28 Haziran 2026 Pazar

 




YEL'İN KIYMETİNİ BİLMEYEN AĞAÇ GİBİSİN ........!

Kendi cehennem ateşinin odunu kesilmişliğinde ki o, gece .....
Tavrına ve inadına, hatta kendisini önemsememesine, dikkate almamasına ve akıbetini fark etmeyip, yelsiz olmayacağını bilmesine rağmen, inadım, inat diyerek ...
Kibir ve nankörlükle yeli önemsememekle de kalmayıp aşağılayan ağacın, o hal ve tavrına inat...
Ağacın tavır ve tepkisine aldırmayıp, kindarlığıa pirim vermeyen, pabuç bırakmayan yel ....
Geçmişe takılmayıp, ağacın söylemine kulak kesilerek .....
Ağacın yaşadığı '' - MAKUS SON'a . '' üzülmüşlüğünde, özünün bay vermemişliğinde ...
Sızım, sızım sızlanan ve göz yaşı döküp gamlanan ağacı dinlemiş ......
İçten, içe ağacın haline, üzülerek, sessizce ve derinden, derine ilgi, şefkat ve hoş görüyle, babacanlıkla söylenen yel .....
Bir yandan da, ağacı dinlemeyi sürdürdü.......
Sonunda derin, derin iç geçirerek susup, sessizliğe, sükuna kesti ......
Sözlerinin sonuna gelip te, sessizlikte elem ummanına gömülen ağaca, dillendirmişti duygularını, yel .....
'' - ES KOÇ YİĞİDİN BAĞRINA, ES DİYEN YİĞİDİN BAĞRINA ESMİŞLİĞİMDEKİ GİBİ, CÖMERTÇE ESENLİĞİMDE ...! ''
Esip, döşünü-bağrını, dalını, yaprağını ....
Hasılı, tümüyle seni serinletip, döllenmene katkı sunarak meyveye durup, verimine-bereketine katkı sunup .....
Kesilip odun olmuş şu hale gelmemen için .....
Ben, bana düşeni yaptım sa da sen, elinin tersi ve dik kafalılığınla, çatal dilinle ....
Tevazudan nasipsizlik ve nankörlükte inatla, beni ve emeğimi, çabamı yok saydın, ömründeki yerimi, önemimi görmezden geldin ...
Bilmeliydin, dik durmak, omurgalılık, yiğitlik, dik kafalılık ve külhan beylik değildir, asla ama asla...
Yel söylendikçe.....
Kesilip tomruğa dönen, dalı-budağı yokluklarda DIM-DIZLAK KALAN AĞAÇ....
SON PİŞMANLIĞIN NAFİLELİĞİYLE .....
PARA ETMEMİŞLİĞİNDE HALİNE YANIP, SESSİZCE İÇİN, İÇİN GÖZ YAŞI DÖKMELERE KOYULMUŞKEN .....
KENDİNE SORUP, KENDİNE, DİLLENDİRMİŞ Tİ, GEÇ FARK ETTİĞİ HATASINI ...
BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM (?),Diye ...
SIZLANMAYI SÜRDÜRDÜ .....
YEL SESLENDİ FISILTIYLA, GECEYE KARIŞAN, KARANLIĞI ÖPEN SESİYLE, USULCA......
'' -- YANITI SENDE... ''
Ve sonra susup, dalıp giderek gecenin karanlığına seslenmiş ağacı, bilgece yanıtlayarak ....
Usuldan,usula onun odunlaşan bedenini yine de ağırdan, ağıra serinletmecesine .....
Ilgıt, ılgıt esip, öperek, ciğeri korlanmışlıkla, süzdü ağacı ....
Ölümü içip, yanmaları bekleyen ağacın derdine derman ve yarasına merhem olamamanın elemi ve tarifsiz derin sancısıyla ....
Gecenin içinde, bir ıslık tuttur du, yelliğinde...
''- İŞTE SEN DE, TIPKI O AĞAÇ GİBİSİN, YANİ EDANLA, TAVRINLA VE HASILI HER HALİNLE...! ''
Diye, söylendi gecenin içinde, bir başınalıklarda kadın,
daldığı derin ve tarifsiz iç hesaplaşmaların sonunda.......!
Sitemi kime edip, kelamı kime söyleyip, kelamın kime gittiğine yada erişip-erişmediğine aldırmadan ...
Ve, yineledi dediklerini ...
Yel'in kıymetini bilmeyen, ağaç gibisin ......
YEL'İN KIYMETİNİ BİLMEYEN AĞAÇ GİBİSİN ........!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad Almanya
24 / 06 / 2026 - Çarşamba
Saat ; 22_50

27 Haziran 2026 Cumartesi

 



RUHUNUZLA, YÜREĞİNİZ .......!





Asırlık çınarlar misali, kök salmışsa ACILAR içinizde, hayatınızla,


dünyanızda ......


Ruhunuzla-yüreğinizdir, ağır diyet ödeyenliğinde, harap-türap olan .....


RUHUNUZLA, YÜREĞİNİZ .......!





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ





Immenstaad / Almanya





29 / 01 / 2023 - Pazar





Saat ; 22_54

26 Haziran 2026 Cuma

 BİR FOTOĞRAFIN YILLARA VE ÖMRE TANIKLIĞINI DİLLENDİRMİŞLİĞİNDE HAYATI ANLATIR ŞİİR.


BİR FOTOĞRAFTA ANLATIR HAYATI...,



An gelir,bir fotoğrafın siyah-beyaz ömürlülüğünde...


Hüznün gözlere perde perde inivermişliğinde...


Çile çile yorgunlukların ve kırık dökük mutlulukların..


Yüzlere derinlikli çizgiler olup düşmüşlüğünde...


Ama herşeye karşın,


Çilelere, acılara ve acımasız yıllara inat...!


Onurla dik duran omuzlarla ,yılgınlığa düşmeksizin hayata kafa tutuşunda bir kadının ,


Dilleniverir hayat,


Bir kadının çok şeyler anlatan gizem dolu bakışında...


Her bakan bir başka anlam çıkarır...


Bir taş plaktan dökülen nağmeler gibi işler ruhuna o bakışlar insanın..


Tebessümlere sinen elemler eleverir yorgun yılların ,yitik ve yaralı yüreklerini..


O dinmeyen sancılar yayılır,bakış bakış,duruş duruş...


Hicran hicran dökülüverir kanı çekilmiş dudaklardan hüsranlar ...


Kirpik uçlarında asılı duran gözyaşlarını farkediverirsiniz işte o an,


Bakarken fotoğrafa siz sizden birşeyler bulursunuz


Burkulur yüreğiniz,


Fotoğrafların,solmalara ve zamanlara inat inat direnmişliğiyle..


Dünden esen gam yelinde savrulmuşluklarınızda,


An gelir,bir ince sızı gelip oturuverir yürek başınıza..


Dillendirir bir kadın bakışı,


Hayatın siyah-beyazlığında....


Yılların acımazsızlığında sürülüp savrulan bir ömrün destanını..


Bir fotoğraf karesine sinmişliğinde hayatın ve ömrün..


Sıyrılıvererek o an fotoğraflığından, bakış bakış sizi esir almışlığında...


Adeta can bulur,ruha bürünür gizemliliğinde dillenekoyar..


Sarıp sarmalayıvererek bakış bakış sizi,


Hayatın sizi sarıp sarmalamışlığında..


Tükenip gidiveren ömürlülükten arta kalan fotoğraflığında..


İliklerinize dek işlemişliğinde


Buz gibiliğinde dondurmacasına içinizi...


Ve,


Perde perde inivermişliğinde,


Ömrünüz varoldukca hiç mi hiç silinmemecesine


Gözbebeklerinizin derinliğine sinmecesine..


İşte o an.


Onurlu bir kadının fotoğrafa sinen direnişine,


Ortak oluverirsiniz elinizde olmaksızın sizde ..


Hüznü içmiş bir ömür saklı fotoğraflığında bir kadının ömür öyküsüne..


Bir fotoğrafın siyah-beyaz ömürlülüğünde, hayatı anlatmışlığında size...



Mualla YASSIBAŞ


Hildesheim/Almanya


04/10/2009

Saat; 10_50

16 Haziran 2026 Salı

 “Alpullunun A’sı…

Doğduğum, büyüdüğüm, çocukluğumun en mutlu günleri…
Gurbetten hasretle...








ALPULLUNUN  A' sı 

Alpullunun A ' sı düşünce aklıma..
Yad ellerin efkarında ,ıraklığın naçarlığında ,hüzün dağlarının ardında kalmışlığında ..
Elem düşer ömrüme ,elem düşer ömrüme ..
Ruhumun hüznünü ,gurbetin çarmığına ,özlemin tillesine takarım ...
Alpullunun A ' sı gelince aklıma buğulanır gözlerim,titrer yüreğim ..
Diken, diken olur tüylerim ...
Gel gör' ki ıraklığın çengelinde , kirman olmuş ömrümün ..
Yadel, yadel pare, pare olmuşlunda...
Ruhumun özlemini, gönlümün elemini, gözyaşlarımda yıkarım ..
Gözyaşlarımda yıkarım.! 

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya 
15/06/2026- Pazartesi 
Saat; 16_24


 





DÖRT DUVAR, SIR İÇİN İSE ...

Eskiler, mahremiyete, sırra, aile içinde ispiyonculuk ve ihanet olgusuyla…
Hainin, içinde olup, içinden türeyip, çıkmasına çok önem vererek, özenli davranır, bunu da ..
'' - DÖRT DUVAR, SIR İÇİNDİR . '' Ata sözüne böylesine, duygusal içerik ve saygınlık yükleyen ....
Rol biçerek, konuya ilişkin inanç, kanaat ve düşüncelerini açıklamakla kalmaz ....
Bunu, ata sözü olarak betimleyip, nesillere kültürel ve folklorik hazine, miras olarak bırakırlardı ....!
Hatta, aileye özenip mahremiyetinin korunmasının önemini şu ata sözüyle
dillendirip, bu hassasiyetlerini, ortaya koyarlar.
'' - Elde bizim, günde bizim, konuşalım kadın kızım . ''
Burada anlaşılması, ders çıkarılması gereken
öge, tema ....
Asla, aile içi şiddet, ensest ilişki, saçma-sapan töresel dayatma, töre cinayeti gibi ….
Önce insanlık, beraberinde de, hukuksal suç işlemeyi meşru kılmak, saymak ….
Yada insani olmayan bir devinimi, eylemi reva görüp, ona çanak tutmak değil ....
Hatta tam tersine, aileye saygı içinde, bir konuda aile bireylerini aydınlatıp, dayanışma
sağlamak paydaş sayısını artırarak hızlı, doğru tavra ve karara varmaktır ....
Aynı zamanda da güvenilirliği koruyup, herkesin buna uymasını sağlamaktır ....
Gel-gör ki, sapla-samanı karıştırarak ….
Bir çuval inciri berbat edercesine, hem güven olayını, hem de atılacak adımı, çürütüp ...
İşi, başlamadan bitirip, başarısızlığa uğrayınca da ….
Suçlu aramak, olsa, olsa en iyimser tanımla, ahmaklık ve kendi ayağına kurşun sıkmaktır ....!
Dört duvar, sır içindir demekten meram ....
Bazı hallerde sorunu seri halde, doğru, en önemlisi de, kalıcı çözme ulaşmak adına ….
Atılacak adımın korunmasına özen ve olası olumsuzluklara meydan vermemektir ..
Dilimizde yerleşen '' - Olmadık çocuğa don biçilmez .''
Ata sözümüzün bizlere çağrıştırdığı olguda,
riski azaltıp, maceraya atılmayı ve israfı önlemektir ...
Dört duvar sır içinse, her şeyden önce bizim kendimize olan güvenimiz kadar ….
Diğer ilgililere de güven ve itimat duyup, eylem öncesi konuyu, enine-boyuna doğru ve gerçekçi ele alıp ….
Gereken anlaşmaya, karara ulaşıncaya, hatta olgunlaşıncaya kadar korunması için ...
Çok özenli ve titiz olunmasını sağlamaktır ...
Yani, adımımızı ve eylemimizi başlamadan bitirme gafına,
bahtsızlığına ve sakarlığına, kendimizi düşürmemek, hüsrana uğramamaktır ...!
DÖRT DUVAR, SIR İÇİN İSE ...
Buna önce kendimizin inanıp, özenerek gereken ciddiyeti göstermek .....
Elimizle yaptığımızı, gafla, dikkatsizlikle hatta özensizlikle, ciddiyetsizlikle yıkmak tır ...
Doğmayan çocuğa, don biçmeye kalkarak, hüsrana ve yıkıma, en azından başarısızlığa, güvensizliğine uğramamaktır ....
DÖRT DUVAR, SIR İÇİN İSE ...
Sırdaşlığın, vefanın, güvenin, sadakatin en iyi uygulayanın önce ve daima kendimizin olması ...
'' - Hasan, kendi kıçına, kabak asan ..! ''
Pespayeliğine, ahmaklığına uğrayarak, bindiğimiz dalı, kesip, kendimize, dahası, bize güvenenlere zarar vermeyelim ......
Hasılı ...
DÖRT DUVAR, SIR İÇİN İSE ...
Üstümüze düşeni, gereği gibi ve layıkıyla yapalım ...!
Eşeğimizi, sağlam kazığa bağlayalım …
Hırsıza, hırsızlığa davetiye çıkartmayalım …..!
Hırsıza, hırsızlığa davetiye çıkartmayalım …..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
06 / 06 / 2020
Saat ; 18_36

8 Haziran 2026 Pazartesi





ZAMANIN BAĞRINDA

Rastlarsanız ..
Hüzünlerin sürükleyip götürdüğü, bana ..
Selamsız -sabahsız geçiverdiğimde, yanınız sıra ..
Alınıp-gücenip,kırılmayın ne ona, ne'de bana ...
Ben sandığınız o, garip ...
Aslında, benim üstüne yıkıldığım yanım ..
Kalınca ağırlığımın ve elem dağlarının altında ..
İnim, inim inlemelerde ömür eskitmecesine yıllarca ..
Aklını bende koyup ..
Aldı gitti başını, sonunda ..
Aklının bende kalmasından bende nasiplenemedim, nasiplenmeye .
Zira ,yitirdiğim yarımda kala kaldı, insan yanımda ..
Ondandır ..
Şimdilerde ikimizi toplasanız, bir araya ...
Bildiğiniz o eski ben etmeyiz aslında, şunun şurasında ..
Demem şu ki;
Sizin gördüğünüz ben ....
O, ben değilim, divaneliğimde dolanıp duruyor ....
Gün tüketip, ömür eskitiyor 'um işte ..
Naçarlığın kıskacında, aklımın başımda olmamış 'lığında
Zamanın bağrında ...!
Zamanın bağrında ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ
Friedrichshafen/Almanya
08/06/2016
Saat:22_51

7 Haziran 2026 Pazar

 





RUHUMU BIRAKTIM SİRKECİ GARINDA....!

İğdiş edilmiş zamanlardan, Pörsüyüp solmuş ömürlerden.... Kırık dökük sevinçlerden, hezeyanlı hıçkırıklardan, Kirpik uçlarına takılıp kalmış kaçamak sevdalardan... Hiçbir şeye ve yere yetişemem işlikle heba olan ömürlerin. Asırlardır gara sinen seğirmelerin, tatlı telaşlarını... Velhasıl, Şaşkın ve pürtelaş koşuşturmalardan arda kalan.. Yorgun bedenlerin, ağırlığını ve yitikliğini yüklenmişim..! Kanırta, kanırta kazınmış ruhu yaralanan... Sinesine saplanan hançer yarasıyla dalı, bağrı delik deşik.. Hasretlerin kahrıyla ömrü yiten.... Osmanlıdan Yadigâr gürgen kanepede... İğretice ilişmiş ligin, boş vermişliğin aşinalığıyla.. Bölük, pörçük tilki uykularına uzana koyuvermiş ligimde, Koyun koyunayım, hani ya.... Karanlığın ırzına geçen, solgun ışıkların şahitliğinde.. Garın, yorgun gürültüyü devralan ürkütücü sessizliğiyle..! Yeknesaklıkla ömrümü tükenmişliğimi fark edemeden.. Akıp giden zamanlardan arda kalmış kırgınlıklarımla.. Hicran, hicran, hıçkırık , hıçkırık boğazıma Göz yaşı, göz yaşı, kirpiklerime düğümlenmiş liginde elemlerimin. Kuşkanatlarından arda kalmışlığın yitikliğiyle uçuşan... Güvercinlerin, sessiz yürek çığlıklarının senfonisinde.. Tülekler savuruyor, efkarımı geceye. Sadık yoldaşım, mey şişesine gömmüşüm hüzünlerimi..! Gözbebeklerim düşmüş, ağıt, ağıt... Rengi solmuş kirli, yıl yorgunu, zaman vurgunu mozaiklere Yitirdiğim ömrümün, son deminin solgunluğu sinmiş.. Öksürüklere bozulmuşlukla nef eslediğim cigaramın... Kah yanıp kah sönen, aklınca deniz feneri kesilmiş közüne! Karışmış Efkarlarım, buram, buram geceye ve gara.. Sessiz ve yorgun havada uçuşan dumanların sarhoşluğunda! Orta yerindeyim İstanbul'un.. Lakin, fark edilmem işliklerin içinde debeleniyorum.. Çığlıkların, kentin ve neon ışıklarının yuttuğu ömürlerdenim Hiçliğin, bitmişliğin, kahırların ızdırabını kusarak geceye Devrilmeye koyul musluğumda, pörsümüş ömürlülüğümle.. Devriliyor bedenime, gölge, gölge korkularım.. Ve, Sinsi sinsi sarıyor, titreme, titreme sarışlarda ... Kaplayarak ahtapot gibi, bu hasarlı hisar ömrü..! Yiten her günle beraber, yalnızlıklarda ölüme yolculuğun azabı, İçime işlemecesine, karabasan , karabasan..! Yırtık-pırtık,ruhum misali delik deşik... Yıl vurgunu, renk solgunu utancı içmiş partal altında..! Sıtmadan yada üşümekten değil, Naçar lığın, yalnızlığın ve fark edilmem işliğin... Dahası, yok sayılmış lığın bedbahtlığıyla..! Kedere kesmiş, utancı ve geceyi içmiş.. Boyası dökük, asırlık yorgunlukları yüklenmiş kanepede..! Tir tir titreyen ruhumu bıraktım, Sirkeci garında..! Mualla YASSIBAŞ Hildesheim/Almanya 23/02/2010 Saat;02_16

6 Haziran 2026 Cumartesi









DER-DEST EDİP BİRLEDİM, KOYMAYA ÇALIŞTIM O, ÖNCEKİ ESKİ HALİYLE, YERİNE .....

KIRILIP-DAĞILANLARIN, EKSİLENLERİN TÜMÜ, O ESKİNİN ....
ASLININ, KIRIKSIZ HALİNİN, ZERRESİ ETMİYOR .......
VE ....
O'NUN YERİNİ, ASLA TUTMUYOR ......
ASLA TUTMUYOR .........!
Yaşamışlığımla görüp, anladım ve inançla diyorum ki ...
Kırılıp-dağılanların, eksilenlerin tümü, o eskinin ......
Aslının, kırıksız halinin zerresi etmiyor ve ......
O'nun yerini, asla tutmuyor .....
O'NUN YERİNİ, ASLA TUTMUYOR .........!
Bundandır ki ..
Duygularla, ruhun yerle yeksan lığında
Dünle, o eski güzellik ve albenin yittiğiyle, kırıklığıyla kalıyor, hiç mi hiç geri gelmiyor..
Onun için ....
Yüreğimle, ruhumun dillenmiş liginde diyorum ki, gerçeğin üryanlığında ...
Der-dest edip, birledim .....
Koymaya çalıştım o, önceki eski haliyle yerine ...
Gördüm ki .....
ASLININ, KIRIKSIZ HALİNİN, ZERRESİ ETMİYOR .......
VE ....
O'NUN YERİNİ, ASLA TUTMUYOR ......
ASLA TUTMUYOR .........!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad/ Almanya
05/09/2025 - Cuma
Saat ; 10_56

 






ZAMAN DENEN, CERRAH .....

ÖMRÜMLE, RUHUMA VURURKEN, NEŞTERİNİ ..... Zaman denen, cerrah ...... Ömrümle, ruhuma vururken neşterini ...... Kanayan yüreğim, akan ruhum, yeniden ve bir daha hayat bulan, belleğim di, belleğim ...... Derdiğimin, dünüm olmuşluğunda ..... DERDİĞİMİN, DÜNÜM OLMUŞLUĞUNDA ....... ÖMRÜMLE, RUHUMA VURURKEN, NEŞTERİNİ ..... ZAMAN DENEN, CERRAH ....... Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad Almanya 06 06 2026 - Cumartesi Saat ; 03_13

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...