ÖMRÜMÜN, ÇİLE ÇIKRIKLIĞINDA .........!
Ömrümün çile çıkrıklığında sardım hüsranı, gamı, elemi, azabı sineme, bedenime ....
Ruhumun isyanlarla, pişmanlıklar arasındaki git-gel ler de ki pürmelalliğinde ...
Gönül hoşluğunu, gülmeyi, sevinci, sevip, sevilmeyi unuttum ...
Müflis bakkalın defterini, karıştırması misali dönüp bakınca dünüme, yaşadıklarıma ...
Kah, çıkar kan beynime ......
Kah, yutulurum öfkenin, isyanın, pişmanlığın, tövbelerle, yeminler,sözler bozmanın girdabında .....
Ne durum, durağım nede hayata, umuda, mutluluğa tutunma halim oldu ..
Gün bulup, gün yaşayarak ömür tükettim ...
Azabın ilmek, ilmek ömrümü döşeyip, ruhumu ......
Zamansız ve amansızlıkta göynüyüp, çürümüş mürdüm eriğine döndürmüşlüğünde...
Hasret kaldım huzurlu uykuya, sükuna ve yaşama sevincine ...
<< - Bir'e çok, iki ye az'lıklarda ..>> Kıt-kanaat gün geçirip, ömür sürdüm ...
Ben kaçmaya çalıştıkça beladan, gadadan, çıngardan, kavgadan ...
Devenin üzerinde kuduz köpek dalayan yolcudan beterliklerde .......
Ne başımdan serenceme eksildi, ne gözlerimde yaş nede, gönlümde elem, yas dindi ......!
Ömür ufkumun karalara kesmişliğinde, hüzünle azap hep bana, sevinçle haz, ele-aleme düştü .....
Kah, bedenim ......
Kah, ruhum dona kaldı, gecenin ayazında .....
Başka bir alem de tüneğimin, yerimin-yurdumun olmamışlığında ...
Kala, kala, ola, ola sadece ama sadece ....
<< - Boynu bükük ölenler ..! >> Kervanında, çilekeşler ordusunda yerim oldu ....
Tattığım, tadacağım oldum olası hüznün kekremsiliğiyle, göz yaşının boz-bulanık yavan tuzu ve iç öğürten ......
Garabet tadı kaldı ağzımla, dilimde, dudaklarımda ......!
Kara yazdı ömür kalemim, azap öyküsüyle dolup, taştı ömrümün defter-i kebri ...
Yağmurlu günde zırnık suya hasret kalanlar bilir, bilse, bilse halimle, yaşadıklarımı ....
Baktığım aynalar ya hüznüme ortaklıktan yada utancından çatlayıp, kırılıp, paralandı ...
Tebessüm, sevinç, mutluluk fersah, fersah uzak oldu ömrüme ..
Ondandır, ömrümün menkıbesi olsa, olsa sadece acıların çığlığından ibarettir ve dahası ....
Talihim makus, yüzümle, yüreğim asık, karaya kesik ve öfkenin rengiyle, bezelidir..
ÖFKENİN RENGİYLE, BEZELİ ......!
Ondandır, öfkeden başka renk, acıdan başka tad ve isyandan başka kelam yoktur, ömür lugatımda ......!
Bundandır adımın,İSYANİ'ye çıkmışlığı ve el-alem gözünde DELİ görülüşüm, horlanışım ...
Ne anlatsam, ne desem bitmez çile dağarcığımdaki elem azığım ...
Biline ki, bundandır ....
Avara kasnak kesilip, beyhudeliklerde ve elemde dönüp duruşum, sebepsiz değildir ....
Çilem, azabım, hüsranım, kahrım sarılı ve saklıdır sarılı ve saklıdır ömrümün çile çıkrığında ...
Boşuna değildir, '' - SEBEPSİZ, KUŞ UÇMAZ.'' Kelamı....
Ondandır, bu temelle, eksen de dönüp dururum, dipsiz kör kuyu karanlıklarında ....
Kırlangıçlarla, yarasalarla aşık atarak ....
Kirman kesilip .....
Kendim inleyip, kendim duymacasına, ömrümün, çile çıkrıklığında, dönüp, dönenip duruşum ....
ÖMRÜMÜN ÇİLE ÇIKRIKLIĞINDA ..........
DÖNÜP, DÖNENİP DURUŞUM .......!
ÖMRÜMÜN ÇİLE ÇIKRIKLIĞINDA ..........
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
21 / 01 / 2026 - Çarşamba
Saat ; 12_55
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder