4 Mart 2026 Çarşamba

 







ÖMÜRLER VARDIR, KİMİ ÖMÜRLER .........!




Zamanın bakiliğinde, insanın misafirliğiyle-nafiliğinde...

'' - ZAMANIN ÖMÜRLERİ, HAYATLARI KANATLARI ALTINA ALMIŞLIĞINDA ........! ''

Tarihin sahnesini,  sırların, yaşanmışlıkların arenasını, sayfalarını ve ......

Zamanın  perdesini ........

Hayatın çetrefillli dehlizleriyle ...

Tarihe mal olmakla kalmayıp .......

O'na yön, şekil veren ömür menkıbelerinin, büyülü destanlarının  ......

Küf kokup, geniz yakan fasüküllerini, ciltlerini, sır sandıklarının kapaklarını, tavan aralarının genizleri yakıp,

gözleri yaşartıp, burunları keskinleştirip ...

Duyarlılıklarına sınıf atlattıran hüzme, hüzme  süzülen tozlu ışıklarında peydahlanıverip, dans eden .....

Meşum, ürperten gölgelerin, karaltılarını araladığınız da .

Fiskenizle, TOZLAR YAĞDIRAN, TOZLARLA BERABER SIRLI YAŞANMIŞLIKLAR, ANILAR VE SIZILAR AĞDIRAN .........

TAVANDAN, TABANA İHTİŞAMLA UZANSA DA, ZAMANA, TARİHE YENİLEREK ....

 KADERİNE TERK EDİLMİŞLİK TE .....

TEL, TEL KEDERLERİN AĞIP, SIZILARIN, HİCRANLARIN

SESSİZLİĞİN SESİYLE, TINI, TINI DİLENMİŞLİĞİNDE BİLE ...!

İNDINA, VAKURLUĞUNU SÜRDÜRME YE YEMİNLİ .... 

O,CANIM PERDELERİN VE ONLARI IŞIĞA, ANILARLA, BİLİNMEZLİĞE BOĞAN, .....

AŞINMIŞ,YORGUN-ARGIN, ya'da ........

  AFİLLİ, KELLİ-FELLİ CANLI, RENKLİ Mİ, RENKLİ PENCERELERİN ........!

Değil ki, SADECE BİR ÖMÜRLÜK ......

DÜNÜ, MAZİSİ ....

Fİ TARİHİNE, UZANAN .......

ASIRLIK, NESİLLİK KANATLARINI, USULÜNCE, USULCA ARALADIĞINIZDA .........!

Önüne çıkıp, sizi şaşırtmakla kalmayıp, dudaklarınızı uçuklatıp ....

Yetmedi ....

Küçük dilinizi yutturararak, gözlerinizi dışa uğratan .....

Sadece, uykularınızı değil .......

Yanıtsızlıklarında çetrefilleşen soru, soru, düşünce, düşünce, merak, merak .......

Kuşku, kuşku ve hatta alenenliğinde olduğu kadar da alingirliliğinde .....

Korku, korku dimağınızı, ruhunuzu, elvan türlü ebruli duygularınızı paralayan ......!

Nutkunuzu tutturup, lal eden dedikodu fis-kos ları ....

Gerçekten nasiplenen  hikaye, menkıbe ve destanlarıyla ömürler vardır, kimi ömürler  ...

KİMİ ÖMÜRLER ..........!

Ömürler çoğaltıp, ömürler yutan, devasa ırmaklarla ......

Göz alabildiğine uzananlığıyla sizi, yormakla kalmayıp ..... 

Girdap, girdap içine çeken karanlık suların meşum derinlerinden, diplerinden alıp ....

Yıldızların, arşın hatta, engin  olduğu kadar da dipsiz uzayıp ........

Göz görmemiş, el değmemiş, keşfi bekleyen ......

Gözden, gönülden, ömürden ırak ......

Zembiller otağı göğün, gizemli atlasına götüren ......

Sadece yaşadığı çağa değil, zamanlara, çağlar silsilesine sığmayıp, taşarak ......

Nice zamanlarla, ömürleri ve tarihleri kucaklayıp, sarıp, sarmalayan ...

Ve, yarattığı içsel, ruhsal-duygusal kasırgalarla sizi, sizden söküp alarak .....

Tarümar eden, menkıbeleriyle ...

Ölümsüzlüğü tadıp, et-bedenlikte perdeyi kapatsa bile, hala inadına yaşayıp, yaşatılan ve size ...

Değil ki .......

Sadece dost nefesi kadar değil, şah damarınız kadar yakınlığıyla .....

Bu gün bile size hala sır, heyecan, bilgi, bilgelik ve hasılı ..

Gün görmemiş, yakası-bağrı açılmamış ,küllenmeye yüz tutmuş gerçeklerle, destanları ve .....

Düşlerle, zihinlerden fışkıran ŞEHİR EFSANELERİNİN O, tılsımlı olduğu kadar da .......

Abartıyla beslenmiş, hayalere belenmiş cazip bilinmezlikleri fısıldayıp, anlatarak ...

Sizdeki, sizi ......

Heyecanlı ve bir o kadar da pervasız, delişmen, serüvenci, << - Gözünü budaktan esirgemeyen ...>> Çevik, atak, korkusuz maceraperest .......

Ya'da, iflah olmaz SİMYACI yapıp, çıkan ömürler ve ....

Onların hayata, ömürlere ve zamanla, tarihe mal  ederek ...

Ömürler de, ömür olmayı hedefleyip, başararak .....

Zaferini ilan edip, ömrünüze damgasını vurup, gönül ve ruh kulelerinizin burçlarına ......

Hegomanya sancağını, bayrağını çeken ömürler ...

Hasılı, girdaplığında sizi, sizden çekip, yutan ve ....

Tarihsel karanlığı, nurani şavk a döndürüp, merakla ve keşifle bezeyen ömürler .......!

Böyleliğinde yaşayan, yaşatılan ve tarihle, zamanın bağrında ve ömürler silsilesinin  derinliklerinde ....... Dahası .....

ÖMÜRLERDE, ÖMÜR OLUP,YAŞAYAN, YAŞATILAN ÖMÜRLERDİR, BÖYLESİ ÖMÜRLER ........!

İnançlarınızı, sadece alt-üst etmekle kalmayıp ...

Yerle-yeksanlıklarda alt-üst edip ...

Sizi Kürre de,Zerre kılıp ......

Farkındasızlığınızda, sizleri efsane, efsane, menkıbe, menkıbe, destan, destan yutan ömürler .......!

Hasılı ....

Yükte hafif, paha da emsalsiz ve  ağırlığından çok  ederi kıymetli ve tüyler ürpertip, beyinler yakarak .....

Sizi, sizden de, baştan da çıkartarak...'' 

<< - OH'HA.......PES...BU'DA  OLMAZ, BU KADARI DA FAZLA BE  BİRADER ....!, YAPMA BE ABLA, DEME, YA BACIM .....! >> 

Dedirtecek türden, dipsiz ve bir o kadar da fantastik, sizi uçurup-kaçırmakla kalmayan....

Lamsız-cimsiz, SIKLET ATLATAN menkıbelerle bezeli ...

Zamanın kundağı na sarılmış .....

HEP DİRİ, HEP  ALBENİLİ VE ÇAĞLARLA, TARİHLERE VE İNSANLIĞA MAL OLMUŞ ÖMÜRLER ....

Bundandır .....

'' - Ömürler vardır, kimi ömürler ! '' Dedirten, ömürler ....

ÖMÜRLER VARDIR, KİMİ ÖMÜRLER .........!





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ





Immenstaad / Almanya





03 / 03 / 2026 - Salı





Saat ; 20_35

1 Mart 2026 Pazar










BENDENİZ  ELİ UZUN, HIRSIZ KÖR TEKİR, O'DA, BEKİR ....

NE BİR EKSİK, NE BİR FAZLALIĞINDA ...

ÜSTÜNÜZE AFİYET SAKARLIĞIMIZLA, KÖRLÜĞÜMÜZDE ...

AYNI YOLUN YOLCULUĞUNDA DA, BİRİZ ...

ONMAYANLIĞIMIZDA KÖR TEKİRLE, KÖR BEKİRİZ ...

ELİ UZUN, HARAMİ KÖR TEKİR'LE, KÖR BEKİR ......

HARAMİ KÖR TEKİR'LE, KÖR BEKİR ..........!






Ben kediliğimde, o ......

Hayatı, fırsatları, güzelliklerle, mutluluğu ıskalayan insanlığında ...

Kaybedenlerden tayfasının değişmezler armadasının müzminlerinden ....

Açlığa talimlerle, mutsuzluğun müdavimlerinden ....

Kavga, gada,bela, kodes ve karanlıklarla, baldırı çıplaklığın abonelerindeniz, ABONELERİNDEN .....

Hani avaz,avaz bağırıp, naralarda kıvıran çığırtkanların deyişiyle ABONEYİM, ABONE'lerden .....

İŞTE, TAS TAMAM ONLARDANIZ, ONLARDAN .....

Yani, anlacağınız ABONEYİZ, ABONE ......!

Hallerimizin berbatlığıyla, iflah olmayanlığında .....

VİRANE, ÖREN YERİ ......

HARAP-TÜRAPLIĞINDA, hele ki de .....

< - Yaştan yana KOCA VE YORGUN ÖMRÜN BEKÇİLİĞİNE TALİM EDENLİĞİMİZLE' de ...

KÖPEĞİN MASKARASI, KURT ESKİSİ KOCALARA DÖNMÜŞLÜĞÜMÜZLE .......

KÖPEĞİN MASKARALIĞINDA .......

MADRABAZLARLA, MADRABAZ İNSAN MÜSVEDDELERİNİN VE MÜSVEDDELİĞİN DANDİNİNDE OYNATILIP, DÖNEN, DÖNENEN .....

KEPAZELİKLERLE, KEPAZELİKTE, KEPAZELERLE gün eskitip, ömür tüketerek ...

Bilineni, bekleneni ve malumun ilanı'nın son sahnesini oynayarak, adeta ....... 

Uzatmaları oynarlıklarda ...

Ben ......, 

Günlerce bir lokma tayım görmemişliğinde birbirine yapışmışlıklar da ......

ALTI YOK PABUÇ'luklar da, aç-bilaç dolaşmaktan karnı  guruldayan lığımda, hatta düpe düz zil çalanlığımda .....

Mükemmel ziyafetlere özlemimle, sahra da serap gören susuz bedevilikler de .....

Azabımı, çilemi çoğaltıp, açlığımı büyütenliğimde ........!

O GARİBİM de .....

<< - CEP DELİK, CEPKEN DELİK ....

NE, CEPTE, NE'DE ELDE-AVUÇTA KALMADI METELİK ...! >> 

Teranesi ve tekerlemesiyle sefalet te İNSANLIĞINI YİTİRENLİĞİN kitabını yazanlığında ......

Pejmürdeliğin piri, sembolü İNSAN ESKİLİĞİ SEMBOLÜ olup-çıkanlığında ......

Kendisini darı ambarında gören, aç tavuktan da beter hal de mesailerde ......

Akıntıya, kürek çekip .....

TOKLUKLA, LÜKS HAYAT MARTVALLARINDA, ZİYANLIK TA, AKLI DUMURA UĞRATMACASINA KANDIRMALARLA, KANDIRILMALAR DA ...

İPE UN SEREREK .......

HAM HAYALLERİN VE YALANCI PEHLİVANLIK TAN İBARET PEMBE DÜŞLERİN .....

DÜŞSEL KONFORU, ALDATAN SERİNLİKLERİYLE, ZAMANIN KUYTUSUNDA ...

ÖMRÜMÜZÜN SON VOLESİNİ VURMA HAYALLERİNİN KİRMANINDA

Hem, ZAMAN I ....

Hem, DÜŞLER İ ....

Hem de, YÜREK YARALARIMIZLA ....

KENDİMİZİ KANDIRMA VE  ZÜĞÜRT TESELLİLERİNİN AVARA KASNAKLARINDA .....

ŞUURSUZ CA  GÖNÜL EĞLENDİRİP .......!

AÇ YATSAK TA, KUYRUĞU DİK TUTMANIN hesabını yapıp, 

açıklanamaz anlamsız, amansız KAVGALARINI veriyoruz .!

İşte, tam da böyleliğimiz de .......

O'da bencileyin DİŞSİZ DAMAĞI, KILSIZ-TÜYSÜZ KEL BAŞI,

KAYAN ŞAKÜLÜ, ZIVANADAN ÇIKMIŞLIĞINDA Kİ ...

İNSAN DEMEYE BİN ŞAHİT ARANACAK  ZERULLÜK TE, AÇLIKTAN KOKAN NEFESİ VE HASTALIĞA YENİK BEDENİ ...

OLMAYAN DENGESİ VE ÇOĞALAN DEĞERSİZLİKLERİYLE ......

KAPILDIĞI SANRILI NÖBETLERLE, sıklıkla  yaşadığı ....

Dahası, hiç kurtulamadığı, illetler pençesinde cebelleştiği, 

DEPRESYON VE HALÜSÜNASYONLARDA ......

Önlenemeyen US DIŞI, ŞÖLEN YEMEKLERİ HAYALLERİ ....

KEL BAŞA, ŞİMŞİR TARAK ARZUMUZU, daha da kötüsü ....

TALİHİN VE HAYATIN BİR GÜN BİZE DE .....

YİNE,YENİDEN VE İNADINA GÜLECEĞİNİN BEKLENTİ VE AVUNTULARINDA ......

MEKANSIZ, ZAMANSIZ EN ÖNEMLİSİ DE ......

HAYAL ÜRÜNÜ, ASILSIZ-ASTARSIZ, İNSANSIZ, CEMSİZ, SAZSIZ-SÖZSÜZ, ÇENGİSİZ-RAKSSIZ DEMLENMELERDE ......

MEYSİZ-RAKISIZ-TÜTÜNSÜZ-ÇUBUKSUZ, ALEMSİZ SERKEŞLİKLERİN SARMALINDA ÇOĞALAN, ZIR-ZOPLUKLAR DA ....... 

Sözüm ona NEŞE BULAMAÇLI, özünde zorakiliğin pençesi ile dayatmaların kol gezdiği ortamlarla, koşulların egemenliğinde  hortlayan ......

Kasvete yenik, asık ve bet suratların  resmi geçidi olup, çıkan ......

Ezince, hüzne yenikliğin pompalandığı ......

KATRAN KARASI KEDERLER DE ...

RİYAYLA, GÖSTERMELİKLERİN ŞALININ KUŞANILDIĞI ATMOSFERLERDE VE .....

ZORAKİLİKLERE YENİLMİŞLİĞİN EZİNCİNİN ....

Hava da zembil kesilip asılı kalarak ....

Değil temaşa, zevk ve sefahat, ortam ve atmosferinin oluştuğu iç ısıtan mekanı yaratmaya katkı sunmak .....

İnadına ve tam aksine  mateme varan ağır ve kasvet havası saçan hallerle, ortamların zorlamasıyla ...

<< - Ne güler, ne sırıtır, canını iliğini kurutur . >> Denilip, dedirtecek kadar zorkiliği belli ......

<< - Ölü yok, yas var . >> Dedirtecek kadar ayan-beyan,

aşikar atmosferle, koşullar da ....

Arzu ve doğallıkla, içtenlikten ıraklıkta, soğuk nevalelikle dönüp, dönenip, debelenip.

Resmen ve alenen.....

Eğlence değil, İŞKENCE  dedirtenlik te oldu-bittileri ortaya koymak, anormallik, abesle iştigal ve zuldür, zulümdür...

Bunun tersine ve olması gerekenin gereğini yaparak işleri kotarıp .....

Ortamı çekip-çevirerek,yaşananları kelimenin tam ve gerçek anlamıyla yansıtanTOK VE MAMUR, mahmur ve ....

Hazzı kuşanmış ,zevkle haşır-neşir edaların sergilendiği  ....

Alışılanın,malumların değil, bundan iz olmayan ...

DOSTLAR, ALIŞ-VERİŞTE GÖRSÜN Türünden KOKMUŞ AYAK NUMARASI DENİLEN TEVATÜRLERDEN İBARET  ....

BAYATİ TEMAŞALARIN TEKRARINDAN ÖTE GİTMEYEN ...

KOKMUŞ AYAK NUMARALARINDA  ÖMÜR ESKİTİP, ZAMAN TÜKETİRKEN ....

DİLİMİZDE ÇOĞALAN SOHBET VE HAYALLE, YALAN, PALAVRA VOLTALARINDA .....

Haddinden fazla BAHT' A bel bağlayıp ....

İŞİ, SÖYLEMİ, TAVIR, TUTUM VE EYLEMİ, DEVİNİMİ...

<< - AT KOŞAR, BAHT KAZNIR ..! >>  Noktasına kadar ileri götürüp....

Yaşanan ağır hüsran sonrasında da, AVUÇ YALAYANLIK' ta...

<< - YANDI GÜLÜM KETEN HELVALAR'dan...MAHVIMIN VE MEVTİMİN SEBEBİ'ne işi götürmek, fiyasko yada...

Hesapsız KASAPLIK VE MASAT'ın bir yanına kaçması değil de nedir?

Sütten ağzımızın yanıp, korkunun bacayı sarmasıyla, yoğurdu bile üfleyerek yemeye mecbur kalmışlığımız da....

Kusuru, kendi dışımızda herkese atmak değil de nedir ?

DİLİMİZİN-DAMAĞIMIZIN KURUMUŞLUĞUNDA....

İLK AKLIMIZA GELEN .....

İŞİN İÇİNDEN SIRILIP, İHALEYİ DIŞIMIZDAKİLERE YIKMA TAVRI NEDİR (?)Diye düşünüp, davranmaya hiç hazır olmayıp, yanaşmayanlığımız da, işin kolayına kaçmak .... 

'' - ŞEŞ  ATTIM YEK GELDİ, O'DA, ZAMANSIZ DENK GELDİ ...! '' 

Namelerinin hava da uçuşup, kulak tırmalayıp, kafa ütülemişliğinde .........

Bu alenen, ŞARK KURNAZLIĞI yada...

KÖYLÜ KURNAZLIĞI değil de nedir ?

<< - ZÜĞÜRDÜN ÇENESİNİ, ZENGİNİN PARASI .....

GARİBİN KAFASIYLA, RUHUNU, HAM HAYALLER HAMALLIĞI YORAR . ! '' Halleriyle .. 

ALTI BAĞLAR GAZELİ kaleminden ..

BOŞ GEZENİN; BOŞ KALFASI TÜREVLİ, YALANI BOL, ÇEŞNİSİ GANİ  nafile muhabbetlerde ...

Kendimizin çalıp, söyleyip  kendimizin dinleyip-duyup, oynamaya durmuşluğunda ...

'' - Tel sarar kızım, tel sarar ..., Tel bulamaz sa saç sarar ....>> 

Ardı sıra da ....

Kırık-dökük yalancı şenlik naralarıyla , göstermelik ŞEN-ŞAKRAKLIKTA dillenen, dillendirilen ....

<< - YAR SAÇLARIN, LÜLE, LÜLE ....! >> Nakaratlarında, dil döndürüp, gönül kandırıp, SÖZÜM ONA ......

GERDAN KIRIP, KALÇA KIVIRARAK ....

ÇİLE ATEŞİMİZE ODUN ATIP, KENDİ CEHENNEMİMİZİ VAR EDENLİĞİMİZ DE .....

Yitirdiklerimiz kervanına her gün ve hatta her an, yenilerini eklemenin hüznüyle, hicranında .... 

Mış gibiler de yaşayıp, gerçeğin yakıcılığında yanıp kavruluyoruz ...

MIŞ GİBİLERDE YAŞAYIP, GERÇEĞİN YAKICILIĞINDA YANIP, KAVRULUYORUZ ..........!

Muhabbete, limon sıkmış saysanız da ....

GELMİŞKEN YERİ, BİTİRMEDEN BU MUHABBETİ DÖNDÜĞÜNCE DİLİMİZ ......

Merakınızı giderip, var sa aranızda SUAL EDENLERİNİZ, CÜMLENİZE, YANIT VERİP ...

Siz, ZAT-I MUHTEREMLERİ bilgilendirelim .......

KURTARALIM MERAKLA, BİLGİ KABIZLIĞINDAN .....

SİZ IKINIP-SIKINIP DURMADAN VE SORMADAN, BİZ DİYELİM, diyeceğimizi .....

SİZ ARİFLER ANLASIN, KİMİN NESİ, KİMİN FESİYİZ ?

Ha bu arada ve laf aramızda biz kim miyiz ?

Yollrımız kesiş ti, kesişeli, tıpkı, ONDAN ÖNCEMİZ gibi .....

ÖMRÜMÜZLE, İŞLERİMİZİN HEP TERS GİDENLİĞİNDE .....

Dahası, hiç mi hiç onmayan, ikililiğimizde ......

Ben, hayata çoktan havlu atan .....

AÇ YATIP, TOK KALKAN(!), kedi KÖR TEKİR ..

NAM-I DEĞER, TEK GÖZ TEKİR .....

O' DA İNSANLIĞINDAN UTANIP, HAYATA VE KENDİNE LANETLER YAĞDIRMALAR DA VE SEFİLLİK TE, SIFIRI TÜKETİP .....

 MALUMUN İLANINI, İMAMIN KAYIĞIYLA, ORTA PARMAĞINI VE ......

ÖLÜNCE, KIÇINA TIKAYACAĞI SÖYLENEN, İMAMIN ....

O, MALUM PAMUĞUNU  BEKLEMELER DE HELAK OLAN .!

HEM ÇOLAK, HEM DE KÖR BEKİR ...

ARAMIZDA KALSIN, BENDEN DUYMUŞ OLMAYIN, HANİ  ......

ADI DA SIRRI DA, NAMI DA SİZDE KALSIN, İCABINDA ....

YERİN KULAĞI VAR dendiğini tutarak aklımınızda sahip çıkın dilinizle, lafınız ve tabi ki tavrınıza .....

Ondandır, siz, siz olun, laf taşırken laf kaçırmayın ....

Siz, siz olun ve  aman .....

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİNDE  YAŞANANI, YAŞATMAYIN BU GARİBİME...

Gelelim künyesine .....

Bu biçareye, divaneden halliceliğinden önce de , ardı sıra da ......

ADIYLA, SANIYLA VE BİLİNEN NAMIYLA, ŞAP DUDAĞIN EVLATLIĞI, ONMAZLARIN ELİ UZUN KÖR BEKİR, derler... 

Ben, beni bildim, bileli .

Yani, anlayacağınız...

KÖRLÜKLERİMİZİN, TALİHSİZLİKLERİMİZLE, ONMAMIŞLIKLARMIZIN DA, SÖYLEMESİ AYIP .....

ELİ UZUNLUĞUMUZUN, DÜPEDÜZ HIRSIZLIĞIMIZDAKİ BENZERLİĞİMİZDE ......

AYNI YOLUN, YOLCUSU, AYNI KADERİN, TALİHİN VE ÜNVANLARIN PAYDAŞIYIZ, PAYDAŞI, Bu güne, bu gün EVVEL ALLAH .....!

BENDENİZ  ELİ UZUN, HIRSIZ KÖR TEKİR, O'DA, BEKİR ....

NE BİR EKSİK, NE BİR FAZLALIĞINDA..

ÜSTÜNÜZE AFİYET SAKARLIĞIMIZLA, KÖRLÜĞÜMÜZDE .....

AYNI YOLUN YOLCULUĞUNDA DA, BİRİZ ...

ONMAYANLIĞIMZDA KÖR TEKİRLE, KÖR BEKİRİZ ...

ELİ UZUN, HARAMİ KÖR TEKİR'LE, KÖR BEKİR .........!





Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ





Immenstaad / Almanya





28 / 02 / 2026 - Cumartesi





Saat ; 22_50

28 Şubat 2026 Cumartesi








 ANLATIYORDU, YÜREK YAKAN DİRENİŞ ÖYKÜSÜNÜ, ÖMÜR DESTANINI ........!


Albenili, kar beyazı ipeksi tüyleri ......
İçe işleyen o, sıcacık, içtenlikli tavrı ve sesiyle .....
Kah, miyavlayıp .....
Kah, mırıldayan lığında, söylüyordu şarkısını ....
Kediciğin sesine bezeniyordu, yuvarlanıverdiği dertler girdabında yutulmamak için, kendince sergilediği hayat-memat mücadelesi ......
İliklerine dek, tir, tir titreyerek, soluk, soluğa kalmışlığında .....
Kendisine sadece sıradanlıkla kulak veren değil, yürekten dikkat kesilen birisini bulmanın tarifsiz sevinci ve heyecanıyla ....
Yaşlı ihtiyarın yorgun, titreyen ellerinde olmanın ve okşanmanın iç huzuruyla, kendinden geçmişlikle ......
Dur duraksız anlatıyordu .......
O anları yeniden yaşamanın duygu seline kendini kaptırmış lığında anlatıyordu .....
Anlatıyordu .....
Hayata tutunmanın ve vermeyi sürdürdüğü onurlu var oluş kavgasının, yürek yakan direniş öyküsünü, ömür destanını.....
ÖMÜR DESTANINI ......!
Anlatıyor du, yürek yakan direniş öyküsünü, ömür destanını......
ANLATIYORDU, YÜREK YAKAN DİRENİŞ ÖYKÜSÜNÜ, ÖMÜR DESTANINI ........!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

28 / 02 /2026 - Cumartesi

 





VURDUM DUYMAZ'LIĞIN AĞIR OLUR, BEDELİ ....


Sanma ki zaman, hayat, evren ve olaylar ...
Sür- git, senin dilediğince olur ..
Gamsız-kasavetsiz, vurdum duymazlıklarda tükenen ömür ..
Farkındasızlıklarda, yada kanırta , kanırta diyet ödetmekle kalmaz ..
Hayatı ıskalamışlıklarda, işin, işten geçmişliğinde ..
Sürerken eşeğini, Niğde'ye ..
Yalar, avucunu da güzelce ...
Aman canım, sendeler de tükenirse gün ve ömür ...
Avuç, avuç hüzünler dolar eteğine...
Dünün, anıların ve ömrün ..
Kederin ve gam yükünün kervanı olur, çıkarsın sonunda ..
Bilmelisin ve bilmeliyiz ki, insan olarak ..
Vurdum duymaz 'lığın ağır olur, bedeli .....!
Üstelik kişisel ödemelerle de kurtulamaz..
Toplumca etkileniriz, bu furyadan ..
Cılkı çıktıkça toplumun, çürüğü çıktıkça insanın ..
Bir kötünün, bin iyiye ..
Bir çürüğün, tüm sağlam üzümlere tehditi, tesiri ve zararı çoktan da öte olur ..
Evdeki hesabın, çarşıya pek uymamışlığında ..
Kimileri ava giderken, avlanır...
Yağmurlu günde, su bulamazlar içmeye !
Sürmeyi gözden çalanlara, göz yumanlar, iş kendilerine döndüğünde ...
Yaygara da, feryat - figan da yıksalar da dünyayı ulu-orta, nafiledir, nafile ..
Namussuza dur demeyen, sözde namuslunun ...
Yozlaşma, kokuşma ve çürümeden, şikayete hakkı yoktur ..
Ele verip, talkını, kendi yerse salkımı ne savunacak hali kalır, yaptığını ..
Ne'de, yatacak yeri olur...
Pişkinliğe vurarak, yadsımak ve ötelemekle günü kurtarmaya yeltenenler ..
Gün gelir, sendeleyemeden devrilir, geberip giderler, esvelesine ..!
Hasılı ..
Uzun lafın kısası ...
San maki, hayat kesmez sana faturayı, ödetmez hesabı ..
Adisyonu koyar, önüne ..
Soyar, soğana çevirir, üstelik donunu da alıp ..
Cıs-cıbıldak koymacasına, seni ..
Uyanıkları severler, tüm üç kağıtçılar ..
Kendilerinden uyanık, olmadıkça ..
Madik atıp, numaraya yeltenerek ..
Şeytan olmadan, ağız çarpmaya kalkmadıkça ..
Sözün, özü ...
Sen, sen ol asla ama asla, unutma ...
Vurdum duymazlığın ağır olur, bedeli .....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ

Friedrichshafen / Almanya

16/01/2017

Saat;04_36

27 Şubat 2026 Cuma

 




HALLERİN, PÜRMELALLİĞİNDE ....
NE SEN SOR, NE BEN SÖYLEYEYİM, HALLERİDİR, HALLERİ ....!

Sakladığın, saklandığın, dahası kaçıp sığındığın inin adı, SIR'sa .....
Sadece ömrünü değil, ruhunu da sarıp, sarmalar, İNLEYEN NAĞMELER, senin ...
Hele ki .....
'' - SIRRINI VERMİŞSEN ELLERE, SIRRIN DÜŞMÜŞSE ELİN DİLİ NE, ELİ NE, VİCDANI NA ....
Sen çoktan yitirmişsindir HÜKMÜNLE, İRADENİ ......
Olmuşsundur, YALOVA KAYMAKAMIYLA .....!
ADI, NAMI, ÜNÜ BÜYÜK KOZANOĞLU .........!
Yaşıyorsundur dibine kadar, nicedir .....
Olsan da bir, olmasan da Bir'leri ......
Sonunda dönüp, çıkmışsındır elden, ele gezen cezve ye ...
Olanların olmuşluğunda ......
Ola, ola olmuşsundur rezil-rüsvalıklarda, el-gün maskarası ......!
Böyle liginde .......
Sığamamış lığında şu KAVANOZ DİPLİ DÜNYA'ya .....
İki cihanda yerinin kalmamış ve olmamış lığında ....
Akıbetin, Araf ve Arasat tır, Arasat ....
Çektiğin azap, yandığın ateş, Cehenneme rahmet okutur ...
CEHENNEME RAHMET OKUTUR .......!
Özcesi .....
Hallerin, pürmelal liginde ...
'' - Ne sen sor, ne ben söyleyeyim ..! '' Halleridir, halleri ....
HALLERİN, PÜRMELALLİĞİNDE ....
NE SEN SOR, NE BEN SÖYLEYEYİM, HALLERİDİR, HALLERİ ....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

27 / 02 / 2026 - Cuma

Saat ; 21_58 

24 Şubat 2026 Salı

 


KAR BEYAZ GELSE DE, ÖLÜM ........!

Kar beyaz gelse de, ölüm .....
Kan kusturup, karalar bağlatır ......
KARALAR BAĞLATIR ........
KAR BEYAZ GELSE DE, ÖLÜM ........!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

24 / 02 / 2026 - Salı

Saat ; 17 _00









İŞTE O ZAMAN ...,

MAHALLE YANARKEN ...
Ayarı-gayarı tutmayınca, düzenin ..
Kaçınca, kantarın topuzu ...
Olan, olur ...
Yanlış tartar, kabzımal karpuzu ...
Çıkar işler, çığırından ...
Ne arşını kalır, nede endazesi ...
Sen, sen olup, geçiremeyince sözü
Koşamazsın çifte-çubuğa, öküzü ...
Bir değilse, insanın özüyle, sözü ...
Isıtmaz üşüyeni, mangalın közü ..
Dövemez' sen tavında, demiri ...
Duyarsın hep azarla, emiri ..
Geçiremez sen hükmün le, sözünü ..
Gün gelir, beslediğin kargalar, oyar gözünü ..
Muhannetlikle, esirgerse komşu, komşuya külünü ..
Sıkışınca başı, düşünce dara, görür gününü ..
Olmaz ölüsünde ağlayanı, düğününde oynayanı ..
Nişadır sız kap, kalay ...
Yalanlı dil, yemin ...
Mayasız süt, yoğurt tutmaz ...
Evdeki hesap, çarşıya uymaz ..
Çürüyünce su, kokunca tuz ...
Olur insanın değeri, pulla, sudanda ucuz ..!
Görüp gerçeği, öğrenince elif ile merteği..
Edince yüreğin cız, anlarsın o zaman ...
Hanya'yı, Konya'yı ...
Sürersin eşeğini, Niğde'ye,
Geçince, Bor'un pazarı ...
Toplarsın, tası-tarağı ..
Nafileliklerin avara lığında, kala kalırsın...
El elde, baş, başta, dımdızlak orta yerde..
Takkenin düşüp, kelin ...
Donun, düşüp ...
Götünün görünmüşlüğünde ...
Görür, ense tıraşını el-alem senin de, eninde-sonunda
Sümsüğünü düşürüp..
Önüne-ardına bakmadan, yola revan olmuşluğun da
Posası çıkınca, nimetin de, insanında ..
Ucuz etin yahnisinin yavanlığında ...
Suyu, avcar ı az olunca ...
Tadı, yavan olur yahninin de, çorbanın da.
Öğrenirsin işte o zaman ..
Zarfın değil, mazrufun geçerakçeliğini ..
Suretin değil fıtratın önemini, değerini, gereğini
Elini ayağını çekince ustalar,
Cirit atar, meydanda,
Kerameti kendinden menkul, çıraklarla ..
Boz bulanık günü seven, kurtlar, çakallar ...
Çekince elini-eteğini doğrularla, namuslular
İnsan gibi, insanlar ,
Ortalıkta itler havlar, dolaşır durur çar-çakal..
Ölünce imamlar ..
Olunca keçi, Evliya çelebi ...
Osuramasa da yokluğunda, imamlar ..
Eski alışkanlıkla ,
Sıçar ulu-orta, saf-saf cemaatler ..
Çoğalır, kendisini hergele de imam eşeği sananlar !
Kesilince ayaklar baş, başlar ayak ..
Kala kalırsın yalın ayak-başı kabak ...
Çıkınca dünyanın çivisi ..
Çoğalınca, insanın piçi ...
Ayar tutmayınca, beygirin kıçı ...
Meydan osurukla -boktan geçilmez ...!
Hancar mı, pancar mı, insan mı- müsveddesi mi seçilmez ?
Akla- karanın karışıklığında ...
Karpuz alsan, tıklarsın ..
Kavun alsan, koklarsın ..
Bilemezsen kolayını, bok edersin alayını ..
Karıştırırsan eğer insanla, suretini ..
Ödersin ömür boyu, ahmaklığının diyetini ..
Doğruya ve erdeme değil, güce tapar san ..
Ruhunu paraya, kudrete ve şeytana satarsan ...
Adam olmayana, insan muamelesi yaparsan ..
Yoz eşeğe altın, semer vurursan ..
Deve kuşlukta, başını sokarsan kuma ....
Kıçın kalırsa, ayazda ...
Eloğlu giderken, Mersine ..
Sen gidersen götün, götün tersine ..
Ayağına çarık olmayanı ..
Edersen, başına sarık..
Ölüne ağıtcı, düğününe okuyucu ..
Memlekete kurtarıcı beklersen ..
Eksilmez asla mı asla sırtından dayak, boynundan yular ...
Durulmaz asla, boz-bulanık sular ..
El oğlu gelir, pahtını da , tahtını da kurar ..
Sana da, takar burnuna hızma, ayağına pranga,
Diline kilit, sırtına semer, boynuna, yular ..
Layığın bu der, sürüm, sürüm süründürür,
Altı yok pabuçluk ta,seni ..
Şerefsizlik çölünde, haysiyetsizlik bataklığında..
Esaretin o, hiç silinmeyen utancın da ..
Düzen, düzen eliklerde, sokar seni düzene ...
Ondan sonra, yitmişliğinde özgürlüğünün ..
Gitmişliğin de, vatanının ...
Ayaklar altına alınmış'lığında, onurunla, namusunun ...
Bozulunca memlekette dirlik-düzen ..
Üşüşünce kuzgunlar leşe ..
Memleket gasp edilince üleşe, üleşe ..
Sen dönersin ölmüş şeddeli eşeğe, kokmuş leşe !
İşin, işten geçmişliğin de ..
Hallerin böyleliğinde ..
Kar etmez, son ve kör pişmanlıkların.
Yalama olur kıçın, kaçar bir yerlerine dilin ..
Kala, kala sana üçün biri kalır...
Olunca haller böyle, gidince haysiyetin ve onurun .....
Cehennemin esvelesine, sürgüne ..!
Faydasızdır, faydasız, küfürde, şükürde ..
İşlerin böyle ligin de nafiledir dualar ..
Seni paklasa, paklasa mezar değil, kubur paklar ...
Kuluna, şahına, padişahına değil ..
İster şeytana, ister yarada na yalvar ....
Beyhudedir, nafiledir çabalar !
İşler, iyiden iyiye, sarpa sarar ..
Mahallede, köyde, kent de, ülkede alev-alev yangın başlar ....
Yangınlar değil, sade bacayı,
Memleketin afakını, yeri-göğü, dört bir yanı kaplar ...
Çare biter..
İnekler suyu içer, dağa -bayıra kaçar ....
Körelmiş baltalar suya, insanlığın boka düşer ..
Olan, olur ...
Sen yanar, sen yakılır ..
Sen çalar, sen oynarsın ..
Gün, o gün olduğunda ...
Sakızının, boka düşmüşlüğünde ...
Gün kararır, yer-gök utanır ..
Kurt-kuş, ağzına sıçar ...
İşte o zaman,
Eskilerin deyişiyle ....
Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!
Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ /İSYANİ
Altınoluk / EDREMİT
03/ 01/ 2016
Saat ; 03_51

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...