Bazen hayatla inatlaşmak, gerçeği görmeyecek kadar bakar körlük.
Nice hallerde kendini İLAH GÖRME sığlığında boğulmak.
Ama bunu ya farkındasızlık ya da kör inatla inkâr, daha da beteri, su götürmez.
Dumura uğramışlık da akıl tutulmasıdır, AKIL TUTULMASI.
DUMURA UĞRAMIŞLIK DA, AKIL TUTULMASIDIR, AKIL TUTULMASI.
Macun, TÜPTEN.
Civciv, YUMURTADAN.
Bebek, ANA KARNINDAN.
Ya da
YA DA İŞLER ZİVANADAN ÇIKTIĞINDA.
Hayatla, gerçeğin AMANSIZ VE YARALAYICI ŞAMARINI yüzde hissedip, acısını bedende yaşamaktır.
ACISINI, BEDENİNDE YAŞAMAKTIR.
Uçuk kaçık hipotezle hüküm.
Olacak olayla.
Yani, OLGU YA DA ÖNGÖRÜ VE VARSAYIMLA.
OLAN-BİTENİ, SONUCU, GERÇEĞİ.
AYKIRILIKLA-UYUM, ya da
DOĞALLIKLA-FELAKET ayraç ya da dengesinde, veya
PARADOKSUNDA görmek.
Bu, alenen
saplantılılığı da aşıp, ALTINDA SOLUKSUZ KALARAK EZİLDİĞİN GERÇEK KAYASININ
TEPENE DÜŞMESİNE RAĞMEN
hâlâ ve boş yere
“İNADIM İNAT” hallerinde tepinip, AKSİNİ İDDİA EDEREK
AYAK DİREMEK, düpedüz ve kelimenin en açık, en anlaşılır haliyle
“Kıçıyla cebelleşen, donunu kirletir” sözünü kanıtlarcasına.
Ya kendini TEK HÂKİM, KUDRETLİ İLAH VE BİLGE, DAHİ görerek
KİBİR ve NARSİSİZM ÇUKURUNDA DEBELENMEK.
Ya da
AKIL FUKARALIĞIYLA, BÖNLÜĞÜN KATMERLİLİĞİNDE ÇİFTE KAVRULMUŞLUKTA HELAKLIKTA
kendini ALLAME-İ CİHAN sanıp, sayıp, görerek
GERÇEĞİN VE DİYALEKTİKLE HAYATIN KABINA VE KALIBINA SIĞDIRAMAYACAK KADAR UYUMSUZLUK İLLETİNDEN MUZDARİPLİKTİR, MUZDARİPLİK.
Neresinden bakarsan bak, gör ve yaklaşırsan yaklaş: ÜSTÜNDE IŞIYAN GERÇEK GÜNEŞİNDE KAVRULMUŞLUĞUNDA KENDİNDEN GEÇEREK.
Kendisini darı ambarında gören AHMAK, AÇ TAVUK ilkelliği, aymazlığı ve acınası dramatikliği, yani
ACIMASIZ, PERVASIZ CAHİLLİKLE, ÇARESİZLİKTE, SİVRİ ZEKÂLILIKTA “MUCİTLİK” taslamaktır.
CAHİLLİKTE, ÇARESİZLİKTE, SİVRİ ZEKÂLILIKTA MUCİTLİK TASLAMAKTIR.
Bu da düpedüz CEHALET BATAKLIĞINDA, İLKELLİĞİN SIĞLIĞINDA, akıntıya kürek çeken ebeveynlikte
yavrusuna “SENİ LEYLEKLER GETİRDİ” ilkelliği, banalliği, ahmaklığıyla, laf-ı güzaflık çenebazlığında
BOŞ gezenin BOŞ kalfası lafazanlığında, eli boş, gönlü hoş aymazlığında ömür heba etmektir.
Ömür heba etmek.
ÖMÜR HEBA ETMEKTİR.
ÖMÜR HEBA ETMEK.
Kaya tepeden düştüyse, altından çıkamazsan ezilirsin.
Çıkmak “anladım” demek değildir.
Çıkmak, ilahlık taslayan ağzı kapatmaktır.
Çıkmak, âlem-i cihan cübbesini yırtıp atmaktır.
Çıkmak, leylek masalını çocuğun yüzüne çarpıp “sen buradan geldin, masal bitti” demektir.
Macun tüpten çıkar, çünkü tüp sıkılır; sıkılmazsa kurur.
Civciv yumurtadan çıkar, çünkü kabuğu kırılır; kırılmazsa boğulur.
Bebek ana karnından çıkar, çünkü süre dolar; dolmazsa ikisi de ölür.
Akıl da tutulduğu yerden çıkar, çünkü inat bir yerde kesilir.
Kesilmezse ömür heba olur.
Kesilmezse kalan vakit de heba olur.
Kesilmezse şamar yüzünden inmez, kaya kalkmaz, don kirlenmeye devam eder.
ÖMÜR HEBA ETMEK, tercihdir.
İNAT mazeret değildir.
ŞAMAR uyarı değildir; cezanın kendisidir.
Susmayan, heba eder.
Heba eden kendi eliyle gömer.
Mualla Sezgör Yassıbaş / İsyani
Immenstaad / Almanya
07 / 10 / 2026 — Çarşamba
Saat: 03:15

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder