAMLIKLAR DA, ÇIKIP İKİ ÇİFT LAF EDEREK ....

GEREĞİNİ, DOĞRUYU VE İŞİN  ÖZÜNÜ DEMEKTE İMTİNA EDİP, YALANCI PEHLİVANLIKTA HİLEYLE, KAÇAK GÜREŞİP, KIVIRTARAK, GERDAN KIRIYORLAR...

YOKSA, ÖLÜM GÜNÜ TARİHİMİZİ NE LIP, ERKENE ÇEKER DİYE Mİ ÜRKÜP, KORKUP .....

SUSARAK, LAL'LIK LARDA

,<< - KIBLEM İNSAN, DİYEMEMELERDE RAKS EDİP, KIVIRARAK ...! ''

KIBLESİZLİKLERDE Kİ, ÇOK KIBLELİKLERDE, RİYA DA TAVAF ETMELER DE ....

BEYHUDE ZAMAN TÜKETİP, SÜNEPECE ÖMÜR ESKİTEREK ....

FİNCANCI KATIRLARINI ÜRKÜTMEKTEN KORKUP, EGEME AĞA BABALARIYLA, ULU İLAHLARIYLA ARAYI BOZMAK

İSTEMEDİKLERİDEN SUSUYORLAR...

HEM DE NE SUSMA .....!

DAĞ DAN,TAŞ DAN, KÖR KUYU DAN, FEZA DAN, HATTA ..

ÖLMÜŞ EŞEK TEN BİLE SES GELİYOR DA .....

HER NEDEN SE, BİZİM BU EKABİRLER TAYFASIYLA, BİLGE 

VE ALİM GEÇİNENLER GÜRUHUNDAN TIK DA, SES DE, 

NEFES DE ÇIKMIYOR ...

KENDİLERİNİ SÜTTEN ÇIKIŞ AK KAŞIK GÖRÜP, MOLLA

GEÇİNEN, BOKUNDA PUL  BULAN ....

BÖYLESİ MEZAR KAÇKINI, AZRAİL ARTIĞI GÜRUHA ...

SADECE BURSA DA Kİ SAĞIR SULTAN DEĞİL .....

<< ÇİN Ü MAÇİN>>' DE Kİ LER DE DAHİL OLMACASINA...

DÖRT BUCAĞA, YEDİ İKLİME VE ......

ERİŞİLMEMİŞ, BALTA GİRMEMİŞ, GÜN YÜZÜ GÖRMEMİŞ .

BİLİNDİK-BİLİNMEDİK TÜM ATLASLARA ERİŞİP....

CÜMLE İNSAN MÜSVEDDESİ, İNSANLIK KAÇKINI, 

HAYSİYET CELLADI, ZINDIK DİLSİZ ŞEYTANLARIN BİLE 

DUYMACASINA ......

BEDENLER TOPRAK OLSA DA ....

DOĞRULARLA, GERÇEKLERİN, KÜLLENEMEYECEĞİ 

GERÇEĞİNİN IŞIĞINDA .....

İNANÇLI CANHIRAŞ HAYKIRIŞLA ....

SESİMİZİN, GÖK KUBBE DE HOŞ SEDA BIRAKMACASINA,

İlanen duyuralım....

Biline ki ......

Korkunun, ecel'e faydası yoktur.......

KORKUNUN, ECEL'E FAYDASI YOKTUR .......

İLANEN DUYURALIM .....

BİLİNE Kİ ......

KORKUNUN, ECEL'E FAYDASI YOKTUR .........!





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ





Immenstaad / Almanya





17 / 04  2026 -Cuma





Saat ; 16_56




Saat ; 22_50

15 Nisan 2026 Çarşamba

 






TARİFSİZ VE AYKIRI ANLAR DIR, TARİFSİZ VE AYKIRI ANLAR ..........!





Rüzgarla savrulan gazeller, uçuşup-savrulan  karlar gibiyim ....

Dağılan her zerremle küçülüp, hiçliğe yol alırken  ....,

Bir anda da çoğalıp, dağılıyorum ...

Yani iki gerekliği ve yaman  çelişkiyi bir ve aynı  anda yaşıyorum ....

İnsanın  doğası, kimyası her halükarda  bu duruma hazır...

Ve'de, bu durumu kaldırabilecek halde olmadığındandır ki ...

Yaşattığı sarsıntı, yarattığı etki ve anlarda yaşadığı sorunları adeta ....

Tıpkı panayır alayını  yansıtan renk cümbüşü bir tablodaki renklerin ,aşkla icra edilen nefes kesici dansı gibi....

İnsanın ruhsal dünyasını da  etkinlikle tetikleyip , değiştiriveriyor ...

İnsanın akidesinin bozulup, iç dengelerinin iflasıyla adeta  duygu alaboraları yada deprem ve heyelanları, çok değişik ve boyuttan, boyuta savuran haller alıyor ...

İşte böylesi hallerde insan duygu dünyasındaki bu ipi ve kirişi kırmış lığı yaşayan lığında  ki, dur duraksız ........

O, eski kendinden eser bulamayan lığın da ......

Hiçte azımsanmayacak yada .......

Dudak bükülüp, geçilmeyecek kadar kendine yabancılıkları yaşa yanlığında .......

Kendini tanıyamadığı gibi, kabullenemeyeceği kadar kendine özgülükten uzak tavırlar, duruşlar ve olaylarla, tepkiler sergileyebiliyor..

Buda insanı kendi içsel derinliğinde de o, kadar çok MATRUŞKASI VE MATRUŞKALIKLARI olduğu gerçeğini sadece hatırlatıp, göstermekle kalmıyor,.....

Ki bu durumu ve kendi gerçeğini, bizzat kendisinin yüzüne vurmuşluğun da ...

Kendisine ....

<< - Bu ben miyim ? >> Diye sormaktan, kendisini alamıyor..

Bu haller ve böylesi anlar açıkça dillendirilemese de, hatta...

Suskunlukla geçiştirilmeye yada yadsınmaya kalkışılsa, yüzleşmekten kaçınılsa da, özünde tüm üryanlığı ve gerçekliğiyle ....

Tepeden, tırnağa tümüyle tarifsiz ve aykırı anlardır, tarifsiz ve aykırı anlar ........

TARİFSİZ VE AYKIRI ANLAR DIR, TARİFSİZ VE AYKIRI ANLAR ..........!





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ 





Immenstaad  / Almanya





13 / 04 / 2026 - Pazartesi 





Saat ; 01_13

12 Nisan 2026 Pazar






GÜLMELERE HASRET ÇOĞALTIŞIM ....

Çevremi kuşatan harap-türap, hüzünlü ömürlerin .......
Islak, ıslak bakan ve hemen, her gördüğümde ağlayan gözlerin, amansız öğretmenliğinde ......
Hayatın bana kanırta, kanırta dayatmasıdır, gülmelere hasret çoğaltışım .....
GÜLMELERE HASRET ÇOĞALTIŞIM ....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
11/ 04 / 2023 - Salı







DİLLENDİRİYOR, İÇİMDEKİ BEN'İN DUYGULARINI ISLAK, ISLAK .......!

ISLAK, ISLAK .......!

Hayatın atlasında, zamanın koynunda ....
Ömrüme koşutlukla .....
Sinemde besleyip, büyüttüğüm ....
Ruhumun, elemleri .....
Yüreğimin, sancıları ....
Ve .....
Kor, kor, alev, alev taşıp, çağıldayan ....
Ruhumun, efkarlarıyla, isyanları .....
Gözyaşı sağanağında, volkan lavları gibi akıp, döküyor, ortaya ......
İçimdeki fırtınalarla, çalkantıları, safraları dışarıya ....
Kirpiğimde tüneyen, gözyaşlarım ........!
Dillendiriyor, içimdeki ben'in duygularını ıslak, ıslak ....
DİLLENDİRİYOR, İÇİMDEKİ BEN'İN DUYGULARINI ISLAK, ISLAK .......!
ISLAK, ISLAK .......!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

12 / 94 / 2025 - Cumartesi

Saat ; 01_55

 


ANAM, BABAM NASİHAT EDERKEN, KIZIL İTİN ÇÜKÜNDE KIRK SİNEK SAYDIM ...........! Ömrümün, duygu girdaplarıyla, ruhsal çalkantılarda Çıfıt'ının çıkıp ... Ne bana yar ....... Ne'de, başkasına yararlı olmadığı o, kırlangıç fırtınalarında ..... Mutsuzluk bataklığında çırpınarak, kendinden geçip, helak olmuşluğunda .... Ne elle tutulur halim, ne'de ...... Tutunacak dalımın kalmadığı bir başınalık ayazlarıyla, yalnızlığın, iç titreten zemherisinde ....... Naçar lığın pençesinde pürmelal olan ruhumun tir, tir titremelerde kendinden geçip .... Mutsuzluğun, bırakın diz boylarını, saçımın teline dek tepeden-tırnağa yut musluğunda ....... Yoklar, yokluklar ve belalarla, gadaların, karaların ... AK'tan, huzur dan, güvenden fersah, fersah çokluğunda . Tek sığınağımın, hıçkırık ve göz yaşı ummanında cebelleşmelerde ..... Kendimin bile, kendimi tanıyamayacak hallerdeki bir başınalıklarda ....... Sefalet te, yitmelerde .... Eni-konu, << - ÖLÜ CAN . >> olup, çıkmışlığında ...... Ürkek kelimesinin, kifayetsiz kalacağı kadar ki korku, kabus ve hezeyanlarla ...... Akla zarar paranoyalar dehlizinde, ömür tüketirken ....... Bırakın dünyayı, diğer alemleri ...... Zorbalıkları, çetrefilleri, bilinmezlik ve gizemleriyle .... Hayatı, insanı, insanlığı, insanlardan kaçmayı, onlara sırt dönmeyi ...... Kendimden bile kaçıp, saklanıp, kendi defterini düren halle, yüz yüze likte, sabır taşları çatlatırken ....... İz bilmez, yol bilmez insan eskisi kadavra yığını olup-çıkmışlığımda.... KİMLİKSİZ VE ZİYANLIK TA TELEF virane ömür bekçisi ligimde ...... << - Kendime sığmayan, hayata yetmeyen, umut tan yana YOKSUL VE YOKSUN .... ÇİLEDEN ve AZAPTAN YANA..... BEREKETLİ OLDUĞU KADAR DA, ŞERBETLİ Mİ, ŞERBETLİ, BAHT-I KARALIĞIM'da ..... LİMİT ÖTESİ DOLU VE YÜKSEK KAPASİTELİ ! >> Hallerimle. Gözlerim kara ve karanlıktan, yüreğim acıdan ..... Ruhumun, hicrandan muzdaripliği dışında, bir durumu bilip, görüp, yaşamamış lığında .... Eteklerimden, sineme uzanmacasına tek biriktirdiğim ..... GAM KARASI, ÇÜRÜK GAZELLERLE....... HINÇ, İSYAN VE KÖR KÜTÜKLÜKLERDE ..... '' - Asla ama asla. '' ZIRNIK KADAR BİLE İÇMEDEN ERİŞİLEN .... << - Tıka baslıklar da, İPİ UCUN ÇOKTAN AŞILMIŞ, KAÇMIŞ SERKEŞLİKLERDE .... GAMLA BESLENEN ARDI-ARKASI KESİLMEYEN KEŞKELERLE KAMÇILANAN ..... Çoğaldık ça çoğalan PİŞMANLIKLAR olmuşluğunda .... Gam yükünde dolap beygirliğinde yükletilen ömrün değil nalları, ferini, canını yitiren hırpani, tükenmiş beygirliğinde! Nafileliklerde, malum sona turlarda dönmelerde, çile de pervane kesilmişliğimdir .... Çile de pervane kesilmişliğim ........! Böyle ligimde bana kala, kala kalan ve tek hatırladığım .... Son nefesimde bile unutmayacağım, tek ama tek gerçek ve yaşanmışlıkla, mutlak gerçeğim, hep ..... Anam-babam nasihat ederken, kızıl itin çükünde kırk, sinek saymış lığımdır ... KIZIL İTİN ÇÜKÜNDE, KIRK SİNEK SAYMIŞLIĞIMDIR .....! Nasihatlerin bir kulağımdan girip, ötekisinden tırıslarda çıkıp, hiç mi hiç yer etmemişliğinde .....! Benim de, onlara itibar etmeyip ..... Nasihatlere kulak asmamış lığımda, özcesi onları hiç mi hiç iplememişliğimde ..... Yaptığım ve hatırladığım tek gerçek, tek eylem di, TEK EYLEM ........! O' DA ........ ANAM, BABAM NASİHAT EDERKEN ...... KIZIL İTİN ÇÜKÜNDE, KIRK SİNEK SAYDIM .... Bundandır demem... PERŞEMBE'NİN GELİŞİ, ÇARŞAMBA'DAN BELLİDİR ...... Bu günümü, kendi davet ve bina edip, var kılan olarak, akıbetim, dün den belliymiş, DÜNDEN .....! Acı da olsa, gerçeğin ve gerçeğimin bu olmuşluğunda .... ÜRYANLIĞINDA GERÇEĞİ yok sayıp, yadsımaya kalkmanın anlamsızlık ve beyhudeliğinde .... Değişmemecesine yaşanan insani ve tarihsel gerçeğin, bu olmuşluğunda .... Takke düşüp, kel görününce misali gerçek gayri ihtiyarı ve yadsınmaz lığında çırıl-çıplak çıkıverir ortaya ..... Çünkü ..... Su akarken, testimi doldurmak yerine ...... Yada ... Ana-baba nasihatine kulak vermek varken, iplemezsen, olacak budur..... Malum genel-geçer ifadeyle ...... << - Eylem oysa, akıbet te budur, bu ....>> EYLEM OYSA, AKIBET TE BUDUR, BU ......! Uzun lafın kısası, özcesi anlayacağınız o ki ...... Anam, babam nasihat ederken, kızıl itin çükünde kırk sinek saydım ...... ANAM BABAM NASİHAT EDERKEN, KIZIL İTİN ÇÜKÜNDE KIRK SİNEK SAYDIM ........! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 11 / 04 / 2026 - Cumartesi Saat ; 23_37


10 Nisan 2026 Cuma








SEVGİYLE, BARIŞIN, İNSANLIKLA, AŞKIN, HASILI .....

MUTLULUKLA, HÜRRİYETİN İFLAH OLMAZ DÜŞMANLARIDIR ....
İFLAH OLMAZ DÜŞMANLARI ......!
KENDİNİ İLAHİ MUKTEDİR VE KADİRİ MUTLAK KUDRET SANIP ......
'' - Ulu dağları, ummanları, yetmedi .....
<< - DÜNYALARI ...! >> Ben yarattım, küstahlığında, yelken açıp, yaldır-yapalak yol alırken .....
Gözü dönmüşlükle .....
Taş üstünde, taş ....
Omuz üstünde, baş koymayıp, can alıp, cellatlığa soyunup, kan içenler ......
Bilmezler ki, döktükleri kan gölünde boğlacaklarını ....!
Ömürleri, hayatları, canları, ocaklarla-tünekleri iki dudağıyla, dil-diş arasın da tutarak hüküm sürüp ...
Hegemonyalarıyla, zalimliklerinde ve önü alınamayan zulümlerinde, cana kıymayı marifetle, muktedirlik sanıp-sayarak ......
İlahlığa öykünecek kadar, kendinden geçmecesine ....
<<-GÜÇ ZEHİRLENMESİNDE.>> Helak ve TARİHİN KARANLIĞINDA
ÇÖR-ÇÖP .....
İnsanlarla, İNSANLIĞIN Ömründe, özüyle-gözünde .....
Dinmeyen acıyla, nefretin kaynağı olanlar .....
HAYATLA, TARİHDEN, DERS .......
İNSANLIKLA-HAYSİYETTEN, ZIRNIK PAY ALAMAYANLARDIR ....
Oldum, olası .....
ZAFER SARHOŞLUĞUYLA, BAKAR KÖRLÜKTE, GERÇEKLE, UFKU ve DOĞRUYLA, HAYATI .....
SAĞ DUYUYLA GÖREMEYENLERDİR ....
Tutturdukları << - BEN BİLİRİM, DEDİĞİM DEDİK, ÇALDIĞIM
DÜDÜK . >> Ve .....
<< - EMİR, DEMİR'İ KESER ...! >>, Diyenler, dahası .....
HARİSLİKLE, NARSİSTLİĞİN KUBURUNDA, DEBELENİP ......
<< - İLLE DE BEN .. >> VE << -HEP BANA, RAB BANA . >> DİYE, DİYE YÖNÜNÜ, KIBLESİNİ ŞAŞIRARAK ....
Mil çekilesi gözlerini ....
HIRS; KAN ve TOPRAK BÜRÜMENİN esirliğinde ....
Zamanın ve hayatın bağrında '' - BAĞNAZLIĞIN KAZIĞINDA . '',
'' - DOLAP BEYGİRLİĞİNDE ...! '' Ömür tüketip, zamanı, hayatı ve
gerçeklerle-mutluluğu ıskalamış lığında ......
Asla ama asla .....
Adları, İYİ, HÜRMETLE, SAYGIYLA, HAYIRLA anılmamacasına ve
TARİHİN KARA-UTANÇ SAYFASINA, adlarını .....
İnatla, kanla, karanlıkla, zulümle, acıyla, nobranlıkla şekillenip, yoğrul musluğunda, '' - CELLAT ..'' Diye ....
Silinmemecesine kazıtarak, ESVELESİNE GÖÇÜP GİDENLER ..!
ÖLÜ CANLIKLARINDA .....
Cana, kana susayan HAYSİYET CELLATLIĞIYLA, ALÇALMANIN
SINIRSIZLIĞINDA ......
SEFİLLİĞİN KİTABINI, YAZAN......!
UTANÇLA, HAYSİYET FUKARALIĞININ GİRDABINDA YUTULANLAR.
HIRSLARIYLA, NEFİSLERİNİN DOYUMSUZLUĞUNDA ......
İNSANLIĞI HANÇERLEYİP, MAZLUM-MASUM KANINA EKMEK
BANIP, YİYEREK ....
SEMRİLMENİN, AĞIR, EMSALSİZ DİYETİNİ, GÜN GELİNCE
MUTLAKA ÖDEYENLERDİR ........!
Yadsınamaz lığında ......
GERÇEĞİN VE UTANCIN ATEŞİNDE YANIP, KÜL OLARAK, DEFTERLERİ DÜRÜLENLERDİR ......
DEFTERLERİ DÜRÜLENLER .......!
Sevgiyle-barışın, insanlıkla-aşkın, hasılı ....
Mutlulukla-hürriyetin, iflah olmaz düşmanlarıdır ....
İflah olmaz düşmanlarıdır ......
MUTLULUKLA, HÜRRİYETİN, İFLAH OLMAZ DÜŞMANLARIDIR ....
İFLAH OLMAZ DÜŞMANLARI ......!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
05 / 04 / 2025 - Cumartesi
Saat ; 10_00

 


GÖZÜME -YÜZÜME BULAŞMIŞLIĞIN DA
Duygularımı, doygunluklarımı, bezginliklerimi, durgunlukları mı dökerim renk, renk ..
Göz yaşlarımın, boyalarımın sarmaş-dolaşlıklarda ...
Yüzüme-gözüme bulaşmışlığın da ..
Adeta, yağmurlarla yarış edercesine akan göz yaşlarımda .....
Hicranlarımın dillenmişliğinde ...
Allanıp-pullansamda gizlenip-kapanmayan hicranlarımın..
Gözüme-yüzüme bulaşmış lığın da 

..
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ


Immenstaad /Almanya


06/11/2017


Saat; 21_33

Sessize, ses, dilsize dil, lala, dertliye tercüman olur .... Mekânsıza, mekan olur ........ Günü, geleceği, hayatı, mutluluğu ıskalayan kır...