YEL'İN KIYMETİNİ BİLMEYEN AĞAÇ GİBİSİN ........!
YEL'İN KIYMETİNİ BİLMEYEN AĞAÇ GİBİSİN ........!
RUHUNUZLA, YÜREĞİNİZ .......!
Asırlık çınarlar misali, kök salmışsa ACILAR içinizde, hayatınızla,
dünyanızda ......
Ruhunuzla-yüreğinizdir, ağır diyet ödeyenliğinde, harap-türap olan .....
RUHUNUZLA, YÜREĞİNİZ .......!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
29 / 01 / 2023 - Pazar
Saat ; 22_54
BİR FOTOĞRAFIN YILLARA VE ÖMRE TANIKLIĞINI DİLLENDİRMİŞLİĞİNDE HAYATI ANLATIR ŞİİR.
An gelir,bir fotoğrafın siyah-beyaz ömürlülüğünde...
Hüznün gözlere perde perde inivermişliğinde...
Çile çile yorgunlukların ve kırık dökük mutlulukların..
Yüzlere derinlikli çizgiler olup düşmüşlüğünde...
Ama herşeye karşın,
Çilelere, acılara ve acımasız yıllara inat...!
Onurla dik duran omuzlarla ,yılgınlığa düşmeksizin hayata kafa tutuşunda bir kadının ,
Dilleniverir hayat,
Bir kadının çok şeyler anlatan gizem dolu bakışında...
Her bakan bir başka anlam çıkarır...
Bir taş plaktan dökülen nağmeler gibi işler ruhuna o bakışlar insanın..
Tebessümlere sinen elemler eleverir yorgun yılların ,yitik ve yaralı yüreklerini..
O dinmeyen sancılar yayılır,bakış bakış,duruş duruş...
Hicran hicran dökülüverir kanı çekilmiş dudaklardan hüsranlar ...
Kirpik uçlarında asılı duran gözyaşlarını farkediverirsiniz işte o an,
Bakarken fotoğrafa siz sizden birşeyler bulursunuz
Burkulur yüreğiniz,
Fotoğrafların,solmalara ve zamanlara inat inat direnmişliğiyle..
Dünden esen gam yelinde savrulmuşluklarınızda,
An gelir,bir ince sızı gelip oturuverir yürek başınıza..
Dillendirir bir kadın bakışı,
Hayatın siyah-beyazlığında....
Yılların acımazsızlığında sürülüp savrulan bir ömrün destanını..
Bir fotoğraf karesine sinmişliğinde hayatın ve ömrün..
Sıyrılıvererek o an fotoğraflığından, bakış bakış sizi esir almışlığında...
Adeta can bulur,ruha bürünür gizemliliğinde dillenekoyar..
Sarıp sarmalayıvererek bakış bakış sizi,
Hayatın sizi sarıp sarmalamışlığında..
Tükenip gidiveren ömürlülükten arta kalan fotoğraflığında..
İliklerinize dek işlemişliğinde
Buz gibiliğinde dondurmacasına içinizi...
Ve,
Perde perde inivermişliğinde,
Ömrünüz varoldukca hiç mi hiç silinmemecesine
Gözbebeklerinizin derinliğine sinmecesine..
İşte o an.
Onurlu bir kadının fotoğrafa sinen direnişine,
Ortak oluverirsiniz elinizde olmaksızın sizde ..
Hüznü içmiş bir ömür saklı fotoğraflığında bir kadının ömür öyküsüne..
Bir fotoğrafın siyah-beyaz ömürlülüğünde, hayatı anlatmışlığında size...
Mualla YASSIBAŞ
Hildesheim/Almanya
04/10/2009
Saat; 10_50
“Alpullunun A’sı…
RUHUMU BIRAKTIM SİRKECİ GARINDA....!
İğdiş edilmiş zamanlardan, Pörsüyüp solmuş ömürlerden.... Kırık dökük sevinçlerden, hezeyanlı hıçkırıklardan, Kirpik uçlarına takılıp kalmış kaçamak sevdalardan... Hiçbir şeye ve yere yetişemem işlikle heba olan ömürlerin. Asırlardır gara sinen seğirmelerin, tatlı telaşlarını... Velhasıl, Şaşkın ve pürtelaş koşuşturmalardan arda kalan.. Yorgun bedenlerin, ağırlığını ve yitikliğini yüklenmişim..! Kanırta, kanırta kazınmış ruhu yaralanan... Sinesine saplanan hançer yarasıyla dalı, bağrı delik deşik.. Hasretlerin kahrıyla ömrü yiten.... Osmanlıdan Yadigâr gürgen kanepede... İğretice ilişmiş ligin, boş vermişliğin aşinalığıyla.. Bölük, pörçük tilki uykularına uzana koyuvermiş ligimde, Koyun koyunayım, hani ya.... Karanlığın ırzına geçen, solgun ışıkların şahitliğinde.. Garın, yorgun gürültüyü devralan ürkütücü sessizliğiyle..! Yeknesaklıkla ömrümü tükenmişliğimi fark edemeden.. Akıp giden zamanlardan arda kalmış kırgınlıklarımla.. Hicran, hicran, hıçkırık , hıçkırık boğazıma Göz yaşı, göz yaşı, kirpiklerime düğümlenmiş liginde elemlerimin. Kuşkanatlarından arda kalmışlığın yitikliğiyle uçuşan... Güvercinlerin, sessiz yürek çığlıklarının senfonisinde.. Tülekler savuruyor, efkarımı geceye. Sadık yoldaşım, mey şişesine gömmüşüm hüzünlerimi..! Gözbebeklerim düşmüş, ağıt, ağıt... Rengi solmuş kirli, yıl yorgunu, zaman vurgunu mozaiklere Yitirdiğim ömrümün, son deminin solgunluğu sinmiş.. Öksürüklere bozulmuşlukla nef eslediğim cigaramın... Kah yanıp kah sönen, aklınca deniz feneri kesilmiş közüne! Karışmış Efkarlarım, buram, buram geceye ve gara.. Sessiz ve yorgun havada uçuşan dumanların sarhoşluğunda! Orta yerindeyim İstanbul'un.. Lakin, fark edilmem işliklerin içinde debeleniyorum.. Çığlıkların, kentin ve neon ışıklarının yuttuğu ömürlerdenim Hiçliğin, bitmişliğin, kahırların ızdırabını kusarak geceye Devrilmeye koyul musluğumda, pörsümüş ömürlülüğümle.. Devriliyor bedenime, gölge, gölge korkularım.. Ve, Sinsi sinsi sarıyor, titreme, titreme sarışlarda ... Kaplayarak ahtapot gibi, bu hasarlı hisar ömrü..! Yiten her günle beraber, yalnızlıklarda ölüme yolculuğun azabı, İçime işlemecesine, karabasan , karabasan..! Yırtık-pırtık,ruhum misali delik deşik... Yıl vurgunu, renk solgunu utancı içmiş partal altında..! Sıtmadan yada üşümekten değil, Naçar lığın, yalnızlığın ve fark edilmem işliğin... Dahası, yok sayılmış lığın bedbahtlığıyla..! Kedere kesmiş, utancı ve geceyi içmiş.. Boyası dökük, asırlık yorgunlukları yüklenmiş kanepede..! Tir tir titreyen ruhumu bıraktım, Sirkeci garında..! Mualla YASSIBAŞ Hildesheim/Almanya 23/02/2010 Saat;02_16DER-DEST EDİP BİRLEDİM, KOYMAYA ÇALIŞTIM O, ÖNCEKİ ESKİ HALİYLE, YERİNE .....
ZAMAN DENEN, CERRAH .....
ÖMRÜMLE, RUHUMA VURURKEN, NEŞTERİNİ ..... Zaman denen, cerrah ...... Ömrümle, ruhuma vururken neşterini ...... Kanayan yüreğim, akan ruhum, yeniden ve bir daha hayat bulan, belleğim di, belleğim ...... Derdiğimin, dünüm olmuşluğunda ..... DERDİĞİMİN, DÜNÜM OLMUŞLUĞUNDA ....... ÖMRÜMLE, RUHUMA VURURKEN, NEŞTERİNİ ..... ZAMAN DENEN, CERRAH ....... Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad Almanya 06 06 2026 - Cumartesi Saat ; 03_13ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...