10 Mayıs 2015 Pazar

Ruhumun aşka tutukluluğunda ..
Sevda kasırgalarında sürülüp savrulan .. Şu efkarlı deli gönlümü .. Dalgaların kışkırtıcılığında, Yakamozların albenisinde ... Attım denizlere..., Sürdüm maviye ... Yüreğimin aşka .. Ömrümün hasrete kesmişliğinde .. Ömrümün, hasrete kesmişliğinde .. Attım denizlere .., Sürdüm maviye.

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Altınoluk/Edremit

10/05/2015

Saat:22_11
AN GELİR, KAÇINILMAZ BİR GERÇEKTİR ....
Nafile çabalarda, ömrünü helak etme .. Paralama kendini .. Yeltenme, kaçamazsın .. Koşma nafile çabalarda, yorulursun ....! Ne yaparsan yap, ne kadar reddedersen et.. Bil ki, İstesen de, kaçamazsın sen, senden asla .. Çünkü, Gittiğin yere.. Sen, seni götürürsün ... Hayatın çarklarında .. Ömrünün lime lime olmuşluğun da Kimisi, mukadderat , Kimisi şans ... Çoğuysa, bahtsızlık der geçer.. Laf-ı güzaflıklarda ömür eskiterek buna... Oysa... Oysa.., Hayata ve insana dair yaşanılası, An gelip, yaşanan Kaçınılmaz bir gerçektir oysa bu, sadece ! Kaçınılmaz bir gerçektir oysa bu, sadece ! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ Altınoluk / Edremit 10/05/2015 Saat;18_05
Aşk sedef kakmalı hilal gibi asıldı ruhuma..
İhtiras yakıyordu alev alev yüreğimi, bedenimi Tutukluluğumla senli tutkulara .. Ömrümü, ömrüne hasrettim, Beni, alaz alaz saran sevinin alevlerinde yanmacasına...

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

GAMLAR ECESİ, BİÇARE KADIN…

Pervasız, amansız ve acımasızca..
Ta, iliklerine dek sömürülüp..
Kanı emilmecesine her şeyi tüketilen..
Posası çıkarılarak, bitkinliklerde kendinden geçmelere terk edilip..
Sessizlik içinde, meçhullüklerde yığılır kalır..
Kendi üstüne devrilmenin en dayanılmaz ağrıları, sancıları ve sanrılarıyla …!
Bilmediği bir coğrafyanın derinliklerinde..
Devam edip, sürdürebilmek için..
Kaybetmeye tutsak olduğu bir oyununun,
Biçare, yalnızlık ve hüsranlara gark olan mağduru olarak.
Hayat denen, meşakkatli oyunun figüranlığında..
Hep kendinden verip, hiç anlaşılamamaktan’ da öte..
Hiç ama hiç takdir edilmemişliği..
Hatta, burun kıvırmalarla..
Küçümser bakışların, kendine çevrilmişliğinde..
Yitik ve kaçınılmaz kurbanlığına tutsaklıklar da..
Ona dayatılan tecrit ve hakir görmelerin zulmünde, içtiği agulardan.
İflas etmiş bir beden ve ömür eskisi, insan müsvettesi olarak ..!
Yürek ısıtan bir sıcak gülüşe hasretlik ve açlıklarda..
Hayatın,acıların..
Hıçkırık ,hıçkırık boğazına düğümlenip..
Onu, nefessizliklerde yiyip-bitirmişliğinde..!
Kıvrım, kıvrım kıvranarak..
İçin, için hissettiği yenilmişlik ve yokluk duygusunun..
Karmaşa anaforunda ve kaotik yansımalarında..
Yeniden ve bir daha, bir daha..
Oynamaya çalışıyordu, rolünü sürdürüp..
Kan - ter içinde bitap düşerek, kendinden geçmecesine .
Ezinçliklerle, muzafferliklerin kör savaşlarında..
İçtiği elem meylerinin, onu sürüp savurduğu..
Gri balçıklar ve çürümelerin ..
İç bunaltan, tiksindirici kokularının egemen olduğu..
Kayya kuyusunda …
Debelendikçe, debeleniyor..
Ona uzanan bir el, bir nefes olmamasının azap ve ezinciyle..
Çürümenin kaynaklığına dönüşmüşlükle..
Yitirdiği kendini, içinde kaybolan saflıkların simgesi..
O, gülümsemelere hasret çocuğu..
Ve, artık inançsızlıklara, varsın olsunlar’ da teslimiyete çarpan yüreğindeki..
O, onulmaz yaraların çaresini aramalarda..
Gün eskitip, fırsat, şans, sabır, umut ..
Velhasıl, yitirdiği insanlığını arıyordu ..
Kendine, insanoğlu denen ..
Kendi farkındalıklarını, ayrıcalıklarını bilemez hale gelen ..
Yüzü, sırtındaki solgun elbiseye dönen..
Saçları tarumar, feri yitik gözleri adeta kan çanağı, halleri perişan..
Hayat vurgunu, kanadı kırık serçe misali ..
Debelendikçe, güçsüzleşen…
Buna karşın, inadına..
Son bir çırpınışla..
Hayata tutunmaya çalışmanın nafile çabasında…
Tükenen zaman ve gücünü, son zerresine dek harcayan..
Yitirmelere tutsak, gamlar ecesi, biçare kadın …!
Nafile günlerin, o görünmez gam ve kahır yükünü taşımaktan helak olup..
Kendini..
Kırılıp, un-ufak olarak, bin parçaya bölünen, sırları dökülen aynanın.
İşe yaramaz cam kırığı haline dönmüşlüğün de hissetmenin hüsranı..
Düş kırıklığı ve yürek acısıyla…
Değil evrene, insana ve hayata..
Kendine bile aykırılık ve yabancılığında,
İçgüdüsel hayvaniliklerinin gün yüzüne çıkmışlığında ..!
Beynindeki uğultuların, ruhundaki ses kaoslarının kaynağı..
O zalim, söz dinlemez ve hünerli, arsız zangoç’un..
İşgüzarlıklar da, harisçe, işini yapmalara koyulmuşluğunda..
Çanların, amansızca onun için çalmışlığında..
Yana yakıla, deli-divaneliklere tutukluluklarda..
Arayıp duruyordu kadın kendini ve bir şeyleri..
Neyi, niçin aradığını bilememenin yürek yakıcılığında ..!
Neyi, niçin aradığını bilememenin yürek yakıcılığında .. !

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Altınoluk/Edremit
17/02/2014
Saat; 01_32



SESSİZ ÇIĞLIKLARLA..

''DUYABİLEN YÜREKLERE''

Kader'in SİTEMLİ HAYKIRIŞI....



Sözüm ona siz insanlarca , çok bildik gelen..

Dahası, artık iyiden iyiye kanıksanan..

Ne hazindir ki ; ancak diş karıştırmacasına kısa süreli ve gelip- geçiciliklerde,ara-sıra umursanan...

Ama ne hazindir ki , yine sizin duyarsızlıklar da..

Üç maymunu oynamalarınız ve aman sendeciliğinizle..

Cehalet ve din karanlığının..

Töre ve kör olası örf , adet ve geleneklerin..

Dilinize pelesenk olan o teslimiyetçi..

Körü körüne kaderci ve biata bulanan ,

Zihinlerinize katran karalığında ve suçu..

Önce tanrınıza , kadere , sonra...

Bizatihi , ben kadersiz KADER kıza yükleyen anlayışlarınızın ...

Amansız ve acımasız çarmıhına gerilip..

Baştan suçlamalara tutsaklık ve kaybetmeye mahkumluklarda..

Cansızlığımda bedenime saplandığı sizlerce söylenen..

On dört saçmanın hala bedenimde saplı lığında..

Saçmalarla gelen, saçma sapan bir ölümle...

İmam efendinizin''-Kul'u , Allah la kandırmalara yeltenmiş liginde'' kıydığı sözüm ona ''DİNİ NİKAHIMLA''..

Ömrüme ve ölümüme ferman biçmişliğinde ...

ÇOCUK GELİN 'liğe tutsaklıkla başlayan ölüme yürüyüşün bitmişliğinde..

Dahaca gonca ömrümde toprağa düşmüşlüğümde..

Ölüm şerbetini içmelere mecbur tutulan ,Kader'im ben..

KADERRRRRRRRRRR.....!

Ne menem Kader'se ismimde meymenetsiz, kaderimde ..

Bakın hele, bana reva gördünüz bu ölümle..

Yüz karası, lanet halkası olup geçmişliğimle yürek ve ömürlerinize...

Bilseniz zehir zıkkım olur yediğiniz etim, canım, ömrüm size..

Aslında, bu sitemimin sizlere sivrisinek vızıltısı kadar bile etki etmeyeceğini bilmişlikle..

Ölü bedenimden, sessiz çığlıklarla utancınızı haykırmak adına...

Ve, feryadımı dile getirmek için söylediğim sözler bunlar..

Siz , bu satırları okurken dahi..

Kadının adının-esamesinin olmadığı...

Ve ne hazindir, yazıktır ki okunmadığı...

O güzelim, o bahtsız ,o KADER'siz ülkemin..

Kentinden, varoşlarından ...

Anadolu'mun, en ücra yerindeki mezrasına, sokağına dek..

Ve , hatta modern dediğiniz kentlerinizin en sosyetik semtlerinin orta yerinde ,şu an kaç kadın..

Ya katledilmelerde, ya ırzına geçilerek telef edilmekte..?

Dayak, şiddet, işkence, horlanmak ve örselenmelerse..

Cabadan ve diğer cümle zulümlerin yanında en hafif kalan ..

Sıradan eylemliliklerden olarak, kayda dahi girmemiş liğinde..

Kaç kadın, eril şiddetinde, töre, aile ve kanuni zulüm ve badirelerde hayatlarını yitirmekte..?

Batman, Siirt, Mardin, Diyarbakır , Urfa ve İstanbul'da ..

Değil asırda, ayda, yılda, günde...

Saatte, kaç körpe kadın intiharlarda kıyım kıyım kıyılmakta ..

Tüm bunları sizler bilmektesiniz..

Ey..! Kelli-felli enteller, danteller..

Sözüm ona aydınlar, bilim insanları..

Yalaka gazeteci tayfası, kıç yalayıcılar...

Yanar-döner yandaş yazarlar , çizerler ve..

En acısıysa yine sözüm ona '' Kadın hakkı savunucusu '' geçinen..

Goygoycular, fikir ve beden mastürbasyonun da kendi egosunu tatmin eden..

Anadolu'yu ve kadınını ,kızını hiç mi hiç..

Bilip tanımayan, dudağı boyalı, yüzü makyajlı,

Gözü son moda gözlüklerle, gerçeklere ve dünyaya kapalı..

Bedeni türlü takılar ve kokularla bezeli..

Kadıncık ve erkekçik (!) ...

Aslında , insan bile denemeyecek , zavallı biçare insancık(!) bozuntusu..

Hilkat garibeleri sürüsü...

İlerici geçinen dürzüler, dümbük'ler, yosmalar ve soytarılar..

Ben katledilirken , bir yerleriniz hiç mi hiç duydu mu acaba sizin?

Ben on birimde gelin, on üçümde anne ve şimdide ölü canken ...

Kaçınızın yüreğine ve otağına ateş düştü..?

Kaçınızın evinde baykuşlar öttü..?

Kaçınız kahrı-gazap oldunuz acaba, acıyla ve acımla..?

Bunu bilmek isterdim..!!!!

Ama şimdi, tüm bunların ne önemi,

Nede anlamı var..

Şimdi ben ; Kadersiz KADER 'ligimde..

Akıbetime uğrayacak nice Kader'ler var diye..

Haykırıp, sizleri uyarmak adına bu sitemi dillendirip, yazdım..

Ya değilse ; bana acı ağıtlar yakıp..

Sizleri şirin gösterecek ,methiyeler düzerek..

İçtenlik ve içsellikten uzak ...

Desinler türünden..

Ya da;

Dostlar alış-verişte görsünler nevinden, yazı çiziler le...

O, tatminsiz egolarınızı tatmine kalkışmanız adına etmedim bunca kelamı...!

Egemenlerin kelli felli,süslü-püslü evlerinde, villalarında..

Ayakkabı kutusunda bulunan..

Kara paraların..

Tüyü bitmemiş yetimlerden çalınan, kirli ve kanlı servetlerin..

İktidardakilerin ayrıcalıklı ,torpilli ve gemicik..

Dahası, çeşit çeşit sınırsız servet sahibi evlatları..

Hırsız zürriyetlerin, çeşit çeşit paraları ...

Havada uçuşup, soytarılıklar da ...

Buna ilişkin haberlere yasaklar konarken, daha iki hafta evvel o ülkede..

Bana ,bir kara tabutla..

Adeta ,yangından mal kaçırırcasına gecenin üçünde toprağa gömülmek reva görüldü..

Payıma ölüm ve zulüm..

Bedenime acı ve cansızlık fermanı kıyılarak toprağa gömüldüm, toprağa..!

İktidar erkleri hırsız evlatlarını..

Soy, sop, zürriyet ve akraba-i taallukatını korumak için gece yarısı..

Yıldırım hızından da beter sürat le yasayı, hukuku,

kanunu çiğneyerek..

Kara düzenin kirli operasyonuyla , memlekette kara kasırgalar kopartırken..

Beni koruma görevi olanların ..

Suçluluklarının hesabını , kim soracak ?

Ben niye, nasıl ve neden ölümlerde katledildim diye ?

Kim hesap verecek, kim..?

Buda , fail-i meçhul dosyalardan biri olup..

Bencileyin o'da , evraklar mezarlığında çürümeye terk edilen dosyalık da,ölüp gidecek..!

Şimdi , ben kadersiz Kader derim ki..

Düzdünüz, büzdünüz ,pisliğiniz boyunuzu aşınca da..

Ben biçare Kader'i,  gece içinde , kara toprağa alel-tecel gömdünüz..!

Haydi elleri kanlı, yüzü kara Ebu cehiller sürüsü..

Verin bakalım, hesabımı..

Verebilmeye yüreğiniz, ömrünüz ve gücünüz yetebilecekse eğer ?

Kadersizliğimin günahını ,diyetini ödeyin bakalım..

Ödeye biliyorsanız ?

Yüreğiniz ve devrilesi ömrünüz yetiyorsa eğer..

Bundandır ki ;

''-Sıçam , düzeninizin içine !'' , diyor..

Ve, kadersiz KADER 'ligimde evselesin'e..

Yani..

Ölümün kara kollarında ..

Kara toprağın bağrına göçüyorum , ben..

Ben bir öldüm , canlığımda..

Siz ,her gün ölün ÖLÜ CANLIĞINIZDA..

Yetiyorsa yüreğiniz,

İnsanız deyin kendinize hala..

İnsanız deyin, kendinize..

UTANMAZ  ARLANMAZCA..!



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Altınoluk / Edremit

14/01/2014

Saat;14_04



Not: Ressam Berrin DUMA kardeşimize eserini şiirimde kullanmama müsaade ettiği ve çalışmama yürek güzelliğini sunma zarafetini gösterdiği için huzurlarınızda kendisine en kalbi şükranlarımı sunuyor, başarılarının devamını diliyorum.. 
DALIP GİDEREK, IŞIKLARLA DANSA …

Gün batımında, sulara gömülür kızıl şalına sarılan güneş ..
Salına, salına bir dansa başlar adeta sularla..
Mor ve turuncu yakamozların yansımasında..
Kıvrılır, bükülür, dalgalar kırılır …
Zerre, zerre dağılır, öper ıslak, ıslak..
Suları dalışlarla delik deşik ederek,
Çığlık çığlığa ,telaşla uçuşan martıları …
Kumu, çakılı, taşı, toprağı …
Ve, pasa kesmiş köprü ayaklarını ..
İçine işlediği demiri, çürümelere tutsak ederek
Sahile ve köprü ayaklarına vuruşlarında ..
Sonunda, yiter ışıltılar..
Laciverde bulanır sular, güneşin alıp başını gitmişliğinde !
Sabahki dansa hazırlanır güneş, ufukların ardında ..
Güneşin ardı sıra kalmışlığında..
Su, karanlığın ve gecenin koynunda ..
Rengarenk yakamozlara kesmişliğinde …,
Dalıp giderek, ışıklarla dansa …!
Dalıp giderek, ışıklarla dansa …!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Altınoluk/Edremit
19/01/2015
Saat;15_03


KORKARIM BİR GÜN ....,

Tüm sevecenliğim ve kışkırtan çocuksu gülüş güzelliğimle ..
Selamlamışlığımla sizi ,
Size, ayna tutuyorum, ayna ..
İçinizdeki,
O, ihmal edip, küstürüp,
Elemlere terk ettiğiniz çocuklarla, barışasınız diye ..!
Göz bebeklerime odaklanın, yaklaşın...
Daha yakından ve özenle bakın bana ..
Bakın ve anımsayın ,bir zamanlar sizde bencileyin masum mu masum..
Günahsız,el değmemiş,kirlenmemiş çocuklardınız ..
Birileri çalmadan o masum gülüşlerinizi..
Talan etmeden umutlarınızı,düşlerinizi..
İğdiş edip, talanlar da katletmeden o çocuk güzelliğindeki..
Kardelen aklığındaki çocuk ömürlerinizi ..
Sütten çıkmış, ak kaşık paklığında ..
Cıvıl cıvıl hallerinizle, serçe ötüşü güzelliğinde kahkahalar atarak..
Gülüşler çoğaltıyordunuz,sizlerde ..!
Kirlenip-paslanmadan ömürleriniz ,
Katran karası karanlıklar işgal etmeden gönüllerinizi, yüreklerinizi.
Koparılmadan sevinç tomurcuklarınız..
Tatmamışken ihaneti,riyayı, iki yüzlülüğü..
Gammazlamayı,kahpece sırttan bıçaklamayı..
Ve,tanımazken ömür zulalarınızda kalleşliği,soysuzluğu..
Yani ömrünüze hakimken,
Munzurun sularının duruluğu ..
Rengarenk göz bebeği,çocuk gülüşü ve ömürü güzelliğindeyken..
Sizde, benim gibiydiniz ..
İçtenliğin kundakların da..
Sevgi,masumiyet ve saflığın kozasında ki akpaçık pamuklar,
Ya'da karlar aklığındaydınız..
Biliyormusunuz siz bende neyi sevdiniz ?
Hiç düşünüp,sordunuz mu kendinize..
Gülüşüm neden başınızı döndürüyor şimdilerde ..
Suskunluklar da yit 'tiniz..
Sesiniz - soluğunuz kesildi birden bire..
Lal oldu dilleriniz....
Dut yemiş, bülbüllere döndünüz..
Utanç ve mahcubiyet..
Hele ki'de, elem ve hüzün..
Ama, en çokta pişmanlık ve özlem rüzgarları esti, içinizde..
İnceden inceye, sızılar çoğalttınız...
Halen, insan kalabilenleriniz, ruhunuzda..!
Ondandır ki, ben söyleyeyim size..
Siz, bende sizin o kar beyazı çocukluk güzelliğini bulmuşluğunuzda..
Bakıyorsunuz şuan, hem bana,hem vicdan aynanıza..
Hemde, içinizdeki o masum ve küskün çocuğa..
Ve,sitemler ederek..
Sövüp sapanlıyorsunuz sizi, sizden..
Masumluklarınızı ,düşlerinizi,umutlarınızı,yarınlarınızı çalan o dilsiz şeytanlara..
Ha, dün siz çocuktunuz ama daha..
Tıpkı bugünkü bakmalara doyamadığınız ben gibi..
Masum mu masum,el değmemiş güzellikte..
Ondan gözlerinizi alamamacasına bakıyorsunuz, bana..
Göz bebeklerinizi dikerek,göz bebeklerime ..
Korkum ne diyeyim mi?
Fısıltılara sinen korkumla..
Duyun gelin sesimi..
Korkarım bir gün, bende kirlemişliğimde..
Bakacak, dalıp,dalıp gideceğim...
Masum çocuk göz bebekleri arayacağım,
Pişmanlık, hasret ve özlemle...
Korkarım, bir gün.....
Masum çocuk göz bebeklerinde yiteceğim,
Söverek dilsiz şeytanlara..
Sizler misali bende, acaba ve keşkelerle boğulmuşluğumla ...!
Sizler misali bende, acaba ve keşkelerle boğulmuşluğumla ....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Altınoluk/Edremit
24 / 02 / 2015
Saat; 17_34


Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...