28 Şubat 2026 Cumartesi








 ANLATIYORDU, YÜREK YAKAN DİRENİŞ ÖYKÜSÜNÜ, ÖMÜR DESTANINI ........!


Albenili, kar beyazı ipeksi tüyleri ......
İçe işleyen o, sıcacık, içtenlikli tavrı ve sesiyle .....
Kah, miyavlayıp .....
Kah, mırıldayan lığında, söylüyordu şarkısını ....
Kediciğin sesine bezeniyordu, yuvarlanıverdiği dertler girdabında yutulmamak için, kendince sergilediği hayat-memat mücadelesi ......
İliklerine dek, tir, tir titreyerek, soluk, soluğa kalmışlığında .....
Kendisine sadece sıradanlıkla kulak veren değil, yürekten dikkat kesilen birisini bulmanın tarifsiz sevinci ve heyecanıyla ....
Yaşlı ihtiyarın yorgun, titreyen ellerinde olmanın ve okşanmanın iç huzuruyla, kendinden geçmişlikle ......
Dur duraksız anlatıyordu .......
O anları yeniden yaşamanın duygu seline kendini kaptırmış lığında anlatıyordu .....
Anlatıyordu .....
Hayata tutunmanın ve vermeyi sürdürdüğü onurlu var oluş kavgasının, yürek yakan direniş öyküsünü, ömür destanını.....
ÖMÜR DESTANINI ......!
Anlatıyor du, yürek yakan direniş öyküsünü, ömür destanını......
ANLATIYORDU, YÜREK YAKAN DİRENİŞ ÖYKÜSÜNÜ, ÖMÜR DESTANINI ........!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

28 / 02 /2026 - Cumartesi

 





VURDUM DUYMAZ'LIĞIN AĞIR OLUR, BEDELİ ....


Sanma ki zaman, hayat, evren ve olaylar ...
Sür- git, senin dilediğince olur ..
Gamsız-kasavetsiz, vurdum duymazlıklarda tükenen ömür ..
Farkındasızlıklarda, yada kanırta , kanırta diyet ödetmekle kalmaz ..
Hayatı ıskalamışlıklarda, işin, işten geçmişliğinde ..
Sürerken eşeğini, Niğde'ye ..
Yalar, avucunu da güzelce ...
Aman canım, sendeler de tükenirse gün ve ömür ...
Avuç, avuç hüzünler dolar eteğine...
Dünün, anıların ve ömrün ..
Kederin ve gam yükünün kervanı olur, çıkarsın sonunda ..
Bilmelisin ve bilmeliyiz ki, insan olarak ..
Vurdum duymaz 'lığın ağır olur, bedeli .....!
Üstelik kişisel ödemelerle de kurtulamaz..
Toplumca etkileniriz, bu furyadan ..
Cılkı çıktıkça toplumun, çürüğü çıktıkça insanın ..
Bir kötünün, bin iyiye ..
Bir çürüğün, tüm sağlam üzümlere tehditi, tesiri ve zararı çoktan da öte olur ..
Evdeki hesabın, çarşıya pek uymamışlığında ..
Kimileri ava giderken, avlanır...
Yağmurlu günde, su bulamazlar içmeye !
Sürmeyi gözden çalanlara, göz yumanlar, iş kendilerine döndüğünde ...
Yaygara da, feryat - figan da yıksalar da dünyayı ulu-orta, nafiledir, nafile ..
Namussuza dur demeyen, sözde namuslunun ...
Yozlaşma, kokuşma ve çürümeden, şikayete hakkı yoktur ..
Ele verip, talkını, kendi yerse salkımı ne savunacak hali kalır, yaptığını ..
Ne'de, yatacak yeri olur...
Pişkinliğe vurarak, yadsımak ve ötelemekle günü kurtarmaya yeltenenler ..
Gün gelir, sendeleyemeden devrilir, geberip giderler, esvelesine ..!
Hasılı ..
Uzun lafın kısası ...
San maki, hayat kesmez sana faturayı, ödetmez hesabı ..
Adisyonu koyar, önüne ..
Soyar, soğana çevirir, üstelik donunu da alıp ..
Cıs-cıbıldak koymacasına, seni ..
Uyanıkları severler, tüm üç kağıtçılar ..
Kendilerinden uyanık, olmadıkça ..
Madik atıp, numaraya yeltenerek ..
Şeytan olmadan, ağız çarpmaya kalkmadıkça ..
Sözün, özü ...
Sen, sen ol asla ama asla, unutma ...
Vurdum duymazlığın ağır olur, bedeli .....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ

Friedrichshafen / Almanya

16/01/2017

Saat;04_36

27 Şubat 2026 Cuma

 




HALLERİN, PÜRMELALLİĞİNDE ....
NE SEN SOR, NE BEN SÖYLEYEYİM, HALLERİDİR, HALLERİ ....!

Sakladığın, saklandığın, dahası kaçıp sığındığın inin adı, SIR'sa .....
Sadece ömrünü değil, ruhunu da sarıp, sarmalar, İNLEYEN NAĞMELER, senin ...
Hele ki .....
'' - SIRRINI VERMİŞSEN ELLERE, SIRRIN DÜŞMÜŞSE ELİN DİLİ NE, ELİ NE, VİCDANI NA ....
Sen çoktan yitirmişsindir HÜKMÜNLE, İRADENİ ......
Olmuşsundur, YALOVA KAYMAKAMIYLA .....!
ADI, NAMI, ÜNÜ BÜYÜK KOZANOĞLU .........!
Yaşıyorsundur dibine kadar, nicedir .....
Olsan da bir, olmasan da Bir'leri ......
Sonunda dönüp, çıkmışsındır elden, ele gezen cezve ye ...
Olanların olmuşluğunda ......
Ola, ola olmuşsundur rezil-rüsvalıklarda, el-gün maskarası ......!
Böyle liginde .......
Sığamamış lığında şu KAVANOZ DİPLİ DÜNYA'ya .....
İki cihanda yerinin kalmamış ve olmamış lığında ....
Akıbetin, Araf ve Arasat tır, Arasat ....
Çektiğin azap, yandığın ateş, Cehenneme rahmet okutur ...
CEHENNEME RAHMET OKUTUR .......!
Özcesi .....
Hallerin, pürmelal liginde ...
'' - Ne sen sor, ne ben söyleyeyim ..! '' Halleridir, halleri ....
HALLERİN, PÜRMELALLİĞİNDE ....
NE SEN SOR, NE BEN SÖYLEYEYİM, HALLERİDİR, HALLERİ ....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

27 / 02 / 2026 - Cuma

Saat ; 21_58 

24 Şubat 2026 Salı

 


KAR BEYAZ GELSE DE, ÖLÜM ........!

Kar beyaz gelse de, ölüm .....
Kan kusturup, karalar bağlatır ......
KARALAR BAĞLATIR ........
KAR BEYAZ GELSE DE, ÖLÜM ........!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

24 / 02 / 2026 - Salı

Saat ; 17 _00









İŞTE O ZAMAN ...,

MAHALLE YANARKEN ...
Ayarı-gayarı tutmayınca, düzenin ..
Kaçınca, kantarın topuzu ...
Olan, olur ...
Yanlış tartar, kabzımal karpuzu ...
Çıkar işler, çığırından ...
Ne arşını kalır, nede endazesi ...
Sen, sen olup, geçiremeyince sözü
Koşamazsın çifte-çubuğa, öküzü ...
Bir değilse, insanın özüyle, sözü ...
Isıtmaz üşüyeni, mangalın közü ..
Dövemez' sen tavında, demiri ...
Duyarsın hep azarla, emiri ..
Geçiremez sen hükmün le, sözünü ..
Gün gelir, beslediğin kargalar, oyar gözünü ..
Muhannetlikle, esirgerse komşu, komşuya külünü ..
Sıkışınca başı, düşünce dara, görür gününü ..
Olmaz ölüsünde ağlayanı, düğününde oynayanı ..
Nişadır sız kap, kalay ...
Yalanlı dil, yemin ...
Mayasız süt, yoğurt tutmaz ...
Evdeki hesap, çarşıya uymaz ..
Çürüyünce su, kokunca tuz ...
Olur insanın değeri, pulla, sudanda ucuz ..!
Görüp gerçeği, öğrenince elif ile merteği..
Edince yüreğin cız, anlarsın o zaman ...
Hanya'yı, Konya'yı ...
Sürersin eşeğini, Niğde'ye,
Geçince, Bor'un pazarı ...
Toplarsın, tası-tarağı ..
Nafileliklerin avara lığında, kala kalırsın...
El elde, baş, başta, dımdızlak orta yerde..
Takkenin düşüp, kelin ...
Donun, düşüp ...
Götünün görünmüşlüğünde ...
Görür, ense tıraşını el-alem senin de, eninde-sonunda
Sümsüğünü düşürüp..
Önüne-ardına bakmadan, yola revan olmuşluğun da
Posası çıkınca, nimetin de, insanında ..
Ucuz etin yahnisinin yavanlığında ...
Suyu, avcar ı az olunca ...
Tadı, yavan olur yahninin de, çorbanın da.
Öğrenirsin işte o zaman ..
Zarfın değil, mazrufun geçerakçeliğini ..
Suretin değil fıtratın önemini, değerini, gereğini
Elini ayağını çekince ustalar,
Cirit atar, meydanda,
Kerameti kendinden menkul, çıraklarla ..
Boz bulanık günü seven, kurtlar, çakallar ...
Çekince elini-eteğini doğrularla, namuslular
İnsan gibi, insanlar ,
Ortalıkta itler havlar, dolaşır durur çar-çakal..
Ölünce imamlar ..
Olunca keçi, Evliya çelebi ...
Osuramasa da yokluğunda, imamlar ..
Eski alışkanlıkla ,
Sıçar ulu-orta, saf-saf cemaatler ..
Çoğalır, kendisini hergele de imam eşeği sananlar !
Kesilince ayaklar baş, başlar ayak ..
Kala kalırsın yalın ayak-başı kabak ...
Çıkınca dünyanın çivisi ..
Çoğalınca, insanın piçi ...
Ayar tutmayınca, beygirin kıçı ...
Meydan osurukla -boktan geçilmez ...!
Hancar mı, pancar mı, insan mı- müsveddesi mi seçilmez ?
Akla- karanın karışıklığında ...
Karpuz alsan, tıklarsın ..
Kavun alsan, koklarsın ..
Bilemezsen kolayını, bok edersin alayını ..
Karıştırırsan eğer insanla, suretini ..
Ödersin ömür boyu, ahmaklığının diyetini ..
Doğruya ve erdeme değil, güce tapar san ..
Ruhunu paraya, kudrete ve şeytana satarsan ...
Adam olmayana, insan muamelesi yaparsan ..
Yoz eşeğe altın, semer vurursan ..
Deve kuşlukta, başını sokarsan kuma ....
Kıçın kalırsa, ayazda ...
Eloğlu giderken, Mersine ..
Sen gidersen götün, götün tersine ..
Ayağına çarık olmayanı ..
Edersen, başına sarık..
Ölüne ağıtcı, düğününe okuyucu ..
Memlekete kurtarıcı beklersen ..
Eksilmez asla mı asla sırtından dayak, boynundan yular ...
Durulmaz asla, boz-bulanık sular ..
El oğlu gelir, pahtını da , tahtını da kurar ..
Sana da, takar burnuna hızma, ayağına pranga,
Diline kilit, sırtına semer, boynuna, yular ..
Layığın bu der, sürüm, sürüm süründürür,
Altı yok pabuçluk ta,seni ..
Şerefsizlik çölünde, haysiyetsizlik bataklığında..
Esaretin o, hiç silinmeyen utancın da ..
Düzen, düzen eliklerde, sokar seni düzene ...
Ondan sonra, yitmişliğinde özgürlüğünün ..
Gitmişliğin de, vatanının ...
Ayaklar altına alınmış'lığında, onurunla, namusunun ...
Bozulunca memlekette dirlik-düzen ..
Üşüşünce kuzgunlar leşe ..
Memleket gasp edilince üleşe, üleşe ..
Sen dönersin ölmüş şeddeli eşeğe, kokmuş leşe !
İşin, işten geçmişliğin de ..
Hallerin böyleliğinde ..
Kar etmez, son ve kör pişmanlıkların.
Yalama olur kıçın, kaçar bir yerlerine dilin ..
Kala, kala sana üçün biri kalır...
Olunca haller böyle, gidince haysiyetin ve onurun .....
Cehennemin esvelesine, sürgüne ..!
Faydasızdır, faydasız, küfürde, şükürde ..
İşlerin böyle ligin de nafiledir dualar ..
Seni paklasa, paklasa mezar değil, kubur paklar ...
Kuluna, şahına, padişahına değil ..
İster şeytana, ister yarada na yalvar ....
Beyhudedir, nafiledir çabalar !
İşler, iyiden iyiye, sarpa sarar ..
Mahallede, köyde, kent de, ülkede alev-alev yangın başlar ....
Yangınlar değil, sade bacayı,
Memleketin afakını, yeri-göğü, dört bir yanı kaplar ...
Çare biter..
İnekler suyu içer, dağa -bayıra kaçar ....
Körelmiş baltalar suya, insanlığın boka düşer ..
Olan, olur ...
Sen yanar, sen yakılır ..
Sen çalar, sen oynarsın ..
Gün, o gün olduğunda ...
Sakızının, boka düşmüşlüğünde ...
Gün kararır, yer-gök utanır ..
Kurt-kuş, ağzına sıçar ...
İşte o zaman,
Eskilerin deyişiyle ....
Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!
Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ /İSYANİ
Altınoluk / EDREMİT
03/ 01/ 2016
Saat ; 03_51

23 Şubat 2026 Pazartesi

 








ECELSİZ ÖLDÜRMELER, ECELSİZ ÖLÜMLER ...........!.

Yorgunsa bedenle, gönül ....
Bezgin, dahası tarumarlıklar da cam kırıkları acısından beter acılara yenik ve darma-dağınsa, ruh .....
Kör karanlık, çıkmaz sokaklar labirentinde hem yitik, hem korkuya yenikse yürek ...
Bölünür elbet uykularınız feryat-figan çığlık ve hıçkırıklarda boğulduğunuz ağıtlar ve sıtma nöbetinden de beter ...
Tit, tir titremelerde, dönüşün sona eriş fırıldakları kesilir ve başlarsınız yalpalamalarla gelen devrilip-düşmelere ...
Böylesi anlar elbette tahammülü, katlanılması ve atlatılıp, savuşturulması zor mu zor ve insanı ....
İnsanlıktan çıkartıp, güz vurgununda buruşup, çürüyen ve kurtlara yem, toprağa ceset olan AVA ESKİSİNE dönersiniz ...
BU HALLER BAŞA GELDİĞİNDE, DALGALARA YENİLEN DİLENCİ VAPURUNDN BETER SARSINTILARDA BAŞLARSINIZ ONLAR GİBİ sallanıp , batmaya ...
Elbette bunlarda koyar insana ve içine işler ele, ele vurgun, vurgun ....
Ama en çok ta drda-zorda, bela da, gada da yada illetle verilen son savaşta odaklarınızla, güvendiklerinizin ve DOST BİLDİKLERİNİZ' in yakın semtinize bile uğramamacasına, kirişi kırıp .....
VAR' da Yokları OYNAMAYA KOYULUP ....
Riya ya belenmiş göstermelik, iyi gün de çevrenizde pervane olup, sizi kapı-çevre kuşatanların ...
Siz çilenin tillesinde sallanırken SIRRA KADEM BASARAK .....
SİZİ VEFASIZLIĞIN, YALNIZLIĞIN VE TERK EDİLMİŞLİĞİN YALÇIN UÇURUMUNDAN ATIP, arkasına bakmadan tabanları yağlanıp kaçarak .
Ne olmadıklarını, KRAL ÇIPLAK Üryanlığında ve adeta ...
PARMAĞIM, KÖR GÖZÜNE diyerek, UMURSAMAZLIĞIN TELLERİNDE CAMBAZLIK SERGİLEMEYE KALKIŞIP, YELTENİŞLERİDİR...
Ondandır demeleri ve bunun asla boşuna olmaması ...
<< - Duvarı, nem ....
İnsanı, gam ......
Ruhu, vefasızlık öldürür ..>>
DUVARI NEM, İNSANI GAM, RUHU VEFASIZLIK ÖLDÜRÜR .......!
Bilinir ve biline ki .....
En azaplı ölümler, İHANETLE GELEN APANSIZ VURGUN ÖLÜMLERDİR, VURGUN ÖLÜMLER ....
İHANETLE GELEN APANSIZ VURGUN ÖLÜMLERDİR, VURGUN ÖLÜMLER .... .
İşte budur ......
İlletin, insanı ondurmayanı ve terk edilmelerin tarifsiz kırgınlıklarında, emsalsiz hicran sancılarında, .....
Azap-gazap ve acılarında kıvrandırarak, ECELSİZ ÖLDÜRMELERİ .....
Böylesi tadılan gaddarca ve kanırtarak öldürmelerle, ölümler, adı üstünde .....
ECELSİZ ÖLDÜRMELER, ECELSİZ ÖLÜMLER dir, ECELSİZ ÖLÜMLER .....
ECELSİZ ÖLDÜRMELER, ECELSİZ ÖLÜMLER ...........!.
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
22 / 02 / 2026 - Pazar
Saat ; 23_55

22 Şubat 2026 Pazar

 

KEŞFET KENDİNİ, TANIŞ KENDİNLE ...

Hayatın, paha biçilmez, lakin .....
Bir o kadar da pahalı mı, pahalı ....
Sadece, cep-cüzdan, el değil ......
Bir o kadar da, can akan arena lığında ki .....
Çoğu kere, keşmekeşlerde sürdürülen ...
Meşakkatli olduğu kadar ve hatta, ondan da çok olan, an gelip ...
İnsanın canını, iliğini kurutup, canından bezdiren ....
Düpedüz, kendinden geçiren çetrefilliğinde ..
Pusulasız yolcu, ipini kopartıp, sema da başı boş savrulan uçurtma ......
Zembereği boşalmış saat .....
Terk edilmiş, sahipsiz, atsız, yolsuz-duraksız, viran ve derbederlikte Hıltı çıkmış, araba eskisi .....
Dahası, zemheri de çöl sıcağını yaşatıp.....
Kan-ter içinde koyan yaz ortasının hararetinden, iz olmamış lığın da, inadına üşütmekle kalmayıp.....
Ta iliklerine dek işleyip, dondura koyarak ......
Seni, senden alıp, hayattan kopartan .....
Değil ki yaşama, dünya ya, kendine bile küstüren us dışı ve insanı dumura uğratan .......
Divaneliklerin leylisi kılıp, el-gün maskarası sayılıp-bilinen türlü ucubelikleri yaşamak ...
Bundan da ötesi ve önemlisi, önceliklisi ve'de ....
Bir o kadar da kötüsü ve tehlikelisi .....
<< - Yanıtından korktuğun sorulardan, kaçınıp-kaçıp .....
İyisiyle- kötüsüyle hayata, kendine ve çevrene sırt dönüp .......! >>
Muammaların fasit dairesinde dönüp-dönenip duran, KOBAY FARELERİNDEN beteri ...
Yani ...
BETERİN, BETERİ DURUMLARI .....
ÜRKÜTENLİĞİN SINIRSIZ ATLASLARI OLUP ÇIKAN ALEMLERİ, HALLERİ YAŞAYIP .....
ELEMLERİ VE KORKULARI TADIP, ÇEKEN ....
Ceremesini de ziyadesiyle ödeyen .....
En beteri ve ürküteni de ....
KENDİNDEN BİLE BİHABERLİKLERİN SEFİLLİĞİNDE DOLAŞAN ......
BİÇARELİKLERİN MÜPTELASI VE DEĞİŞMEZ ADRESİ, hatta ....
'' - Laf aramızda '', DÜPE-DÜZ ABONESİ OLUP-ÇIKARAK ..!
Küskünlükler sultanı, Düşkünlükler efendisi, yahut ta .....
Mezarlıkları dolduran, mutsuz ölüler le, ölümlülerden biri olarak, ömür tüketmemek .....
Özcesi, Gadadan-beladan ......
Kendi sürgününün, kahreden bitimsiz mülteciliğinden ırak ...
Hüsranlarla, yerle-yeksanlıklaardan bihaberlikler de .....
<< - Az aşım, ağrımaz, kaygısız başım ...>> Hallerinde süren, yaşam döngüsüne muktedir bireylik ...... Beraberinde de, farkındalıkla, sorgula yanlık gibi, insani albenilerin ediniminden ......
Hak ettiğince refah-ferah ve huzurdan pay alanlığınla ....
Asudeliğin doyumsuz, büyülü ikliminde, kula, kulluktan Azad eliklerde ...
Kendinin efendisi olmanın ayrıcalıklığıyla, farkındalığını ve konforunu, zevkleriyle-nimetlerini yaşayanlığında .....
Kendi küçük sultanlığının gönlü hoş, yüreği dingin ve aklı selim bireyi olmak istiyorsan ...
Hasılı, az' da, özü diyecek olursak .....
İki cihanı huzur da karşılayıp, yaşayan olmak ve .....
Onurun, hazzın, bahtiyarlığın, bunula gelen KEMAL LE, KIVANCIN albenisini, ayrıcalığıyla, konforunu ......
Sadece düşte, kelam da, ham hayalde, hele, hele de hamaset te değil .....
Hayatın ve ömrünün gerçeğinde, ÖZ'DE görüp, tadıp, bilerek ......
Gerçeklerin farkındalığında, ışığında olmacasına,, DÜŞLERİNİN PEŞİ SIRA KOŞMACASINA .....
YAŞAMI .....
Doya, doya günlük yaşamının her evresinde ve ömrünün her süreciyle gönlünün dilediğince, dahası .....
Olabildiğince de mutlu-mesut yaşamaksa idealin, meramın, niyetin, dileğinle, çaban ....
İştahlı, meraklı ve farkındalıklı işgüzar simyacılıklarda, mucitlikle .....
Aynı zaman da, mutlaka da ayaklarının yere sağlam basan lığında ama ....
Vazgeçilmezliğinde, en çok ta, .....
Afacan bebe meraklılığı, sabi-sübyan masumiyeti ve saflığı, yalınlığı, deli-doluluğuyla .....
Dahası, bir o kadar da dobraca, içsellikle içtenliğinle .....
Keşfet, kendini ......
Tanış, kendinle ......
Keşfet kendini, tanış kendinle .....
KEŞFET KENDİNİ, TANIŞ KENDİNLE ..........!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ


Immenstaad / Almanya

22 / 02 / 2026 - Pazar

Saat ; 01_01

Sessize, ses, dilsize dil, lala, dertliye tercüman olur .... Mekânsıza, mekan olur ........ Günü, geleceği, hayatı, mutluluğu ıskalayan kır...