16 Ekim 2021 Cumartesi
MARİFET;
URBA DA, ÖRTÜNME DE VE KAPALILIKTA DEĞİL ...
MARİFET İNSAN OLMA , İNSANCA DAVRANMA VE İNSANİ ERDEM'DEDİR
Değil giyinikken, saçının, yüzünün ve tırnağının zerresi görünmemecesine kapalıyken bile, hatta kat be kat örtülüyken fitne-fesat ve sapkınlıkla dolu olacağına ..
Anadan doğma çıplaklıklar da tevazu, edep ve adap ile olmak daha evla, insani ve olması gerekendir ..
Marifet ne urba da, ne çıplaklıkta, ne beden de, ne mal da-mülk de, ne de, şan da, şöhrette..
İçtenlikli yalınlık, zırh gibi örtülü ve giyinik bayağılıktan değerli, kıyaslanmayacak kadar da, yüceliktir ...
Ön yargıyla,dış görünüşlere göre değerlendirip, yorum yapmak fitne -fesatla masumiyetleri kirletmenin de ötesinde, kesinlikle insanlığı ayaklar altına alıp, çiğnemektir.
İnsanda belirleyici olan çıplaklığı, giyimi-kuşamı, şatafatı, sadece göze hitabı ve cemali güzellik ve albeni değil, aslolan ve öncelikle önemli olan niteliği,ahlakı, içtenlikli dürüstlüğü, yalınlığı ve faziletidir ..
DAHA DA ANLAMLISI VE ÖNEMLİSİ ..
KIBLENİN İNSAN OLMUŞLUĞUN DA ....
'' - ÖNCE, İNSAN . ''
Diyebilmek ...
Fıtratıyla, suretiyle ..
Özüyle, sözüyle ...
Aslıyla, suretiyle ...
İNSAN OLABİLMEKTİR ...
İNSAN OLABİLMEK ....,
Ötesi, lafı güzaf'dır ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/ İSYANİ
Immenstaad / Almanya
11 / 10 / 2017
Saat ; 02_28
14 Ekim 2021 Perşembe
İnsan ve insanlık denen garabet, ıslah da olmaz, iflah'ta ......
İnsan ve insanlık denen garabet, çağlar öncesinden şu ana dek, olmadığı gibi, gelecekte de asla ama asla ıslah da olmaz, iflah'ta ......
Çünkü, kendinin kainatın köküne kibrit suyu dökmekten bıkıp-usanmayan, ders alıp-akıllanmayan, işin içinden << - Tarih, tekerrürden ibarettir >> Deme ahmaklığıyla,işin içinden sıyrılmaya kalkan ve sıyrılacağını sanan, en kalabalık ucube varlıktır ....
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ
DEMELER, ASLA SEBEPSİZ VE BOŞA DEĞİLDİR .......! Gönül, sevdanın kandili ise, sönüp karardıysa ne düzen tutar, nede iflah olur ..... Ömrü sevdasına ve sevdiceğine hasrederken uğradığı badire ve yaşadığı hüsran, ihanet ve talanla telef olan sevdalının ömrü ........... Tiftimiş ipeğe, ibrişime dönünce, ne iğne-iplik, nede dikiş kar eder .... Deveyi iğne deliğinden geçirebilecek, işinin ehli mahir terzi bile, döktürse cümle hünerini, dikemez sevdalının gönül yarasını, yürek yırtığını ..... Çünkü; dikişte, yamada tutmaz, gönül ve sevda yarası, gerçekliğinin ve gerçeğinin gereği ... Şimdilerde zamanelerin ÇAKMA SEVGİ ŞAMATASI' nın deri-topu, gerçek sevda harının değil koru, kıvılcımı,alevi, zerre külü,tozu olamaz .... Ondandır RİYA VE ÇAKMAYLA GERÇEĞİ değil karıştırmak, kıyaslanmamalı bile ..... Bırakın demeleri, bunu aklın kıyısından geçirip düşünmek bile düpedüz ve alenen, '' -ABESLE İŞTİGALDİR ..... ABESLE İŞTİGAL ......! '' Hali, ıraktan bakınca, ehlince bile, fark edilmesi imkansız denecek kadar zor hallerde olup, uludağ doruğunda için, için eriyen kara dönmüşse, sevda mağduru ömürle, gamlı gönül, yaralı yürek, yaraya ne tuz basmak kar eyler, nede, tabip çare bulur ... Sevda ateşi mevti de, erinçle, hazzı bağrında taşıyıp, sunan haliyle .... Ömre, ömürde katar, ömrü ve tenden, bedenden canı da alır ....... Ondandır .... << - Tıpkı, şifa'lığın da aş, felaketin de acı, ağu, azap, hatta ..... Apansız ve zamansız ölümle, beraberinde de, devasa, onulmaz hüsranla, tarifsiz acı sunan ateş ve harlı yangın gibidir, sevda denen, ateş ....... SEVDA DENEN, ATEŞ .........! '' Demeler ..... Asla sebepsiz ve boşa değildir ..... DEMELER, ASLA SEBEPSİZ VE BOŞA DEĞİLDİR .......! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 14 / 10 / 2021 - Perşembe Saat ; 14 _ 26
'' - BİLENLE, BİLMEYEN, HİÇ BİR VE AYNI OLUR MU ? ''
KURUYUP, ÖLÜMÜ TATMIŞ, ORKİDE YAPRAKLIĞIMDA ......
Nice gönülleri fethetmek, nice aşklara köprü yada kolaylaştıran aracı güzide bir armağan olarak Orkideliğimde ...
Aslımı, kökümü-kökenimi, seceremi, dalımı-budağımı hatta ve hatta ......
Güzellik ecesi, asalet ve itibar timsali çiçeğimi bırakıp, ömrümün nihayetinde, kuruyup, ölümü tatmışlığın elemiyle ...
Kuruyup, düştüğüm masa üstünde, bir el dokundu, canı ha çıktı-ha çıkacak hallerde can havliyle kıvranan bedenime ...
Bu hanedeki süren hayatımda, eskiden sunduğu özenden de, çoğunu sunarak, adeta örseleyip canımı acıtmaktan kaçınarak, duyarlılığın tüm gereklerini sergileyerek ....
Yenice tattığım, Ölü Çiçek yapraklığımda bile, beni kendime değerli hissettirerek, kavrayıp koydu mumlarla iç, içelikte aynanın önüne ....
Evin naif sahibesi, kadın duyarlılığını kusursuzca sergilemişliğiyle .....
Bir canlının kendi ölüsünü seyretmek, akla yatkın ve hatta olası, dahada ötesi ....
Sıradanlıklarda yuvarlananlar için,makul gelmese yada görülmesede, sıcaklığını tüm bedenimde, iliklerime işlemecesine yaşadığım, cömert hallerindeki yaklaşımında, beni kavrayan elin sahibinin aklı, farklı dinamiklerden beslenenlerden olmalı ki ..
Beni dansa kaldırılan genç bir bayana gösterilen özenle kavrayarak belimden, hatta ....
Sevginin ve şefkatin taşmacasına çokluğunu hissettirip yaşatmacasına koydu oylum,oylum hallerimle kendimi aynada görebilmeme olanak sağlayacak hallerle uzattı ....
Öylece, oracığa, mumluklarla, yakılmayı bekleyen mumlar arasına ....
Güngörmüş bir formika möble grubunun uzantısı, orta sehpasının üzerine, hamen oracıkta duran aynanın önüne, koydu kaşla- göz arasında, adeta tüy kadar yumşak hamleleriyle ....
Az önce dalımdan düşüp, ölümü tattğım esnadaki düşmem sırasında, tlattığım vartayla, yaşadığım örselenmenin verdiği nahoşluğu atıpta, görüp yaşadığıım sevgiyle bezeli, yakın ilginin iç rahatlığıyla ....
Gelince kendime, kaçamak bakışlarla süzdüm kendimi, aynada ......
Işıltılar harmonisinde ölü yaprak candan çok, sanki sevdiceğini bekleyen genç hanım edasıyla, kendimi dahada bir mutlu hissettim .....
İçmeden esriklik de, melteme kapılmışcasına hafif ve ferah hissetmişlikler de, aygın-baygın hal ve edayla mayıştım adeta, öylece oracıkta ...
Hasılı, ölümlü canlığınız da erişmek ise meramınız, anlıkta yaşanılır lığın da güzellik yaşatma ve yaşamacasına mutluluğu, bilin ki ölü yapraklığımda, idrak ettiğim kadarıyla ......
Ölümler bile güzelliklere ve yeni sevgilerle duygulara vesile ve bilinmezliklere,yeni sürprizlere, kapı aralamaktadır, kapı, daima .......
Yeter ki, sen iyimserlikle sarıl hayata ve gönül gözünle bakarak, sevgiyle ve dahası, olumlulukla bak dünyaya ......
İşte, şuradaki kısacık mola aralığında, üstelik akıbetimi bilmenin hezeyanıyla bile olsa da, olsanız da içtenlikli ve sevgiyle düşününce ....
Sağ duyu ve tedbirli iyimserlikle, hayatla ölüm arası gidip-gelen ömür ve hayat salıncağında, yaşarken tüm karmaşıklıkları, tüm mevsimleri ve hatta ölümün soğukluğuyla, hüznünü ......
Bir yanınız düşse de, karanlık boşluğa, berinizle tutuna bilirsiniz, kısa sürelide olsa, hayatın son deminde, hatta son kertesiyle,saliselere sığıveren dar zamanlarında, tadılıp-yaşanacak güzelliklere .........
Bunu, sevgi dolu iyimser bir insanın, şefkatle dolu elinden yaşayan,şunun-şurasındaki ölü orkide yapraklığım da idrak edecek kadar, yaşayıp- tatmışlığımda ......
Sağ duyu ve kendimden eminlik le, dahası kimselere eyvallahsızlıklarım da diyorum ki, benliğim deki sevgi ve güzelliklerin dillenip-taşmışlığın da .
Ölü yaprak bile olsanız da, marifet ....
Anı, anda yaşayarak, anı değerli kılıp, anda anı dolu, dolu yaşamaksa, hayat, güzellik ve mutluluğu ......
Siz, siz olun, terk ederken bile dünyayı, terk etmeyin asla, sevgiyle şefkati, kalsanızda harla,darda ...
Kalsanız da, harla, darda .......!
Bunları dillendirip, diyorum, ÖLÜ ORKİDE YAPRAKLIĞIMDA VE ÖLÜMÜN EŞİĞİNDE Kİ BU SON KISA VE DAR ARALIKTA, ANI,ANDA YAŞAYANLIĞIMLA .....
ANI, ANDA YAŞAYANLIĞIMLA .....!
Sevgi, ölümü bile kolaylaştırıp, değerli kılar yeter ki, siz,siz samimi, dürüst,içten ve sevgiyle bezeli, hoş görülü olup, hayata da, ölüme de iç içeliğinde hoş görüyle bakıp,yaklaşmayı bilen olun, bilen olun ...
Siz, siz olun,sakın ola unutmayın ......
Şu güzelim özdeyişte hayat bulan düşünce, ilke, felsefe ve yaklaşımı .....
Bilenle, bilmeyen, hiç bir ve aynı olur mu ?
BİLENLE, BİLMEYEN, HİÇ BİR VE AYNI OLUR MU ?
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
13 / 10 / 2021 - Çarşamba
Saat ; 10_00
13 Ekim 2021 Çarşamba
SÖZÜM ONA, YAŞAYAN, ÖLÜ CAN'LIĞINDA ........
Ölümün, beraberinde de gömüldükleri toprağın
gözlerini örtmüşlüğünde ...
Ne, Semanın Kandilleri yıldızları, ne kuş
uçuşlarını nede göğün mavisiyle görmek istedikleriyle, sevdiklerini göremeyen
ölüler gibiyim ...
Sadece ölüme
yenik düşmekle kalmayıp, ilelebet gömüldükleri yerde, toprağın bağrına
esarete mahkum olmaları, ne denli, çarpıcı, üzücü, yürek yakıcı ve tüm bunların
yanı sıra ve bunlardan da öncelikli olarak ta, ibret verici ve insanı gelgitlere sürükleyen ...
İnsana, bambaşka duyguları aynı anda ve tüm
vuruculuğuyla yaşatan, hatta .....
An gelip naçarlıkla belenen göz yaşlarına
sürükleyen hallerin pençesinde ....
Keşkelerle-pişmanlıklar kokteyllerini içtiren bu
durumda, insanın elinde olmaksızın hüzün kundağına belenişinin dokunaklılığıyla izi .......
Hayattan, ömürlere düşen, ibretlik-kalıcı, kalıcı
oldukları kadarda, yaralayıcı izlerdir, izler ..
Böylesi elem kaynağı haller, duyarlı ömür ve yürek
sahiplerinde duygu, duygu taşan hal ve söz olarak edebiyata, sanata,
tarihle-zamana ve hatta dillere yazılmış dahası kazınarak adeta ömürlere
bezenip, geleceğe izler ve yol-yordam rehberi olup-çıkmışlardır ...
Böyleliğin de .......
'' - Ölme gömerler, seni, dar, soğuk ve ıslak
karanlıklarda koyup, dönerler .....
Seni, DAR, SOĞUK VE ISLAK KARANLIKLARDA KOYUP,
DÖNERLER ......!
Çekilince el-eşik, irili-ufaklı elvan,elvan
karakterli ve halli kalabalık ......
Yeni mekanındaki, işine aşina meraklı mekan
paydaşı ziyaretçilerin, bedenini, oradan- buradan, öteden-beriden öperek,
selamlarlar ve hem yemeğe koyulup, seni tüketmeye başlarlar .....
Hem de, farkında'sız ve duyamamış'lığında,
HOŞ GELDİN, derler ......
Akıp, karışınca gözlerin, beynin hasılı için-dışın
toprağa, kimselerin görememişliğinde son halinin resmi çıkar toprağa ....
Bir tutam kemikten ibaret kalakaldığında toprağın
bağrında, çiçeklerle açarsın sende haşr-ı neşr ile toprak olup çıkmış'lığında
...
Ölüm doğrulamış'lığıyla hayatın ve gerçeğini anılarınla-adın kalır gök kubbenin
doruğunda, bie mavi atlasın kanatları altında kürede, zerre olup kalmışlığında
....
Gerçeğe ışık olan kandilliğinle, yerini bulursun
eninde-sonunda,layığınca ve hak
ettiğince kainatın koynunda, mavi atlasın kanatları altında ....! ''
Ölümle-yaşamın koyun, koyuna'lığında süren, hayatın
çarkı feleğinde o, elvan çeşit zerrelerden, biri olup kalmışlığınla
...........
Hükmünü sürersin, bedenlik'ten azade,
ruhaniliğin hafifliğinde ......
Ruhaniliğin hafifliğinde .......!
O, an anlamalara vesile olarak, hayatın yepyeni
evresine kapı aralayan'lığın da, seninde emeğin, tuzun, zerren, hasılı farkında
olamasan da emeğinle-katkın bulunur, hayatın gizemli ilahi, evrensel aşında
......
Göremediğin karın-yağmurun, toprak olan bedenini
ıslak, ıslak öpüp ......
Hayata dair emareler sunmuşluğunda, farkında
olmasan da, yaşarsın hayatın koynunda, toprağın bağrında yaşayan, ölü can'lığında
......
TOPRAĞIN BAĞRINDA YAŞAYAN, ÖLÜ CAN'LIĞINDA
........!
Bencileyin hayat denen GAYYA KUYUSUNDA doğan-batan
her günün zaman aralığında .....
Akreple-Yelkovanın hiç bitmeyen soluk, soluğa
ve soluk kesicilik de süren, at başı yarışında, ezinçle-sevinçlerin
harmanında, dahası ....
Kuzguni bir vurgunun, yahutta, amansız harlı bir
yangının ortasında, can derdine ve dünya telaşına dalıp-giderek
................
Kendini, hayatın güzelliğini ve
farkındasızlıkda ıskaladığım sevdiklerimin yüzünü görüp de fark
edememişliğin yoksunluğunda ve yoksulluğunda göremezsen, benim gibi .....
Yahutta toprağa karışıp-kapanmış ölü gözleri
misali, bil ki .....
Gerçek ölü canlardan, bir farkla ......
Sözüm ona,
yaşayan, ÖLÜ CAN'LIĞINDA ....
Hayatı ıskalayan ve bunu bile fark ve idrak
edemeyen, hayatı, güzellikleri, dahası ......
Düpedüz, mutluluğu ıskalayan, yitik ve yenik
gafillerden'sindir, gafillerden ......
HAYATI ISKALAYAN VE BUNU BİLE FARK VE İDRAK
EDEMEYEN, HAYATI, GÜZELLİKLERİ, DAHASI......
DÜPEDÜZ, MUTLULUĞU ISKALAYAN, YİTİK VE YENİK
GAFİLLERDEN'SİNDİR, GAFİLLERDEN ...
SÖZÜM ONA, YAŞAYAN, ÖLÜ CAN'LIĞINDA .....
SÖZÜM ONA, YAŞAYAN, ÖLÜ CAN'LIĞINDA ........
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
12 / 10 / 2021 - Salı
Saat ; 18_00
12 Ekim 2021 Salı
BUZ GÜZELLİKLERİ...
Ah....
Ömrüm.. Ömrüm , ah ...
Ömrümün, fırtınalı-boranlı çocukluk yıllarımın, akpacık karı ...
Kristalden de albenili hallerde sarkan ....,
İçime işleyen , hala mı hala yüreğime saplı, ok güzellikli buzları ....
Ah ki ah ...
Hemde, ne ah !
Ne, yıllar..
Ne, ben ..
Ne' de, siz o eski ,sizsiniz..
Alıp ta gittiniz başınızı, beraberinde de
O canım kar ve buz güzelliklerinizi ..
Ardınızda, boynu bükük insan eskisi beni bırakarak .....!
İnsan eskisi beni bırakarak ..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Friedrichshafen /Almanya
29/09/2016
13_01
SÖYLE BANA, SÖYLE, ANNE .....!
Bu kez içinde yalan-dolan ..
Martaval-maval olmamış'lığın da ..
Dahası,
Doğruluğun, dürüstlüğün üryan'lığı ve
Ve, insanlığın erdemli duruşuyla ...
Özcesi,
Azda özle söyle bana, anne ..
Masumiyetin, akpacık köpük güzelliği nerede yitti..
Hangi ellerde, karanlık emeller de ,
Ne zaman
Talanlar da, tarumar edilip, katledilerek kirletildi ..
Fi tarihinden kalma masallara ....
Yağlı kara yalanlara bulamadan söyle, anne
Söyle bana, söyle,anne !
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Friedrichshafen /Almanya
30/09/2016
Saat:09_12
OLMADI, ESFELESİNE ....
Yüz verdikse, astar istemeye kalkma ....
Başımda duman'san, duman'lığını bil ..
Ya, yüksel, semaya ...
Ya'da, dağıl da, burnumun ucunu göreyim ..!
Aksi halde, yiyeceğim ayvayı bu gidişle ....
Bu sırnaşık'lığın la değil, bana kavuşmak ,,
Eser kalmayacak, benden ..
Sonunda, avucunu yalayacaksın ..
Demedi, deme, gel beni dinle ..
Dağıl da git başımdan, efendice !
Sen, sen ol ..
Şansını, zorlama !
Tepemi, attırma hani'ya ..
Kör duman'lığın da, başıma bela'lığın da
Al başını git, benden ırağa ...
İster bir kul başına, istersen kör şeytanına ...
Olmadı, esfelesine ...!
Olmadı, esfelesine ....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Friedrichshafen / Almanya
30/09/2016
Saat;03_35
11 Ekim 2021 Pazartesi
MÜSTAHAKSIN BUNA!…
Sadece suretinde ve bedeninde kalmışsa, insanlık
Sıyrılmışsa arın, namusun
Yok olmuşsa onurun, haysiyetin
Karaktersizlik de
Pula dönmüşlük de metelik etmiyorsan eğer,
Fırıldaklık da baş edilemez halde isen, iyiden iyiye
Süsün, fiyakan, havan; sütünün ve namusunun önüne geçmişse
Dönmüş sen nişadırsız, kalaysız kaba
Ne dense azdır, sana
Şikayete hakkın yok, asla
Müstahaksın buna!…
Ölünü-dirini, kavmini kardaşını satmış'san üç-beş kuruşa
Karakterin olmuşsa, yalama
Yüzüne tükürseler ” -Yarabbi şükür” diyorsan, buna
Soma’da, Afyon cephanelikte ve nice katliamda telef olan canını
Meteliğe tenezzül ederek, satılmışlığa razı gelerek,
Yalancı vaatlere eyvallah edip,
Biat ta boyun eğerek satıyorsan devlete, iktidara
Sarılmış san umut diye, yalancı vaatlerle
Seni İblisce dinle,
Allah’la kandıranların safsatalarına…
Sırt dönmüş isen insanlığa, bilme ve ilime
Bebeğin ırzına geçilmesini sindirerek, içine
Paraya tahvil etmişsen namusunu, ırzını
Ölüyorsa, Tarikat yurtlarında körpecik çocukların cayır cayır yanarak
Ve hala onursuzluk da kıvrım kıvrım kıvranıyor'san para-pul uğruna
Yok sayarak azabı, utancı, şerefsizce ihanetleri…
Çıkmışsa piçin, çürümüşse özün , delinmişse götün le-cebin
Düzül'meyi iş edinmişsen
Dolap beygirliğin de tufalara ve babalara gelmişsen
” -Yetmez ama daha da daha ” diye, diye domalarak onlara kıç dönmekte isen
Kandırılanlarca, kandırılmalar da sürüm sürüm sürünmeyi iş saymış san
Ne demeli???
Sen gibi, arlanmaz-utanmaz deyyusla-lavuğa, özsüz-sözsüz kahpeye
Hilkat garibesi karaktersiz ucubeye
Hala ve tüm yüz kızartıcı hallere rağmen,
Arsız ve pişkince gülerek çekiyorsan sinene, (olan-biten her rezilliği)
Kanına giren deyyusa, katile, ırzı kırığa,” -Hayır .” demek yerine
El-pençe divan duruyorsan,
Fark etmiyorsa, sana giren-çıkan
Hala, insanım diyorsan yuh değil, yuhlar olsun, sana!…
Civanların, kızların katledilirken
Bebelik'de düzülürken, dövülürken susup, kuma gömüyor'san
O, kopasıca başını;
Uzatıyor'san koyunlar gibi rızayla, kasaba
Hele ki, üstüne üstlük bir de
Aşıksan hala celladına…
Ne dense azdır, sana
Şikayete hakkın yok, asla
Müstahaksın buna!…
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ
Friedrichshafen /Almanya
YİTEN DE, ARANAN DA, ARAYAN DA SENSEN, YAPILAN ARAMA VE ARAYIŞ ....... İNSANI, CAN EVİNDEN VURAN ARAMA DIR, ARAYIŞTIR ..........! He...









