21 Mayıs 2020 Perşembe

KANDİL ŞAVKI …………….,
Beyaz elmas albenisiyle, yaprağı süsleyen, çiy tanesi gibi ışıltılarla ...
Ömrüme, cemre güzelliğinde ağan sın, ağan …..!
İlk göz ağrılığınla, ürkek kuş yüreği gibi çırpınışlarla, aşka kanat açtıran …
Seni düşünüp, düşlemeler le kaçan uykularımda ..
Sabahı, sabah eden kan çanağına dönen gözlerimin ….
Hiç gocunmak sızın, kapanmamış lığında …..
Sevda oku kesilen kirpiklerimin, her birine asılmış, kandil şavkı sın …
Kandil şavkı sın …..!
Kandil şavkı ….!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Almanya
21 / 05 / 2020
Saat ; 19_20
İLK ÖPÜCÜK …..!



Böylesi vurgun yemişliğe alışkın olmamış lığım da, sevda acemisi, ömrümü süsleyen liğinle ….
Çoğalan bilmecem, yittiğim dehliz, yutulduğum girdap sın …
Nereden başlayıp, nasıl anlatsam, bilmem ki, ömrüme işlenen gergef güzelliğini ..
Ondandır, nutkum tutulur, dilim sürçer …..
Hatta, Arpacı Kumrusu gibi sessizliğe bürünüp, dalıp, dalıp giderek ..
Suskunluğun ummanında yiter sem, sebebi sende olsan, hoş gör …..
Şaşkınlığımı hoş gör, hoş …
Çünkü, sen ….
Yanaklarıma, allar bastıran ….
Dudağıma düşen ilk öpücük sün, ilk öpücük ….!
İlk öpücük ….! 



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ 



Almanya 



21 / 05 / 2020  



Saat ; 14_14

GEL, HELE .
BİR'DE, BANA SOR .....


Arın ön yargıdan, peşin hükümlülükten ...
Kestirip, atarak, vermeden karar ….
Beni koy, kendi yerine ….
Gel birde, böyle gör ve düşün ...
İslenip, puslanıp, kararmışsa,  vicdan aynan ...
Sil, pak eyle bak, gel, birde böyle gör ...
‘’ - Çıra, dibine karanlıktır derler . ‘’ …
Unutma, ruhunun çerağı, yüreğinin kandili, sönmeye yüz tutmuşsa ...
Loş ta, gölgede değil, ırağa, dönüp baktığında, kendine ….
Fersiz ışık, aldatıyorsa, seni ...
Düşün, birde böyle bakıp, elifi, mertek ….. 
Katırı, eşek gördüğünü …..
Dur, harla gönül odununu, eğil, birde sonra bak .....!
Demez mi, el alem sana ?
Kıssadan, hisse  çıkartmış lığında …..
'' - İçinizdeki en masum ve günahsız kimse, ilk taşı, o, atsın .'' Sözündeki, hikmeti-kerameti ……
Zararı yok, karar vermişsen önceden, kendinden eminlik le, yada sun-i zan ile, yahut ta şüpheden beslenmişliğin de ….
'' -Tuğlayı nem, yiğidi gam öldürür ..! '', Denmişliğinde ..
Utançla, gamdan ölmemek için, vaz geç inadından ….
Arın, kurtul, seni, şeytana uşak yapan, benin ile kibrinden …
Yaptıktan sonra, keşke ler de, utançta, vicdan azabında  kıvranıp, ölmemek adına  ...
Dinle yüreğini, sağ duyunu, son pişmanlığın faydasızlığını unutmadan ...
Bırak, el alem ne der telaşını ….
Elini tutanın, akıl verip, işine karışanın olmamış lığında,
Yine, çuvaldızı bana batırmaya kararlıysan, zararı yok batır . 
Son kararını vermeden yahut ta, öfkene, kibrine yenilmeden
Sor kendine, sorgula ve muhakeme et, iyiden iyiye ….
'' - Ya öyleyse, (?) sorusunun yanıtı, yatmışsa aklına, uygunsa vicdanına ..
Yok mesele ama zerre kadar kuşkuluysan ….
Çuvaldızı, bana batırmadan dur …..
Önce, minicik iğne ucunu, kendine batır da, karar ver, sonra .
Müstahak mıyım çuvaldıza, yoksa, iğne acısı, getirdi mi, aklını başına ?
Dinlemeden, sorgulamadan, akı-karayı bilmeden...
Şafak sökmeden, ay çıkmadan, zifiri karanlıkta ….
İpliğin rengini, seçemezken, nasıl verirsin doğru kararı  ?
Sor, sorgula, danış yüreğine ….
Kibir zırhından soyun, kurtul ağırlık ve vebalden ….
Ruhunun, bedeninin üryan lığın da …..
Yüreğinle, aklının uyanık ve duruluğunda ..
Hakkaniyet libasını giyin, tevazu şalına bürün de gel ....!
‘’ - Bin bilgenin, bir cahili yenememiş liği gerçeğini unutmadan . ‘’
Gönül gözünün çapağını, silerek ..
El gözündeki  merteğe bakıp, görmeden, önce ….
Kendi gözündeki çöpü, çapağı, görmeye kalkmadan ….
Ok yaydan, aklın zıvanadan, karakterin, insanlıktan çıkmadan …..
Şak şak laya na, pohpohlayana kanmadan, el atına binip, tez inmeden ..
Haram lokma yeyip, geğirmeden, vebal almadan …..
Hasılı ..,,
Fıtratın la, suretin le, özünle, sözünle, eylemin le ….
İnsan olduğunu unutmadan, insanlıktan çıkmadan, düşün, taşın, öyle karar ver …..
Karşındaki olsa katil, söz savunmanın deyip, ona söz hakkı vermeden ..
Tarafsızlığı elden, onuru ömründen düşürmeden ..
İnsanlığını kubura düşürüp, paraya, pula değişmeden ..
Hele ki, iki paralık dünya çıkarı için ..
Karakterinle, ömrünü, haysiyetini, onurunu ahiretini …. 
Odununu kendi taşıdığın ,Cehennem ateşine atmadan ..
Dil eğriliğinin, niyet bozukluğunun, harama uçkur çözüp,
eline-diline, beline sahip olamamanın yüz karalığıyla … Onursuzluğun utancını, cefasını, azabını çekmeden ...
Dahası ..
'' - Dervişin fikri neyse, zikri odur '' …..
Sözünün gerçekliğini, geçerliliğini, dahası, ağırlığıyla, vebalini bilerek ..
Çiğ süt emme, beşer-şaşar, kul’ dur, hata yapar, nakaratlarına sığınıp ...
Kapı varken, duvardan, damdan, pencereden, olmadı camdan, daha da ileri gidip …
İSYAN'İ damarıma basıp, ayranımı kabartma pahasına, inadına gayri ahlaki hal ve yolla kılık-kıyafet değiştirip …
İnsanlık raconuna uymayarak çarşafa sarınıp, çuvala girerek yani ve özcesi ….
İşi kitabına uydurup, alavere-dalavereyle meskene, yatağa, döşeğe, namusa göz dikmekle kalmayıp ….
İnsanlıktan çıkıp, aklı evvellikler de ….
Şark kurnazlığı, hile-hurda ve dolaplara tenezzülle ….
Masum, savunmasız ve korunmasız insan hayatıyla ….
Haysiyet ve onuruyla oynamaya yeltenerek, hatta iğrençliği elden bırakmayıp..
Bu pespayeliği de sergilemekten geri durmamayı, iş ve beceri sanıp, yada gösterip …..
İnsanlık zor zanaat'dır, kavramını kendince hiç ve piç ederek .
 İnsanları kendinden iğrendirip, soğutmadan …
Hak, hukuk, adalet yolundan, bok yoluna sapmadan, cambaza bak  hallerinde, insanları  kandırıp, soyup-soğana çevirerek ….
İnsan geçinip, hilkat garibesi ucubelikler de, hain olup, evladına-uşağına utancı, kepazeliği ve zerullüğü miras koymadan ..
Anadan doğmuş bebe saflığıyla, masumiyet, içtenlik ve paklıkla, sür ömrünü ...
İnsanları söğüşleme ve aylaklık, asalaklık yerine emek ve alın teriyle helal ve meşru kazanç yolunu seçip …
Diğer namuslu emekçilerden biri ol ve onurun aydınlığında kıvançla yaşa …
Daha da önceliklisi, değerlisi ve  insanlığın olmazsa olmazı olan biçimiyle …
Erdemliliğin sarp ama kıvanç ve şerefle aydınlanan yolunu ve yaşamı seç ki ….
Ömrünün mizan defterine , 
 Dahası, KÜNYEN E ..
'' -İNSANDAN GAYRI, HER ŞEY...
Hatta, MEKKEYE KİTAP TAŞIYAN, KIDEMLİ EŞEK bile oldu, olmaya 
Lakin, gelin-görün ki …..
İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALAMADAN, İNSAN EVLADI, İNSAN OLAMADAN ! ''...
‘’ – Alışmadık kıç ta, don durmaz ! ‘’ misali, her karar ve söz verişte, icraatı fiyaskodan öte geçmedi ..
Ne, bir baltaya sap oldun, nede sapa, balta ….
Ayak dire'din, inat ettin, insan olmamak ve bildiğini okumak adına …
Öyle ki …..
'' – Cin olmadan, ağız çarpmaya kalkan, önlenemez ve engellenemez hödüklüğün de ….
Bütün pınarları kurutup, hayalleri sükuta uğrattın …. ‘’ 
‘’ -  SERMAYESİNİN VE ÖMRÜNÜN YALANLA BİNA OLUP, HİLE-HURDAYLA ŞEKİLLEN'MİŞLİĞİN DE ...’’
Özde, sözde, eylemde ve güvenilirlikte …..
Asla ama asla eremedi, İNSAN MERTEBESİNE ….
Riyada, fitnede, nifakta, namussuzlukla, hainlikte hasılı yaka silktirecek kadar gayri ahlaki, gayri insani devinim ve suçta …
Mektep, medrese, ihtisas görmese de ….
Yedi sülalesine ve ceddine lanet okut macasına, paye kazanarak….. 
Ömrünü telefte ….
Kendisi gibi niteliksiz güruhtakiler in eline su dökemeyecek kadar, ileri gitmişliğin de ….
Şah'tın, şahbaz oldun …!
TUĞ DİKTİRDİN KABRİNE ''
Tüm bu yüz karalıklarını yazdırmadan künye ne, siciline …..
Dahası ve en önceliklisi, önemlisi ….
Benimle ilgili karar ve hüküm vermeden …
Hoca, hakkında  cemaate …
'' – MERHUMU, NASIL BİLİR, TANIRDINIZ, HAKLARINIZI HELAL EDİYOR MUSUNUZ (?), diye, sormadan …. 
‘’ - SEN DOĞRU DUR, EĞRİ BELASINI BULUR . ’’
Sözünü, ağzından çıkartmadan ….
Seninle olan, ilgi, ilişik ve davamızı …
Adeta, bilinen-bilinmeyen tüm şehir efsanelerini  unutturacak kadar çok, insana sirayet etmişliğin de …
Bire, bin katarak, söyleyene göre şekillenip-biçimlenip, uzatılıp-kısaltılarak, dillendirilen ….
Gelin görün ki, asla ama asla varlığı kanıtlanamayan ….. Varlığı su götürür olmaktan da öte, meçhul AHİRET ile İLAHİ MAHŞER günü kurulacağı  dillendirilerek …
Düpedüz duygu sömürüsüne ve istismara müsait hale getirilen … 
MAHKEMEYİ KÜBRA’YA havale edip, göz göre, göre kadük ettirmeden, ORADA DA, REZİL RÜSVA OLMANA’ da, meydan verip, neden olmadan  ...
Kanaatimi, öngörü mü, kararımı, hele ki de …..
Hakkındaki, düşüncemi … 
Senin ederini,  Kıratını, geçer akçe olup-olmadığını ?
Hele, birde bana sor …
HELE, BİRDE BANA SOR .....
Şecere ne, mezar taşına …. 
'' - İNSAN KİSVELİ HARAMİ, İFLAH OLMAZ, MÜNAFIK, ZINDIK YAZDIRMADAN ..!''
Azrail, karşına dikilmeden … 
En az, yelle men kadar keskin ve pis kokan …
Tez zamanda, çıkası ca o, son nefesini vermeden … 
KÜFÜRLE ANILIP, BEDDUAYLA VE HELALLİK SİZ GÖMÜLMEK İSTEMİYORSAN ...
Haydi geç ötekileri … 
Say ki, hepsi, hep bir ağızdan, avaz, avaz ….  
‘’ – İYİ  BİLİRDİK …! ‘’. Deseler de …
AKIBETİNİ MAHV, ÖTE DÜNYANI BOK ETMEMEK İSTİYORSAN ..
CANIN ÇIKMADAN, TENEŞİRE VE HASILI KABRE KONMADAN ..
Ederini, merak ediyorsan ….
Gelmişini, geçmişini ….
Hasılı ….
Herkesçe bilinen, MÜNAFIKLIĞIN LA ….
Bitmedi, hasetliğin le, namertliğin le ….
Yetmedi, dahası …
MELANETLİĞİN İLE ….
Hepsi, hepsi ama en sona sakladığım en bariz bilinen zaaflarından birisi, bence en önemlisi de olan …
Kaybedeni üzmeyen, bulanı sevindirmeyen liğin ve insanlığa külfetin, dünya ya ve insanlara yüklüğün le ….
‘’ -  DEĞİL, KURUŞ …
METELİK ETMEZLİĞİNDE …..
Kendini ….
Hele, birde bana sor ……!
HELE, BİRDE BANA SOR  ……! 




Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ 



Almanya 



20 / 05 / 2020 



Saat ; 19_19

20 Mayıs 2020 Çarşamba

BOŞUNADIR ÇABAN...

Gönül bağında, solup, ölmüşse sümbül ...
Hicrana kesip, gamdaysa gönül, suskundur bülbül ...
Kopunca, kızılca kıyamet, semada ...
O ana değin, gök yüzünün kanatları altında salınıp,  raks eden, zembil ...
Yer, yerinden oynamış lığın da ...
Gelince sonu, kopunca ipi ...
Tutunamamış lığında ne aya, nede yıldızlara ...
Hele, birde, Azrail denen ölüm elçisi, öpmüş ise onu, aşkla
Durduramaz düşüşünü, elinden geleni, ardına koymadan,  kurtulmak için çabalasa da ....
Ölümün kaçınılmazlığında, önleyemez akıbetini ...
Kurtulamaz, başına gelen, hazin sondan ...
Sen, sen ol, suçlama, kahredip, gamlanma, yeme kendi, kendini ...rahat tut içini, 
Sızlamasın, vicdanın,  rahat tut içini ....
'' -Bilesin ki, ölüm gelmişse başa, diş ağrısı bahanedir '',
Der, hemcinsin ekabirler ...
Bil ki, çok istesen de, nafiledir çaban ....
Değil mi ki, Azrail geçirmiş eline, yakalamış, şah damarından ...
Yeter ki, atmaya görsün, altı delik heybesine, yar etmez onu, değil sana, ne kadıya, ne hakana ...
Sen,sana düşeni yapmışlığın la ferah tut içini, er huzura ...
Yaz aklına, unutma ...
Sadece sana ve hayata değil, kendine de hayır gelmez, yar olmaz, bu saatten sonra, ondan ....
Gelmişse eceli, olmuşsa musallat .....
Ne bir başkası, nede sen, çekip, kurtaramazsın onu, ölüm denen, doyumsuz, görünmez canavardan ...
Dahası, akıbeti, hazin sondan ...
Zembilliğinde kopmuşsa ipi, düşer yere ...
Değil, kucak açsan ..... 
İbrişimden ip, ipekten ağ atsan tutamazsın, boşunadır çaban  ...
Sadece senin gayretin, çaban değil .... 
Kar etmez, onunki de ....
Hükümsüzdür, zembilliği, dahası gökteliği ...
Sanılmasın, gökte olana erişemez Azrail le, ölüm ....
Yeter ki, gelmesin vakit, çalmasın çanlar onun için, kırılmasın kalemi, dürülme sin defteri ....   
Yeter ki, canını almak için binmesin atına, koyulmasın yola Azrail ...
Bakmadan Zembilliğine ölüm, aldırmadan, cafcafasına,
albenisine, gerdan kırmasına ...
Ne sultan, ne köle, ne prenses, nede cariye tanır
ölüm ....
Bulur hepsini, kondurur busesini ....
Ardına bakmaya fırsatı bile olmayan, niceleri gibi ....
Ölüm erişir ona da, ölüm, erişir ona da ...
Asılı olsa da, gök kubbede, dursa semaha, doymamışlığın da, sürse sefa ......
İster halayık, ister paşa olsa, kaçınılmazlığında ölüm erer ona ...
Ölümün, söz dinlememişliğinde ...
Azrail in kavil etmişliğin de ....
Dahası, söz konusu ölüm, gerisi teferruat olmuşluğun da, 
Azrail in dur, durak bilmemişliğinde ...
Kim bakar gözünün yaşına, zembilliğine, yerdeliğine, gökteliğine ...
Zembilliğinde, akıllarda, gönüllerde, ömürler de yer etmişliğine bakıp,aldırmadan ...
Kopunca ipi, düşünce yere, yerle yeksan hallerde kırılır, Zembil, tadar ölümü ...!
Kendi gider, adı kalır, gök kubbede, hoş bir seda olur adıyla, müsemma Zembil, sonunda ...
O'da, tadar ölümü ....!
O'da, tadar ölümü ....! 



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Almanya 
20/05/2020
Saat; 13_55

19 Mayıs 2020 Salı

KARDELEN ÖMÜRLER: SEVDA ve SEVDAYA DAİR ....Sevda ve sevdaya dair ak...

KARDELEN ÖMÜRLER: SEVDA ve SEVDAYA DAİR ....Sevda ve sevdaya dair ak...: SEVDA ve SEVDAYA DAİR .... Sevda ve sevdaya dair akıyla-karasıyla yaşanmışlıklar.. Mühürlü dudaklarda saklanan, kutsal sırra benzer .....
SEVDA ve SEVDAYA DAİR ....
Sevda ve sevdaya dair akıyla-karasıyla yaşanmışlıklar..
Mühürlü dudaklarda saklanan, kutsal sırra benzer ..
Yaşanmışlığı, kutsiyeti ve güzelliğiyle ....
İnsana ve hayata dairliğinde, sevda ...
Mücevher için işlenmeye kıyılamayan, emsalsiz Cevhere benzer ....
Emsalsiz Cevhere benzer ....
Yitmişliğinde, gönlün,aklın onda da kalsa ...
Ardı sıra kem söz etmeye kıyılamayan, nurani can'lığında sönmeyen ışığa benzer ...
Yitse de, bitse de sevdaya dair yaşananlar ..
Düne, yaşanmışa, sevdaya, sevdalıya saygım ve yaşattığım duygularla ...
Kor, kor yüreğimi yakar, gönlüm tarumar lığın da, bozulmuş bağa, viran yurda-yuvaya ......
Yaşananların ardı sıra, sevdalı ömürlerle, yürekler ...
Kanadı kırık, kuşa benzer ...
El gözüyle hiç olsa da ...
Sevenin gönül gözüyle , yar, açmamış goncaya, gönül bağında gezen, marala benzer ...
Fıtratın la, suretin le insan evladı insansan eğer ...
Etmezsin kem söz ne yaşanana, nede biten sevdanın kahramanı, dünün gönül yoldaşına, tek bir kem söz ...
Hatta buğuz bile yakışmaz, sevdaya ömür verene ..
Yaşananın, yaşanmışlığın da güzelliğinde, değil söz, toz kondurmaz toz..
Ne sevdalıya, nede kutsallığında, sevdaya ..
Sevdanın hayata ve insana dairliğinde, yaşatır san ömründe ....
Düne ve sevdalıya dair güzellikler, çok yaşanıp, tez bitse de .....
Sevda, okuması bitmeyen , okuduk ca,içe işleyen Manas misali, destana benzer ...!
Manas misali, destana benzer ...!
Yazılır, gönül ve ömrün bağına, dağına, taşına, aşkla ..
Sevdalının adı, abı hayat, can suyuna benzer ..
Abı hayat, can suyuna benzer ..
İnsana ve hayata dairliğinde, sevda ...
Yaşanmışlığı, kutsiyeti ve güzelliğiyle ....
Mühürlü dudaklarda saklanan, kutsal sırra benzer ..
Anlamı, güzelliği, değeri ve kutsiyeti o, ki ..
Yaşanmışlığın da sevda, dağ doruğundaki, nurani kara ....
Sevdayı ve sevdalıyı hürmetle, duyguda içtenlik ve saygıyla, zikirle yad etmek ...
Kabemizin, insan olmuşluğun da ...
Gönülden yapılışıyla, Kabeyi tavafa benzer ..
Kabeyi tavafa benzer.....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Almanya
19 / 05 / 2020
Saat ; 12_24

17 Mayıs 2020 Pazar

DİYESİN GELİR ... Hayatın zirzopluğunda ..... Dahası .... Hem mutluluğa, hem mutsuzluğa .... Hatta, olura-olmaza gebeliğinde ... Oynayarak oyununu çözülmez kırarak donu' nu .... Alt, üst ederek duygularını, hesabını-kitabını .... Hatta, kökten olmacasına, ömrünü, dünyanı .... Çevirerek seni, şamar oğlanına ... Göz yaşını, aşına karıştırarak .... Kaçırıyorsa, ağzının tadını ... Tuttuğun dalları kurutarak, olmadı kırarak .... Tükürerek, ağzına, yüzüne, şaşırtıyorsa feleğini ...! Çöküyorsa, değil sadece evin-ocağın, dünyan .... Dünyanın derdi, gamı, tasası başına ve omuzlarına .. Aldırmadan, taşıyıp, taşıyamamana, gözünün yaşına derdin, tasanın, gamının-kederin seni bulmasına .... Hatta, çerleyip, zıvanadan çıkıp, elemin müptelası, deli-divane olmana .... Bir güldürüp, bin ağlatarak, gün yüzü göstermeyip ... Bir zerre, mutluluğu, çok görüp ... Çilede ömür tükettiriyor sa .... Hayat denen cenderede, erim, erim eriterek ... Sürüm, sürüm, süründürüyor sa ... Elindeki, üç keçini, beş koyununu telef ederek .... Seni, muhanete muhtaç ederek, el-etek öptürmeye ... Dahası ... Musallat olmuşluğuyla, sana ... Kula, kul etmecesine çaresiz koyarak ... Sadece umudunu kırmakla kalmayıp ..... Elindeki-avucundaki mutluluğa dair kırıntıları da, hoyratça gasp edip .... Dur durak bilmeksizin, zebaniliğin de ütüne, üstüne abanarak .... Kel başta, berberlik öğrenen acemi çırak edalarında ... Gücünü sende deneyip, yüzünü- gözünü kan-revan ederek seni kan revan ederek ... Doğduğuna, doğacağına pişman ederek .... Sözün bittiği yer ve halde ... Karamsarlık, kötümserlik ve asilikle yüz yüzelikte seni, sana ve sevgiye, hoş görüye düşman ediyorsa ... Dayanmışsa, bıçak gırtlağa ... Tükenince sabrın, çıkınca öfken, doruğa ... Canının, burnundan gelip öfkeden, dişinin, bokunu kesmediği hallerde .... Ağzının ayarının bozulmuşluğun da ... Ağız dolusu küfürler savurarak, art, arda ... Canı yanan eşek, attan, hızlı koşar diyenlerin haklı çıkıp, kulaklarının çınlamış lığında ... Beşer'liğinde sonuna gelmiş, kusuru, ayıbı unutmuşluğunda ... '' - Çekeyim ipini, yıkılsın dünya ....... Bana yar olmayan hayatın, tüküreyim yüzüne, edeyim içine ... Burcuna, çelik saplama çakayım ...! Şişe küçük gelir, şanımızı zedeler, oturmayız ona, derlerse ... Dünyayla, hayat denen bu iki herzeyi, üst, üste koyup .... Kızgın alevlerde menevişlenip, sulanmış ..... Ateşe kesen, has çelikten ... Ateşe kesen, Voyvoda kazığına oturtayım ...! VOYVODA KAZIĞINA OTURTAYIM ....! '' Diyesin gelir .....! Diyesin gelir .....! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Almanya 17 / 05 / 2020 Saat ; 11_12
GECENİN İÇİNDE ...... Gecenin içinde ..... Sen, duvarda ..... Ben, yatakta ..... Kesişip dururken .... Hüzünlerle, neşeyi bulamaç ediyorduk .... Hüzünlerle, neşeyi bulamaç ediyorduk .... Gecenin içinde .... Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Almanya 17 / 05 / 2020 Saat ; 01_24
YETER Kİ ...., Yeter ki ..... Yatsın, yüreğine, beynine ... İstesin, kadın ...... Dünyaya sığmayanı .... Sığdırır, eteğinin altına .... Yeter ki, istesin kadın .....! İstesin, kadın ....! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Almanya 17 / 05 / 2020 Saat ; 18_56

ORTALIĞI, VELVELEYE VERMEDEN ……..! 



Çare isen, bırak bekleyenini, umanın bile, işini yap ….
Değil, başkası …..
Sağ elinin verdiğini, sol elin bilmeden içtenlikle, yalınlıkla, sessizce ver ….
El-aleme hoş görünmek, gösteriş için yaşamak, düpedüz riya,
Görgüsüzlük …
Dahası, bencilliğin pençesinde debelenmeler de, öncelikle kendini kandırmaktır ….
‘’ - Haramın binası olmaz . ‘’ Sözünü boşa söylememiş, diyenler …
Unutma ki; haram çoğaldıkça soysuzluk, yolsuzluk ve hırsızlık buna bağlı olarak ta, sefalet ve toplumsal yozlaşmayla, çürüme artar ….
Yıkılınca toplumu ayakta tutan huzur ve güvence direkleri ..
Çöker  insanların ve ülkenin, insanlığın, başına …
Felaket, geliyorum demez demek saf dillilik tir, böylesi hallerde, gelir göstere, göstere …
Ders ve tedbir almayı ve insanca yaşamak yerine, yozlaşmadan nemalananlar türeyip, çürüdükçe ..
Kurtulmaz insanın başı beladan, ülke ile halk felaketten …. 
‘’ – El atına binen, tez iner ..! ‘’ Diyene gülüp, geçme, hikmetli sözün içeriğiyle, meramını anlamaya çalış, yor kafa …
İlerde böylesi hal gelince başına, kusuru başkasında değil, kendinde ara ….!
Fıtratında, nataranda varsa, bedavacılık la, asalaklık unutma ki …. 
Kesiliverince, değirmenin suyu, gelmeyince sefillikle, kula, kulluk …
Kalmazsın, boyunduruk vurdurmakla, onuru, namusu, haysiyeti asarsın duvara ..
Yal için kuyruk sallayanlar köpeklerden farkın olmaz, kuyruk sallamaya başlarsın sende bir lokma için, önüne her çıkana …!
Tıpkı mertlik gibi, namertlik de her kişinin harcı, değildir gel gör ki, yitince haysiyetin, şahsiyetin kaçınılmazın olur ihanet, hainlik ve yalakalık sonunda …
Yalamanın önde geleni olup, çıkınca çekersin sineye, katlanırsın paspayece kendini satmaya …
Düşünce piyasaya, olup çıkınca orta malı, binenle, ineni, girenle, çıkanı sayamaz olursun sonunda …
Böylesi halde, hasretinin şahsiyet, onur,gurur ve huzur olmuşluğun da,  yuvarlanır gidersin bok böcülüğünde akıbetinin kuburluğun da …
Sen, sen ol herkes katlanır ve el uzatır sana, birkaç mert çıksa da, hasbelkader karşına, gezinirsin çokça namerdin  ortasında, kucaktan, kucağa …
Yeter ki düşmesin başın dara, o halde kurdu, çakalı, haini, düşmanı arama, uzakta …
Önceliği dost sandığın,  dahası, en güvendiğin bile, payına düşeni almak için, el-alemden önce, girer sıraya, kapında, sokağında … 
Hatta, maazallah yuvanda, yatağında ….
Böylesine düşkünlük ve sefilliği tadıp, yaşamışlığın da …
Sakızını, düşürünce boka, ne apış arayın ıslaklığı, nede yüzünün karalığı eksilir …
Tadıp, yaşamamak için böylesi azabı, önceden çok iyi yapacaksın, hesabını, kitabını, tedbirli atacaksın adımını … 
İyi kollayacaksın önünü hele, hele de, arkan, sanmayacaksın dost her önüne çıkanı, sana her el uzatanı ….
Yitmiş se insanlığın, baki kalan eşekliğin de, her, yeşil otlu taze havuç uzatanı saymayacaksın babanın oğlu …
Yoksa, ya ot yoldururlar yada keçinin yemediği yerden, ot yedirirler, sana …
Hallerinin böylesi berbatlığın da, yüksen, külfet sen ele, aleme …
Eğer, kalmışsa hala, saygı kırıntılarıyla, itibarın …
İyiden, iyiye yitirmemek ve dımdızlak kala kalmamak için ulu-orta ..
Daha açık ve anlaşılır ifadeyle, diyeyim ki sana …
İnsanları, daha çok bezdirmeden …
Yaka silktirip, bezdirmeden, tiksindirme den ….
Önünden, ardından, hatta ….
YÜZÜNE HASSİTTİR ÇEKTİRİP, 
SİLLE TOKAT DÖVDÜRÜP, ALENEN KOVDURUP, KOVALATMADAN  ….
Al başını, çek git …..
İşinin ehli, hırsız kediler gibi ….
Sessiz-sedasız ….
Kimselere, duyurup, bildirmeden …
Değil, eylenip, oyalanmak, savsaklanmak ..
Tam aksine, hiç gecikmeden, hatta eskilerin deyişiyle ..
‘’ – İt boku yere, düşmeden, hoca minarede belirmeden, ezanı okuyup, bitirmeden ….! ‘’
Dahası, gerekirse, almaca sına eline, ayakkabını bile, giymeden ….
SÖKECEK ŞAFAĞI, BEKLEMEDEN ….!
ERKENCİ HOROZLARI, ÖTTÜRME DEN ….
KARGALAR GAKLAMA DAN …
EL, ALEM UYANMADAN ……
Daha da önemlisi …
ÇEK GİT, GİDEBİLDİĞİNCE  ERKEN …
ORTALIĞI, VELVELEYE VERMEDEN …..!
ORTALIĞI, VELVELEYE VERMEDEN …..! 



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ 



Almanya 



14 / 05 / 2020  



Saat ; 16_40

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...