8 Ocak 2016 Cuma


BEN ONDA YİTER'İM.
İyi saatte olsunların dokunmuşluğunda ..
El-ele, sarmaş-dolaş olurum ruhdaşımla ..
Alemlerin, gizemli kapılarının aralanmışlığında ..
An gelir ..
Ben, onda yiterim ..
An gelir, o bende, çıkar ortaya ..
Bu işin içinden çıkamamışlığımda ..
Koyulurum alemlerdeki o albenili, beni yutan ..
Soluk soluğa koyan, muammalı yolculuklara ...!
Soluk soluğa koyan, muammalı yolculuklara ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Altınoluk / EDREMİT
08/ 01 /2016
Saat:18_05

7 Ocak 2016 Perşembe


MAHALLE OROSPULUĞUMDA ......!

Vakt-i zamanında ...
Sessiz çığlıklarımı ..
Haykırış, haykırış isyanlarımı, kurdun-kuşun duyup ta ..
Kendine, insanım diyen ....
Sureti insan, fıtratı hilkat garibesi ....
Pek çok kubur faresi kılıklının, duymamışlığında ...
Çok tuzlar bastım, çok tuzlar, yarama ..!
Sonra gün oldu, devran döndü ..
Bende, ne balata kaldı, nede makara ..
Dağılınca düzen, tarumar olunca kasnak-volan, kopunca kayış ..
Attırıp ta pabuçları ....
Cümle zalimliklerin ve zındıkların üstüne, üstüne ...
Deli cesaretimle, korkusuzca yürümüşümle ..
İşin rengi, insan geçinenlerin foyası ..
Hele ki de, hepsini toplasan ..
Üst üste koysan, yinede bir İNSAN etmediklerini ...
Dahası ...
Ciğerlerinin, metelik etmez olduğunu görünce ..
Bu, baldırı çıplak, koyun kılıklı biatçılar sürüsü ...
Ödlekler ve korkaklar avanesinin...
Buna değmediklerini ..
Hele ki, hiç mi hiç hak etmediklerini anlayıp, keşfedeli ....
Üstelik, hayatın beni doğruladığını da, gördüm göreli ...!
Tel maşayla, tokadan başka, hiç bir şey takmıyorum, kafama ..!
Çünkü, anladım ki, şu üç günlük sidikli dünyada ..
Alanın razı, verenin razı ..
Arada ezilenle, sefalette hep düzülenin ...
Dahada vahimi ...
Garibanın, hiç uğruna ölüp .....
Bok yoluna giden, Niyazi'liğinde !
Bu zıvanadan çıkan, yavşak düzenin bok mülembeçliğinde ..
Enseye tokat, kıça parmak salvolarında ..
Ömürlerin eskiştilmişliğinde ..

Ananı düzen, kim ?
Kadı ..
Kime şikayet edecen?
Kadı'ya (!)
Edalarındaki, ahlak fukaralığında..
Namus inmiş, apış arasına ..!
Ahlaksız ucubelerin ..
Akıllarını, sadece uçkura takmış lığında !
İnsanlık düşmüş, sokağa .
Üstelikte, alınmış ayaklar altına ..
İnsan geçinen, arsız-yüzsüz sürüngenlerin ..
Üç maymunu oynama sarhoşluğunda ..
Kiminin hazda, kiminin tozda belenip, yuvarlanmışlığında ..
Düşenin dostunun, hiç mi hiç olmamış lığının .....
Ayan beyanlığında '
Ve...
Tarafımca bizzat yaşanarak bellenip, hatim olmuşluğun da ..!
Aklımın, kara defterine kazınmış lığın da ...
Hep, aynı tas, aynı hamam havalarında ...
Dönüp duruyor, Çarkla-makara, hep avaralıklarda ..!
Adım çıkmış olsa da, mahallenin orospuluğuna ..!
Bunu bile, umuruma da, kafama da takmamış lığımla ....
Oturuyorum keyifle, aynanın karşısına ..
Gülüyorum ....
Şu, sidikli dünyayla ..
İçinde, İnsan (!) geçinen ...
''Ahlak fukarası, insanlık cücesi ...
Yoz mu yoz güruhların, acınası haline-havasına ..''
Gülüp geçiyorum, tüm olanlara ..
Üstelik ..
Hak etmişlere, okkalısından küfürler savurmuşluğumla ..
Bakıyorum, dalgama ..!
Değmez, ne bu dünyaya ....
Ne'de bu, insancık denenlerin, alçakça maskaralıklarına !
Akıl takıp, kafa bozmaya ..
Şunun şurasında, hasbelkader sağlam kalan ....
Üç-beş-tahtaya da, nem kaptırmaya !
Anladım ki ....,
Az ömür yaşayıp, çok çile çekip- çok görmüşlüğüm de ..
Çok düzülüp, hep hor görülmüşlüğümle ....!
Acılarımı süzüp, mutluluk şarabı yapıp içmişliğim de..!
İnandım ki sonunda ..
İçine ettiğim, han denen şu sidikli üç günlük dünya da ..
Haramilerin kol gezip, cellatların baş olmuşluğun da ..
Ben, beni bildim bileli, hep ...
Namussuz geçmiş, masumla, mazlumun ..
Namusluyla, garibin ...
Hırsız geçmiş, fakirin ..
Kara geçmiş, akın ..
Güçlü geçmiş, güçsüzün ..
Haksız geçmiş, haklının, ırzına ..
Aşağı tükürsen, sakal .....
Yukarı tükürsen, bıyık ....
Lafazanlık nakaratlarının, avara lığında ...
Madrabazlar, sahtekarlar, '' -UCUBELER . '' ...
Dünyayı döndürmeye çalışıyorlar, hala..
Bizim, garibim Sarı Öküzün boynuzunda..
Bunun dışında ....
İnsanlık adına, insanca olacak ...
Yok ''- Öpüp te başa koyacak '', başka bir numara ..
Keşfetmişim ben garip, bunu ..
Acizane, mahalle yanarken, aynada saçımı taramışlığımda ..!
Adımın, dokuza çıkıp ..
Sekize, bir türlü inmemiş liginde ,,,
Ayna da, kendi perişan hallerine bakmadan ....
Üstelik, hiç mi hiç utanmadan
Bunu bana layık gören ....
DERVİŞ(!) geçinen YOBAZ MEMİŞ' lerin ...
Kendinden bihaber ....
'' - Namus kumkuması, SİLİKONLU BEBİŞLER' in '', deyişiyle !
'' - Mahalle orospuluğumda ..! ''
'' - Mahalle orospuluğumda ..! ''

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Altınoluk/ EDREMİT
07 / 01 / 2016
Saat; 19_09


OKYANUS 'UMUN HÜZÜNLERİ ...!

Kırmızıydı balonum ..
Onda yüklüydü, tüm düşlerim, umutlarım ..
Hatta, masum çocukluklarım ..
Koptu ipi, uçtu elimden balonum ..
Uzaklaştı semaya doğru ..
Yitti sevinçlerim, tutuldu nutkum ..
Giyindim hüzünleri ..
Kala, kala geriye ..
Yanaklarımdan süzülüp, avucuma düşen göz yaşlarımın ıslağı kaldı ..
Hayat, o gün sadece balonumu değil ....
Çocukluk mutluluklarımı'da çaldı ..
Boynum bükük, ömrüm yitik, yüreğim buruk kaldı ...
O gün, bu gündür ...
Ruhumu derinden, derine bir gizli sancı sardı ...
Tıpkı, yiten balonum gibi, çocukluğum bilinmezlikler de asılı kaldı ..
Gönlümün gelincik güzellikleri soldu ..
Çocukluk okyanus'umun hüzünleri ...
Yılların ve ömrümün kumsalına vurdu ..!
Yılların ve ömrümün kumsalına vurdu ..!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Altınoluk / EDREMİT
07 / 01 / 2016
Saat; 01_40

5 Ocak 2016 Salı


İŞTE O ZAMAN ...,
MAHALLE YANARKEN ...
Ayarı-gayarı tutmayınca, düzenin ..

Kaçınca, kantarın topuzu ...


Olan, olur ...


Yanlış tartar, kabzımal karpuzu ...


Çıkar işler, çığırından ...


Ne arşını kalır, nede endazesi ...


Sen, sen olup, geçiremeyince sözü


Koşamazsın çifte-çubuğa, öküzü ...


Bir değilse, insanın özüyle,sözü ...


Isıtmaz üşüyeni, mangalın közü ..


Dövemezsen tavında, demiri ...


Duyarsın hep azarla, emiri ..


Geçiremezsen hükmünle, sözünü ..


Gün gelir, beslediğin kargalar, oyar gözünü ..


Muhanetlikle, esirgerse komşu, komşuya külünü ..


Sıkışınca başı, düşünce dara, görür gününü ..


Olmaz ölüsünde ağlayanı, düğününde oynayanı ..


Nişadırsız kap, kalay ...


Yalanlı dil, yemin ...


Mayasız süt, yoğurt tutmaz ...


Evdeki hesap, çarşıya uymaz ..


Çürüyünce su, kokunca tuz ...


Olur insanın değeri, pulla, sudanda ucuz ..!


Görüp gerçeği, öğrenince elif ile merteği..


Edince yüreğin cız, anlarsın o zaman ...


Hanya'yı, Konya'yı ...


Sürersin eşeğini, Niğde'ye,


Geçince, Bor'un pazarı ...


Toplarsın, tası-tarağı ..


Nafileliklerin avaralığında, kala kalırsın...


El elde, baş, başta, dımdızlak orta yerde..


Takkenin düşüp, kelin ...


Donun, düşüp ...


Götün görünmüşlüğünde ...


Görür, ense traşını el-alem seninde, eninde-sonunda


Sümsüğününü düşürüp..


Önüne-ardına bakmadan, yola revan olmuşluğunda


Posası çıkınca, nimetin de, insanında ..


Ucuz etin yahnisinin yavanlığında ...


Suyu, avcarı az olunca ...


Tadı, yavan olur yahninin de, çorbanında.


Öğrenirsin işte o zaman ..


Zarfın değil, mazrufun geçer akçeliğini ..


Suretin değil fıtratın önemini, değerini,gereğini


Elini ayağını çekince ustalar,


Cirit atar, meydanda,


Kerameti kendinden menkul, çıraklarla ..


Boz bulanık günü seven, kurtlar, çakallar ...


Çekince elini-eteğini doğrularla, namuslular


İnsan gibi, insanlar ,


Ortalıkta itler havlar, dolaşır durur çar-çakal..


Ölünce imamlar ..


Olunca keçi, Evliya çelebi ...


Osuramasa da yokluğunda, imamlar ..


Eski alışkanlıkla ,


Sıçar ulu-orta, saf-saf cemaatlar ..


Çoğalır, kendisini hergelede imam eşeği sananlar !


Kesilince ayaklar baş, başlar ayak ..


Kala kalırsın yalın ayak-başı kabak ...


Çıkınca dünyanın çivisi ..


Çoğalınca, insanın piçi ...


Ayar tutmayınca, beygirin kıçı ...


Meydan osurakla -boktan geçilmez ...!


Hancarmı, pancar mı, insanmı- müsvettesimi seçilmez ?


Akla- karanın karşıklığında ...


Karpuz alsan, tıklarsın ..


Kavun alsan, koklarsın ..


Bilemezsen kolayını, bok edersin alayını ..


Karıştırısan eğer insanla, suretini ..


Ödersin ömür boyu, ahmaklığının diyetini ..


Doğruya ve erdeme değil, güce taparsan ..


Ruhunu paraya, kudrete ve şeytana satarsan ...

Adam olmayana, insan muammelesi yaparsan ..

Yoz eşeğe altın, semer vurursan ..

Devekuşulukta, başını sokarsan kuma ....

Kıçın kalırsa, ayazda ...

El oğlu giderken, Mersine ..

Sen gidersen götün, götün tersine ..

Ayağına çarık olmayanı ..

Edersen, başına sarık..

Ölüne ağıtcı, düğününe okuyucu ..

Memlekete kurtarıcı beklersen ..

Çok daha havlarsın, aç köpeklikte ayazda ...

Eksilmez asla mı asla sırtından dayak, boynundan yular ...

Durulmaz asla, boz-bulanık sular ..

El oğlu gelir, pahtınıda , tahtınıda kurar ..

Sana da, takar burnuna hızma, ayağına pranga,

Diline kilit, sırtına semer, boynuna, yular ..

Layıkın bu der, sürüm, sürüm süründürür,

Altı yok pabuçlukta,seni ..

Şerefsizlik çölünde, haysiyetsizlik bataklığında..

Esaretin o, hiç silinmeyen utancında ..

Düzen, düzeneliklerde, sokar seni düzene ...

Ondan sonra, yitmişliğinde özgürlüğünün ..

Gitmişliğinde, vatanının ...

Ayaklar altına alınmışlığında, onurunla, namusunun ...

Bozulunca memlekette dirlik-düzen ..

Üşüşünce kuzgunlar leşe ..

Memleket gasp edilince üleşe, üleşe ..

Sen dönersin ölmüş eşeğe, kokmuş leşe !

İşin, işten geçmişliğinde ..

Hallerin böyleliğinde ..

Kar etmez, son ve kör pişmanlıkların.

Yalama olur kıçın, kaçar bir yerlerine dilin ..

Kala, kala sana üçün biri kalır...

Olunca haller böyle, gidince haysiyetin ve onurun .....

Cehennemin esvelesine, sürgüne ..!

Faydasızdır, faydasız, küfürde, şükürde ..

İşlerin böyleliğinde nafiledir dualar ..

Seni paklasa, paklasa mezar değil, kubur paklar ...

Kuluna, şahına, padişahına değil ..

İster şeytana, ister yaradana yalvar ....

Beyhudedir, nafiledir çabalar !

İşler, iyiden iyiye, sarpa sarar ..

Mahallede, köyde, kente, ülkede alev-alev yangın başlar ....

Yangınlar değil, sade bacayı,

Memleketin afakını, yeri-göğü, dört bir yanı kaplar ...

Çare biter..

İnekler suyu içer, dağa -bayıra kaçar ....

Körelmiş baltalar suya, insanlığın boka düşer ..

Olan, olur ...

Sen yanar, sen yakılır ..

Sen çalar, sen oynarsın ..

Gün, o gün olduğunda ...

Sakızının, boka düşmüşlüğünde ...

Gün kararır, yer-gök utanır ..

Kurt-kuş, ağzına sıçar ...

İşte o zaman,

Eskilerin deyişiyle ....

Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!

Mahalle yanarken, orospu aynada saçını tarar ..!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

Altınoluk /EDREMİT

03 / 01 /2016



Altınoluk / EDREMİT
Saat ; 03_5103/ 01/ 2016

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

  YİTEN DE, ARANAN DA, ARAYAN DA SENSEN, YAPILAN ARAMA VE ARAYIŞ ....... İNSANI, CAN EVİNDEN VURAN ARAMA DIR, ARAYIŞTIR ..........! He...