ONURLU KADINLIĞIMLA ..!
Bakma böyle yılgın, perişan ve yenik göründüğüme .....
Bugün, şu an sümsüğüm düşükte olsa ..
Ben toprak ana gibi, su gibi, hayata diş-tırnak tutunurum !
Önce insan, beraberinde kadınlığımla ...
Bilir misin, ne kadar metanetli, dirayetli ve iradeliyimdir ?
Evlat acılarını, yar sevdalarını,
Beden sağlıklarımı yitirmişliğimle …..,
İlletlerde, kahırlarda, acılarda …
Ölüp, ölüp dirilmişliğimde bile ..
Acılar, elemler imbiğinden, mutluluklar dermeyi bilmişliğimle ..
Nice vartaları atlatıp ….
Ulu kahır dağlarının ,
Üstüme, üstüme devrilmişliğinden, sıyrılarak .
Umudu azık, yaşama sevincimi ışık ….
İrademi çelik yaparak, atılmışımdır, hayatın üstüne, üstüne !
Önce insan, sonra kadınlığımda ne kurtuluş destanları ..
Ne muzaffer kahramanlık öyküleri yazmışımdır..
Analığımda, Anadolu gibiyimdir..
Nice Tekfurlar, ağır zulümler, zifiri karanlıklar ve eşkıyalar görse de ..
Kana belenmiş, bereketli ama çetrefilli topraklığında !
Hala, onurla ayakta ve direniyorsa, Anadolu …
Tarihe ve asırlara sığmamacasına, destan, destan !
Bende, ömrümün en karanlık ve naçar halinde bile..
Örnek alıp, şiar etmişliğimle, Anadolu'yu ..
Kendi küllerimden doğup, kanatlanarak ..
Zümrüt-ü Anka’ lığımda uçarak, selamlamışımdır..
Göğü, yeri ve evreni, gönül enginliğimde ..!
Bakma, böyle olgun ekinler misali, baş eğip ..
Bereketli nisan yağmuru kesilen göz yaşlarımla ,
Yanaklarımı, toprağı ve hayatı ıslatmışlığıma ..
Çıkmadık candan, umut kesilmezliğine inancım ..
Ve, deniz gibiliğimle ..
Ateşliğimle, suluğumla …..
Hasılı...
İnsanlığım, onurlu kadınlığım ve analığımla …
Anadoluluğumla …
Bu kahırlar yurdu Anadolumla el ele, koyun koyuna ….
Bu şanlı direnişin onurlu destanını yazacağım …,
Cefalarda çelikleşen, şu çilekeş ömrüme …
Zamanlara, hayata ve yarınlara..
Daha, ölmemişim gardaş, bilediğim hıncımla …!
Yürüyorum ve yürüyeceğim karanlığın ,
Korkunun krallığının ve çakal sürülerinin üstüne, üstüne ..
Postu deldirmeye niyetimin olmamışlığında …!
O leş kargalarının, o it ulumalarının..
Aşını-küşünü bir edip ..
Anadoluluğumda, bana biçilen kefeni ..
Biçenlere giydireceğim …., !
Onurlu direnişim ve şanlı kavgamla …
Kurtuluş Savaşının destanını yazan bu topraklarda …
Önderim, Mustafa Kemal Paşanın açtığı yolda..
Ağarttığı ufuklara yürümüşlüğümle..
Ezilen ulusların ve emekçi halkların direniş, direniş … Yıldız, yıldız afakı süslemişliğinde …
Bulutların selama ve semaha durmuşluğunda ..!
Tarihe altın harflerle yazılacaktır, bu zaferlerin bir yenisi daha ..
Gayemden eminliğim, inançta kaviliğim ve çelik irademle..
Bu yola, baş koymuşluğumla
Önce insan, beraberinde de, onurlu kadınlığımla..
Onurlu kadınlığımla …!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
07/12/2015
Saat; 10_417 Aralık 2015 Pazartesi
6 Aralık 2015 Pazar
ŞAKIYORUM, SANA …!
Bu sabahta, sana geldim ...
Pencerene konan, kuş güzelliğinde ..
Şakıdım, sözcük, sözcük adını ve aşkını kainata ..
Koku, koku çoğalmacasına teninde ..
Ve, hele ki de rengarenk ışımacasına, göz bebeklerinde..
Gülüş güzelliği çoğaltarak ….,
Kelebek rengarenkliğinde, albenilerle ..
Bu günde, sana geldim ..
Su duruluğunda, tüneyivererek kirpik uçlarına ..
Titreyen dudaklarındım, solan yüzün, savrulan hülyalı bakışlarındım ..
Ben hepsiydim ..
Sen.. sen ise ..hiç birisi ..
Çünkü, ben sana geldim yürek sevinçlerimle …!
Tünemecesine pencerene ..
Penceren, perden açılmadı ..
Gülüş, gülüş aralanan kapın kilitliydi ..
Çünkü, sen yoktun ..
Binip gitmişliğin le, ölümün o beyaz atlısına ..
Şimdi ben her sabah, pencerendeyim, hala ..
Kanadı kırık, gönlü yaralı serçeliğimle, şakıma, şakıma..
Sana vefa, sana aşk, sana sevgi çoğaltıp ..
Hüzünleri dermecesine ..
Hüzünleri dermecesine ..
Ve, yükleyerek kırık kanatlarıma, sensiz senlilikte, hüzünleri
Uçuyorum, sona kalmış sevdaların yürek sancıları ..
Gönül sızıları ve ruhsal fırtınalarıyla, savrularak ..
Özüm bayvermiyor ..
Hala, mezar taşına konup ta şakımalara ..!
Ondandır ki ..
Baş ucunda olamasam da ..
Elemleri mi sararak, yüreğime,
Şakıyorum sana, o çok sevdiğin söğüt ağacında ...!
Şakıyorum sana, o çok sevdiğin söğüt ağacında ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
06/12/2015
Saat;09_48
Bu sabahta, sana geldim ...
Pencerene konan, kuş güzelliğinde ..
Şakıdım, sözcük, sözcük adını ve aşkını kainata ..
Koku, koku çoğalmacasına teninde ..
Ve, hele ki de rengarenk ışımacasına, göz bebeklerinde..
Gülüş güzelliği çoğaltarak ….,
Kelebek rengarenkliğinde, albenilerle ..
Bu günde, sana geldim ..
Su duruluğunda, tüneyivererek kirpik uçlarına ..
Titreyen dudaklarındım, solan yüzün, savrulan hülyalı bakışlarındım ..
Ben hepsiydim ..
Sen.. sen ise ..hiç birisi ..
Çünkü, ben sana geldim yürek sevinçlerimle …!
Tünemecesine pencerene ..
Penceren, perden açılmadı ..
Gülüş, gülüş aralanan kapın kilitliydi ..
Çünkü, sen yoktun ..
Binip gitmişliğin le, ölümün o beyaz atlısına ..
Şimdi ben her sabah, pencerendeyim, hala ..
Kanadı kırık, gönlü yaralı serçeliğimle, şakıma, şakıma..
Sana vefa, sana aşk, sana sevgi çoğaltıp ..
Hüzünleri dermecesine ..
Hüzünleri dermecesine ..
Ve, yükleyerek kırık kanatlarıma, sensiz senlilikte, hüzünleri
Uçuyorum, sona kalmış sevdaların yürek sancıları ..
Gönül sızıları ve ruhsal fırtınalarıyla, savrularak ..
Özüm bayvermiyor ..
Hala, mezar taşına konup ta şakımalara ..!
Ondandır ki ..
Baş ucunda olamasam da ..
Elemleri mi sararak, yüreğime,
Şakıyorum sana, o çok sevdiğin söğüt ağacında ...!
Şakıyorum sana, o çok sevdiğin söğüt ağacında ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
06/12/2015
Saat;09_48
Ey deniz, ben çoklukla ve sıklıkla ..
Sinamekiliklerimin kabarmışlığıyla, efkar, efkar gamlarımı kusar ..
Göz yaşı, göz yaşı bağrına akar ..
İçimi isyan , isyan sana dökerken..
Değil buna aldırıp, bana sırt dönmek, gönül koymak..
Aksine dalga, dalga serilerek ayaklarıma..
Yakamoz , yakamoz dolarak içime
Sen cömertliğinde iyot, iyot, sevgi, sevgi...
Rüzgar güzelliğinde,köpük aklığın da umut ışıltısı saçarsın, içime..
Bana yaşama sevinci verip,hayatı sevdirmişliğinle ...
Bundandır, demek ki ..
Deniz ,kadın gibidir..
Kadın, Deniz demeleri ..
Nasılda anlıyorsun ve hoş görüyorsun sen, beni ..
Sarıp-sarmalamışlığınla ve bereketinle ısıtıyorsun içimi ..
Rüzgarın türküsü, dalgalarının sesinde daha bir anlam , derinlik kazanır ...
Güneş şavkı,gece mehtap albenisi sende daha bir duru yayılır içime..
Oynaşan dalgalarının ışıltı güzelliği alır, siler götürür..
Göz bebeklerime sinen, hüznü ..
Muammalar alemliğinle, her zaman albeni odağı ...
Ve, sabırla keşfedildikçe, zenginliğinin ve cömertliğinin farkına varıldıkça ..
Sen, bir bereket teknesi, ekmek-aş kaynağı, nimet ambar'ısın...
Celallendiğinde öfken-gazabın ve heybetinle korkular sal'sanda içimize..
Oldum olası, bir derin bağla sevgi, sevgi dal-budak açarsın sen daima içimizde ...
Hep olmuşluğunla ömrümüzde..
Ömür öyküleri yatar,sinende
Türküler, şarkılar,senfoniler bestelense de üstüne ...
Dize, dize şiirlerde dillendirilsende ..
Yüreklerden taşıp, dillerin söylemişliğinde, rengarenk,elvan ,elvan güzellikte ..
Anlatılıp, bitirilemez albeninle..
Sen, hayata dair mucizeler sunup, yeni güzellikler vermişliğin de..
Zamanın bağrında, su duruluğunda..
Sevgi, sevgi çoğalır'sın hep içimizde ..
Aşklara ve ayrılıklara..
Hicranlara ve mutluluklara mekan'lığında ..
Denizliğinin güzellik ve derinliğiyle..
Dahası, meraklara konu o keşfedilmemişliğin ve bilinmezliğinle
Sen daima var olansın, hayatımızda ..
Ne kavgamız bitti, nede sevdamız seninle ...
Bağrındaki çoğalan sırlarınla ..
Sarmışsın asırlardır insanı, insanlığı .
Efsaneler kaynağı, güzellikler ecesi, ürpertiler şahikası halinle ...
Gönlümüzün sultanı, ruhlarımızın esrarı, ömürlerimizin, olmazsa olmazı ..
Ne sevdalara, ne kavgalara sinen o ululuğunla ..
Hayatlara ışık, ömürlere kol-kanat..
Bedenlere azrail ve ölümün kayya kuyusu olmuşluğunla ....
Huşu ve korkuyla üstüne destanlar yazılmışlığı ve ömürlere sinmişliğinle..
Ne kavgamız, nede sevdamız bitti seninle ...!
Ne kavgamız, nede sevdamız bitti seninle ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli/KONYA
05/12/2015
Saat;10_42
5 Aralık 2015 Cumartesi
DOLUNAY FISILDADI, KADINA ...!
Gecenin Lacivert atlasında ..
Semadaki bir başınalığında, dolanıp durmuşluğuyla
Dolunay fısıldadı kadına..
'' -Düşlerinin koynuna, beni de al ...
Sen yat ....
Ben beklerim, senin yalnızlıklarını da !
Kendi yalnızlığımla ..!
Kendi yalnızlığımla ..! ''
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
05/12/2015
Saat;01_11
2 Aralık 2015 Çarşamba
Davet bile etmemişliğimde, üstelik ...
Sırt dönüp, yüz vermemelere çalışmışlığımda dahi ..
Arsız, arsız çıkar gelir, hüzün ..
Tıpkı, kurşunun, ölümün ve belanın adres sormamışlığı gibi ..
Adres sormamışlığında,
Hatta, korkarım ki, aşinalığın da ömrümün adresine …!
Kaç uykusuz geceme,
Kaç göz yaşıyla yıkanan sabahıma, çıkıp, çıkıp gelmiştir bilemezsiniz …!
Sayısını ben unuttum, ben usandım onun önüm-ardım sıra dolaşmasından ..
O utanmadı, usanmadı ..
Bir türlü peşimi bırakmadı gitti, vesselam.
Gözgün oldum, bezgin düştüm onunla cebelleşmelerden ..
Sanki bedenime yapışan bir illet gibi ..
Ne panzehiri var, ne tedavisi ..
Düşmüyor bir türlü yakamdan ,
Çıkmıyor, kabusa çevirdiği hayatımdan ..!
Hele ki de , göz yaşlarımın ..
Ha aktı, ha akacak hallerde, kirpik uçlarımdaki tünemişliğinden de aldığı cesaretle..
Ne zaman içim burkulsa, ne zaman ruhum üşüse, ne zaman gönül burukluğu yaşasam ..
Ya'da,
Ne zaman, dünden anılar üşüşse yadıma ve gözlerime çıkıveriyorlar,
Aç kedi mızmızlıklarında ve afacan, afacan sırıtışlarla ...
Ne yapsam, ne etsem bir türlü baş edememişliğimle onunla ..
Kilitledim en sonunda onu, aklımın karanlık odasındaki ..
O, yükte hafif, pahada ağır şeffaf sandığa ..
Dura koysun bari, beni delirtmeksizin şunun şurasında, diye..
Nafile, yine para etmedi..
Hünerli çilingir, yada mahir hırsız edasıyla ..
Maymuncuklarının katkısıyla, çıkı vererek, oradan ustaca ....
Yine ve hala, musallat olup durmalarda ve beni o görünmez hançeriyle ...
Ta, can evimden vurmakta ..
Aklımın karışıklığı, ömrümün dolaşık'lığı, ruhumun karanlığı ..
Gönlümün fırtınası..
Yüreğimin kapanmayan yarası olup..
Sızım,sızım sızılara koyarak, beni ..
Kurtuluşu bulsam, her diyeti ödemeye hazırlığım da ..
Ya, atıp kurtulacağım, ya satıp kurtulacağım, bu meymenetsiz illetten ..
Nafileliklerde çabamın, beni hep çıkmaz sokaklara..
Buhran ve fırtınalara götürmüşlüğünde.
Ne ben yendim, kurtuldum ondan .
Ne’de o, beni terk etti .
Onunla, benim öyküm..
Arsız aşıkla, müzmin maşukun hali ….
''Ne o bensiz edebilir, ne temelli gidebilir ...
Sade gözden ırağız biz, alev,alev çırağız biz '' ,şarkısının nakaratlarına..
Ve, arsız, arsız dolaşmalarında,
Bunca yıldır, peşimi ve ömrümü bırakmamışlığında ..
Ben ona kul, o bana müptela ...
Yaşayıp gidiyoruz işte, hayatın kuytusunda ..
Yaşamak denirse, eğer buna ...!
Yaşamak denirse, eğer buna ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
02/ 12 / 2015
Saat; 03_23
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...








