11 Ekim 2021 Pazartesi


 

ŞİİR;

 

Özü ve içerik zenginliği, dimağlara, ruhlara ve ömürlere yer eden gizemi, albenisi ve büyüsüyle, hem yazarını, hemde okuruyla, bir vesileyle duyup, fark ve keşfedenin içindeki << - KAŞİF RUHUNU VE POTANSİYELİYLE,ZENGİN CEVHERİNİ . >> Açığa çıkartarak, ilgili kişiyi ......

Akılla, olağanla, sığlıkla sınırlı kalmayan, hatta ve  hatta düş ötesi denebilecek güzellikler ve zenginlikler coğrafyasında, bitimsiz ve olağanüstü keşfe çıkartır .

Bu yolculuk onun için, '' - O'da, belki (?) '' Katlanılması zor ve çileli, gelin görün ki, beraberinde de başlı, başına tarifsiz zenginlik ve kendini de tanıyıp, keşfetmek dahil, pek çok insanın erişemeyeceği, olağanüstü zenginliğe, hazineye ve mutluluğa eriştirme olanağı ve yolculuğudur ......

Anlayacağınız, İÇİNİZ DE Kİ KAŞİF, NE DENLİ ARZULU, İSTEKLİ VE GÖZÜ PEK, DAHASI ...

İLGİLİ, MERAKLIYSA O, KADAR DERİNLİKLİ VE FANTASTİK SERÜVENE VE KEŞFE KOYULUP, ERİNCE, TEBESSÜME VE HAZZA ERECEKTİR ....

Diğer tüm zenginlik, başkalık, güzellik ve nimetlerinin yanı sıra, bu bile .....

Başlı başına, ŞİİRİN, TILSIMI ve TILSIM'LIĞI, ALBENİSİDİR, ALBENİSİ ......!

ŞİİR; Tutkunun, kaşifliğin, keşfin, cazibenin, merakla-dürtünün, önlenemez gücü, zenginliği, İNSANI, HELE Kİ DE, KAŞİF RUHLU İNSANI, YAKIP-YUTAN DAVETKAR'LIĞI, KIŞKIRTICILIĞI VE DAYANILMAZ ENTERESANLIĞI .....

Karşılığında da, DEME, VECDE VE HAZZA ERİŞTİREN, HARLI ÇOBAN ATEŞİDİR, HARLI ÇOBAN ATEŞİ .....

Hasılı, özcesi ......

ŞİİR ; DEME, VECDE VE HAZZA ERİŞTİREN, HARLI ÇOBAN ATEŞİDİR, HARLI ÇOBAN ATEŞİ .....

 

                                                                                               '' Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ ''  

 

 

ANLAŞILAN O'Kİ ............

 

Anlaşılan o'ki ....

Aşkı, çilede tadan, tattıran ve bilinmezliklerle hatta, acabalarla, ürperticilik,  yetmedi .......

Ürkütücülükle, gizemlerle ve karanlıklarla dolu yaşayanlığınla ........

Değil, benzemeye ........

'' - İnat ve kararlılıkla '' Özenip, öykündüğün, düpedüz o, olup çıkmak istediğin ....

Dünya atlasının, değişik bölge, kültür ülke ve yörelerinde, insanın yaşadığı her coğrafyada  farklı, farklı isimlerle anıldığından adımdan da çok, emin olduğum ......

Kıt-kanaat aklım ve yetersiz bilgi birikimimle, bile bildiğimce .....

<< - İlahe, Tanrıça, Kapris, Dost Küstüren, Çile, Azap, Yol Gözle ten, dahası ...

Bir diğer adıyla da, '' Özlem Çiçeği '' olarak anılıp- bilinen, kendine has ünü, şanı ve tarifsiz albenisi olan ....

Nesli, gittikçe azalan, ender ve zor  yetişen, hele, helede her yerde, her mevsimde bol, bol  açmada, asla ama asla cömert olmayan ...

Bir köklük varlığında, yılda bir kez ve hatta bazı  türleri, minimum iki yılda bir ve oda bir açış dönem, mevsim yada sezonundan, genellikle bir çiçek, çok istisnai hallerde de, en çok üç çiçek açıp ....

Bir, bilemedin en geç, iki gün sonra solan, yeniden açması için çok bekletip, yol gözle'tip ....

<< - Bu adını asla ama asla boşa almamışlığın da ... ! >> Özlem çoğaltan, o müstesna çiçek olup-çıkmaya koyulan lığın da ....

Hatta, düpedüz o, kesilmeye aşinalığın la ........

Sevgiyi, sevdayı ve nihayetinde de kendini .......

Fantastik Antik çağdan, dahası ....

Öteki alem ve medeniyetlerle, sıkça adlandırılan bilinmez KOZMİK PARALEL ALEM- PARALEL DÜNYA'dan PAHA BİÇİLMEZ, MİRAS diye anılıp-adlandırılan, emsali olmayan  ......

Bu bağlamda da, kolay, çabuk ve alala de yolculuklarla erişilip, ulaşılamayan .....

Değil baktıkça, anlatan la, anlatılandan duyuldukça bile ....

Göz kamaştırıp, merak depreştirip, yağlar eriten, beden eskitip, ömür tükettiren .....

Hasbelkader erişilip, görülüp, güzelliği ve zenginliği yaşanılıp, paylaşılamayan HAYAL ÖTESİ ÜLKE VE ŞEHİR olup-çıkanlığınla ......

ÖMÜR TÖRPÜSÜ ve BOYUN BÜKTÜREN  ....

Varla-yok arası denilecek kadar kısa ve ana sığan zaman aralığında, hallerde kıyısından-köşesinden alel-tecel gösterip .....

Sonrasında o ketum hallere bürünmüşlüğün de, bırak, doyurup-kandıracak kadar bol olmayı, bundan  geçtim, ucundan bile azıcık tattırmayan, özlem gidermeyecek kadar eli sıkılıklar da yaklaşan hallerinle, tavrınla ......

Mutluluk sunup, yaşatan'lığın dan, nimetinden de çok .....

Adeta, adı üstünde << - KÜLFET AŞI >> Diye anılan, hatta ....

'' - Külfet aşı, yer başı, alır canı ....! '' Diye, yakıştırma yada tekerleme, taşlama ve hicve dahi konu olan, hallerinle  ...

BAKTIKÇA BIKTIRAN, kasvet kusan, kusturan ve değil sadece ilik, düpedüz  CAN KURUTAN olup, çıktın ......!

Bilesin ve anlayacağın o'ki ......

Granitten ve buzdan heykel soğukluğun, kokmaz-bulaşmaz hallerin ....

İmrendir'menden de çok, azap kaynağı ve bıktıran olup-çıkan lığın da .....

Ama ne acı ve ne yaparsın ki ....

O, klişe deyimle, ta ilk okuldan beri ömrümüze , dilimize ve gündemimize yerleşen ...

<< - ŞEKİL A' DA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ''  Sözünü, bir kez daha çağrıştırmacasına .....

'' - İNANMAYANIN YADA HER MERAK EDENİN . '' Bana baktığında, kolayca ve rahatça görülüp, anlaşılacağı üzere .....

Gönül, ota da konuyor, boka'da ......!

GÖNÜL, OTA'DA KONUYOR, BOKA'DA ........!

Hallerinde .......

Tıpkı, bana yaşattığın, bende olduğu ve başıma geldiği, yaşadığım gibi .....

BAŞIMA GELDİĞİ, YAŞADIĞIM GİBİ ........

ANLAŞILAN O'Kİ ..........

Her halinle ve halükarda .....

Nimetin den de çok, külfet aşı olup, çıktın .....

NİMETİNDEN DE ÇOK ......

KÜLFET AŞI OLUP, ÇIKTIN ......

Anlaşılan o'ki .....

ANLAŞILAN O'Kİ ..........  

 

 

 

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

 

 

 

Immenstaad / Almanya

 

 

 

11 / 10 / 2021 - Pazartesi

 

 

 

Saat ; 05_05

10 Ekim 2021 Pazar


 ŞİİR ;

Vicdan denen aynayla, hakkaniyet ve adalet kantarını, doğru, adil, gerektiği gibi, hele, helede GERÇEĞİN,HAYSİYETİN, ONURUN IŞIĞINDA kullanmanın yollarını bulmana kapı aralar ..... LAKİN, NE ADALET DAĞITIR, NEDE ŞİFA ...... Çünkü ; NE HAKİMDİR, NEDE TABİP ....... Onlara yürümen de yoldaşın olur, sen isteyip, izin verdikçe ...... Dahası, bilinçle, sağ duyuyla, yürek sesini dinlemeyi becererek, farkındalıkla, hayatı sorgulayan lığı yeğler sen .... Ötesi mi ? Ötesi, Şiirin değil, senin işin ve görevin, dahası olmazsa, olmaz ötelenemez, yadsınamaz sorumluluğun dur, sorumluluğun ..... << - Şiir gibi dünya ve hayat, diyenlerden'sen, dileyenlerden'sen . >> ŞİİRLE YOLDAŞLIĞI KAVİLEŞTİREN OLMAYA ÖZEN, BU YARARINA VE KARINA OLUR ...... GENELDE SANAT, ÖZELDE DE ŞİİR, yüreğe şifa, akla sığınak, sağ duyuya konak .... Gönüllere, ışık .... Cümle ömürlere, İSTİSNASIZ CAN SUYUDUR, CAN SUYU ........! '' Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ '' DÜŞMEYE GÖR, SEVDA DENEN ÇETREFİLLİ DERTLERE .... VERDİRİR BAĞRINI, YÜZÜNÜ, DÖNDÜRÜR YÖNÜNÜ YELLERE .... ADINI ÇIKARTIR, DİVANE İLE, DELİYE ..... '' - KESİLİRSİN .... KAH, SEYYAH ..... KAH, PERVANE .... TÜKETİRSİN ÖMRÜNÜ, DÖNE, DÖNE ...... TÜKETİRSİN ÖMRÜNÜ, DÖNE, DÖNE ...... GÖRÜRSÜN GERÇEĞİNİ, HAYATIN ve GERÇEĞİN AYNASINDA .....! '' Düşmeye gör, sevda denen, gayya kuyusundan da derin ve karanlık, beter, üstelikte, çetrefilli dertlere ...... Adını çıkartır, divaneye, deliye ...... Döndürür, Pervaneye, rüzgar gülüne, olmadı, Topaca .... Efkar sardıkça, her yanından bedeninle, gönlünü ..... Diz çöktürür önünde, gösterir, dünyanın kaç bucak olduğunu,verdirir bağrını, döndürür, yüzünü, yönünü, yellere ...... Sığdırmaz seni, ne göklere, ne yerlere ...... Çevirir çarkı feleğinde, döker kalıptan, kalıba, sokar halden, hale, şekilden, şekle ...... Kah, çeker dara, sallandırır, mutsuzluğun darağacında .... Çürütür ömrünü, umutsuzluğun örümcek ağında ...... Kah, bandırır seni, sevginin, aşkın, hazzın mey'ine-şerbetine ..... Kah, daldırır buhranın, hüznün ummanına .... Yutar, bunalımların girdabında, karıştırır, geceni-gündüzüne, akını-karana ..... '' - Yetmedi ... '' Dersen ...... Der, sana .... << - Çilelerden, çile, ezalar dan, cefalar dan, çeşit, çeşit, eza- cefa ..... Göçlerden, göç beğen ....! '' Esince kafası, atınca asfalyaları, tutar, kulağından, kolundan- kanadından, atar kurtlar sofrasına ........ ATAR, KURTLAR SOFRASINA ........! Ham'lığının gitmecesine, yakar, pişirir, erdirir seni, kor alevlerin ortasında kalmaca'sına, muradına ... Sen ..... '' - Azım'sar, yetmedi, daha ver ....! '' Dedikçe ... Havale etmişliği ile seni, kaderine, kahpe feleği ile, meleğine ......... Kırk satırla, kırk katır arasındaki hallerde ....... Hallerden, hallere koyar- şekilden, burnunun olmadığı deliğe yere, gövdeni sokar ..... Susuz-soluksuz koyup, nedamet getirmecesine, tavla, tavla Şahbaz atlardan indirip, kuyruğu, güdük, palansız, dahası nal'sız eşeğe bindirip, sürüm, sürüm süründürmecesine ... Külünü, göğe savurur, kah, Fizan'a, kah kutuplara, oralarda kesmezse, Kaf dağının ardına ....... Oralarda kesmezse, Kaf dağının ardına hatta, hatta esfelesine bile, yollar ...... ESFELESİNE BİLE, YOLLAR .......! Nasibin de varsa, kerevetine, mürüvvetine ermeler .... Mutluluk denen baldan bir parmak sürerek ağzına, diline, girer kanına, kandırıp, iyiden, iyiye avucuna almışlığın da ... Oynatır seni hem dandinin de, hem de, parmağında .... OYNATIR SENİ ..... HEM DANDİNİN DE, HEM DE PARMAĞINDA .... OLMADI, TUTMADI MIYDI GÖZÜ, SARMADI MIYDI HUYUN-SUYUN ....... Suya götürüp, susuz getirir, yalatır avucunu, verir, alasından dersini, sana ... VERİR, ALASINDAN DERSİNİ, SANA ....! Hasılı ..... Yaşatır sana, pişmiş tavuğun başına gelmeyenlerin, başına gelmecesine, kısmet mi sayarsın, eziyet mi ? Orasını bilse, bilse, kendinin bilmişliğinde .... An gelir, bin pişman eder dünyaya geldiğine .... An gelir, kendini Muhteşem Süleyman sanıp, sayarak ..... Albenili, şaşalı hayatın debdebesinde, geçirir seni, kendinden ..... Zevk sarhoşluğunda, döndürür başını, kamaştırır, gözlerini, keser ayağını, yerden ... Kanatsız Melekle, Kelebek olmalara öykünür, tez alırsın, boyunun ölçüsünü ..... Böyleliğin de, hele birde, olursan nefsinin kölesi, dağları-taşları, dünyaları, alemleri yaratan ilah sanır sın, İlahtan da Ulu görürsün, kendini .....! Kibrin ve mağmurlanma atına tez biner, tez inersin ..... Dev aynalarına sığmayan, görünüp-bulunmayan yitik cüce olur-çıkarsın, YİTİK CÜCE .....! Anlayamadan daha neler olduğunu, ya burnunun yada kıçının üstüne düşersin ....! Hal görüp, hallerine şükretmeyi de ....... KİBRİN KÜHEYLANI olup, ŞAHA KALKIP, ÜSKÜDAR'I ELDEN ÖNCE GEÇMEYİ DE, tez öğrenip, becerir, hünerlerini sergilersin ......! Yolların ve hallerin çokluğunda, ömrün kıtlığında, tüketirsin zamanı, iki kapılı han denen şu SİDİKLİ DÜNYADAKİ konukluğun la, kiracılığın da .... Sürer böylelikle, senin, ömür denen, devri alem .... Senin, ömür denen, DEVRİ ALEM .....! Hasılı, verince seni yellere, görürsün Hanya yı, Konya'yı, hele ki de akıbetini ....... Dönmüşlüğün de, rüzgar gülüne ...... Kesilirsin .... Kah, seyyah ........ Kah, pervane ..... Nicelerine göre, << - Kıtlığında, aklının >> ..... Kah, gerçekten olursun, kah, sayılırsın, Divane, Deli ..... Tüketirsin, ömrünü, döne, döne ..... KESİLİRSİN .... KAH, SEYYAH ..... KAH, PERVANE .... TÜKETİRSİN ÖMRÜNÜ, DÖNE, DÖNE ...... Görürsün gerçeğini, hayatın ve gerçeğin aynasında ..... GÖRÜRSÜN GERÇEĞİNİ, HAYATIN ve GERÇEĞİN AYNASINDA .....! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 10 / 10 / 2021 - Pazar Saat ; 18_00


 


ŞİİR; 

İnsanın kendisiyle yüzleşip, hesaplaşmasına ışık tutar, yol açar .. 

                                                 '' Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ ''



İÇİMDEKİ, MAPUSHANE  ............



Derler ki ;

'' - Kişi, mapushane'sini içinde bina edendir ...! ''

Ömrümün tıfıl ve delikanlı çağında hatta başımda kavak yellerinin estiği o delişmen ve kaygısız yıllarında .....

Şimdi şu an, yılların birikimi ve deneyimiyle, hayat bana anlattı, kavrattı ve aklıma, ömrüme kazımacasına öğretti .....

Özünü, anlamını, derinliğini, değerini layığınca kavradığım, bu nadide saptama ve ilham ışığı söz .....

Adeta, o yıllarda saçlarımı öpüp-okşayıp, yalayarak içinden geçip giden yel misali ....

Yaşadıklarım, kulağımın birisinden <<  - Vızzz  >> Diye girip, ötekisinden << - Tırıs  >> diye çıkan bu çok manidar güzel sözün, ne denli doğruluğunu gösterdi ....

Bana, pastırma yazının son örneklerinden biri olan, güzel bir güz öğleden sonrasının sıradanlığında,

dönenip durarak ......

Hayatın doğal akışı gereği, ihtiyaçlarım karşılamanın gereğini yapma adına, zorunlulukla önünden geçtiğim İZBE DUVARI ......

Pastırma yazı havasının kaynağı olan, iç ısıtıp, yürek ferahlatan güneş ışıklarının, son kaldı cömertliğinde, eşantiyondan verdiği armağan olarak ..... 

Sol yanımdaki  küçük pencere demirleri arasından süzülüp, geçerek bedenimi olduğu gibi vurduğu izbe duvarını öpmesiyle peydahlanan gölgelere bakınca .......

Şaşkınlık ve hayranlıkla gördüm ki ......

Işıkla, pencere demirlerinin gölgelerinin el birliğiyle kotardıkları, ahenkli işbirliğine mekanlık ve sahnelik yapan duvardaki gölgede .....

Oracığa , el çabukluğu marifet hallerinde, hemence adeta bire bir uygunlukla, hünerle çizili vermiş, cezaevi koğuş kapısı ve pencere görüntüsünü çağrıştıran tabloya  ....

Daha bir özenle, pür dikkat bakınca,  fark ettim ki ........

Duvardaki siluet gölgem o, demirlerin ardında kalarak ......

Koğuşta bir başına kalan bir mahkumun halini, manzarasını yansıtıyordu,

Sanki, bana bir gerçeği doğrulayıp, ders ve ilhamlar verip, olur-olmazı düşündürmecesine ..!

Tutuldu nutkum, kesildi soluğum, duvardaki gölgede gördüğüm halime, bakarken, geldi-geçti aklımdan ......

Özgürlüğe, güneşe ve mavi gök yüzüne dahası  ........

Daha nice olgulara ve değerlere özlem büyüten, zor hayatlı nice canlar, heleki özgürlüğe tutsaklıkta canlarını yitiren, özgürlük savaşçısı nice onurlu ömürler ......

İçimdeki MAPUSHANE, düşü vermişti duvara, çağrıştırdıkları ve akıyla-karasıyla beraber .......

Duvarın, ışığın, gölgenin üçlü dayanışmada el-ele verip, düşüncenin yaşanılabilir'liğini, doğruluğunu ve dahası gerçekliğini ......

Hele, hele de insana ve hayata dairliğini olanca cömertliği ve beklenmedik sürpriziyle, bana .....!

Duvara, huzme, huzme düşen ışıkların var ettiği gölgede kala kalmıştım, gerçeğin duvardaki beyanı anlamına gelen gölgelerin mucizevi oluşumu ve raksı arasında ......

Her insanın iç dünyasında inşa ettiği,edebileceği mapushane'nin duvara yansıyan ışıkla-gölgenin omuz ve el vermişliğin de şekillenip, ortaya çıkmışlığın da, apansız peydahlanışının ardı sıra  yoka karışıp, yitse de, bana, ışık ve rehber olan haliyle .......!

İÇİMDEKİ MAPUSHANE NİN, duvara, ışık, ışık, gölge, gölge yansıyarak, canlanmış'lığın da  ......

Hayret,hayret, efkar, efkar, şaşkınlık, şaşkınlık, bodoslama daldım, kendi içime, yürüdüm, kendime ......

Doğrulanan düşünce ve sözlerin, içime daha da bir işleyip, bana gerçeği ışık ve gölge cömertliğinde, ayan-beyan sunmuşluğun da .....

Vurmuştu, içimdeki mapushane, gölge, gölge çoğalıp, şekillenmişliğin de, duvara ...

Bina oldu duvarda, içimdeki mapushane .....

Mapushane içinde, gölge, gölge siluetlerle şekillenen, ben ....

Kelamın doğruluğunu, görüp-yaşayarak öğrenmişliğim de ...

Bu sözün hakikatıyla, hikmetine ererken ......

İdrak edip, anladım ki .....

<< - KİŞİ, İÇİNDEKİ MAPUSHANE'SİNİ, KENDİ İNŞA EDENDİR, KENDİ İNŞA EDEN .....! >>

Hallerimin böyleliğin de, sözcükler döküldü, yüreğimden, dilime, dudaklarıma, hasılı, kalemime ......

Boy, boy ışıkla-gölgenin raksında, şekillendi duvarda ....

İÇİMDE BİNA ETTİĞİM, MAPUSHANE ......

İÇİMDEKİ, MAPUSHANE ......! 




Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ  




Immenstaad / Almanya 




09 / 10 / 2021 - Cumartesi 




Saat ; 15_00

8 Ekim 2021 Cuma


 KİM BİLEBİLİR Kİ ?


İnsanlık, sıfırı tüketip ….
Karakterler, onur ve haysiyetler cüceleştikçe ….
Sevgisizlik çoraklığın da, değerler ayak altı, güzellikler çarçur edilerek …
Yozluğun kasırgası, insanlığın sonunu getirmece'sine bireyleri, toplumu ve medeniyetleri sürüp-savurdukça …
Amansız erozyonda, kavramların içi boşalıp, gelecek nesiller talandan ve felaketten nasibini alarak ….
İnsanlık aleyhine açılan makasın keskin ağzında ….
Körpe ömürler, çirkin emeller ve egolar uğruna göz kırpmak'sızın katledilerek, kurban oldukça …
İlahların kurban istemişliğinde, gaddarlığın acımasız çarklarında masum ve mazlum hayatlar hırsların, nefret ve intikamın çarmıhlarında can verdikçe ….
Piçi çıkan İNSANLIĞIN (!) sözüm ona insan geçinen HİLKAT GARİBESİ neferliği ne soyunan soysuzları ….
Ele geçirdikleri erkin ve gücün tüm olanak ve silahlarıyla KÖLE sürüler YARATMA UĞRUNA …
Sabi-sübyan, yaşlı, mağdur ve hasta demeksizin ve kurunun yanında, yaşın ….
Suçlunun yanında masumun yanmasından rahatsız olmak bir yana, zevk ve mutluluk duyarcasına kendilerinden geçerek …
Yaptıklarının insanlık suçu ve ayıbı olmasına aldırmaksızın ….
Kişilere ve kitlelere akla gelmedik zulmü, işkenceyi dayatarak ….
SÖMÜRÜ demek olan, KANLI KARA DÜZENLERİNİN SÜRMESİ İÇİN ellerinden gelen her türlü pisliği artlarına koymaksızın halkı çilede sürüm, sürüm süründürerek ….
Hürriyete özlem çoğaltıp, özlemlerine erişememenin azabı ve ezinci ile ….
Gözleri açık giden ölüler ülkesine ve açık tımarhaneye, her yanını ceza evine ve işkence haneye çevirdikleri güzelim ülkelerine …..
ŞİZOFRENİ ARTIĞI BİR DELİNİN sultan ve saltanatının alın kirini, yüz karalığını ve utancını yaşatmaktan rahatsız olmak şöyle dursun adeta zevkten dört köşeliklerde meydanı boş bulmanın rehavetiyle dansa koyulan vahşi eblehler sürüsünün ….
Namusun yollara düşüp, ruhların kerhaneye dönmüşlüğün de türeyen yeni yetme PEÇETECİ PEZEVENKLER TAYFASININ …
KENEFE ÇEVİRDİKLERİ ÜLKEYİ VE DÜNYAYI, bunca mahvetmişliklerine rağmen …
Neden hala kıymete binerek?
Kendilerine HERGELE DE Kİ İMAM EŞEĞİ MUAMELESİ YAPILMAYI BEKLEMELERİNİ …
Reva gördükleri, bunca zulme ve insanlık dışı dayatmalara ve akıl almaz uygulamalara tepki vermek yerine …
AKIL TUTULMASI YAŞAYAN, KOYUN SÜRÜLERİNCE BİAT EDİLEREK, adeta ödüllendirilmelerini ….
Nasıl algılar, sorgusuz-sualsiz sineye çeker ve olan-biteni nasıl izah eder ?
Kim bilebilir ki ?
Mucitlerin, kahinlerin, tarotçuların, üfürükçülerin ve falcıların …..
Niyet okuyucuların ve toplum mühendisliğine soyunan, aklı evveller sürüsünün bolluğunda …
Üstelik AHKAM KESEN LAFAZANLARIN cirit attığı, kendinden başkasının aklını beğenmeyen divaneler den geçilmediği günümüz dünyasında ve hayatında…
Hatta bırakın dünya işlerini ,ahreti ve öteki alem işleyiş ve ilişkilerini bildiğini iddia etmekle, yetinmeyip ..
Üstelik, birde İSPATA HEVESLİ ve MERAKLI TAZE ZEVZEKLER başta olmak üzere …
MÜNECCİM BOKU YEMEKLE ÖVÜNENLER İLE, ATIP-TUTARKEN KANTARIN TOPUZUNU NE DENLİ KAÇIRDIKLARINI ANLAMAYACAK KADAR, KENDİLERİNDEN GEÇEN …..
LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜTMEKTE USTA, ÇALÇENELER dahil ….
Bencileyin, değil itibar edilip, dinlenmek, adeta tükürük hokkasına çevrilmek istenen içi-dışı, özü-sözü bir ….
Tevazu ve vefa odağı, gariban halk adamlarının dışlanmakla kalmayıp...
Peşin hükümlülükle, suçlu ilan edilerek, tımarhane ve cezaevi denilen işkence merkezlerine tıkılanların söylediklerinin hükümsüz ve dediklerine kulak tıkanmışlığın da …
Toplumun ağırlıklı kısmının Sadomazoşist tutkularla kendinden geçerek daldığı ..
Üç maymunu oynama müptelalığında ..
Hep bir ağızdan, KORO HALİNDE,
GÖRMEDİM ….!
GÖRMEDİK ….!
DUYMADIM ….!
DUYMADIK ….!
BİLMİYORUM ….!
BİLMİYORUZZZZZZZZZ …!
Diyerek avaz, avaz bağırma krizlerine tutulmuş …
Neme lazımcıların, ‘’ –GELEN AĞAM, GİDEN PAŞAM ! ‘’ Terane ve nakaratların da …..
Dere-tepe aşırarak, kervanlarını yürütüp ….
Çanak ve kıç yalayıcı'lığında, ömür tüketmeyi, insanlık ve iş saymışlıkların da (!)
ALİ BABA HARAMİ TAYFASININ, DEVRANLARINI SÜRDÜRMÜŞLÜĞÜN DE ….
Celladına aşık, milletin haline ne denir ?
Kim bilebilir ki ?
Kim ?

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Friedrichshafen / Almanya

08 / 10 / 2019

Saat ; 22_22


 

SEN Kİ  ...........

 

 

Sen ki, ateşlerin en harlısını ve can alıcısını başlatıp, yakan azılı kundakçı, hatta .....

Şeytan işbirlikçisi ve artığı Cadı ilan edilerek, yakılmaya atılan ....

En ilkel çağlardan ve acımasız AZILI VANDALLAR GÜRUHU, ENGİZİSYONDAN günümüze ve şu ana dek, zulüm, işkence ve ölümlere boğulan KADINLIĞINDA .....

Zıtlıkların ve hayatın aranesında, tarihin ve zamanın bağrında ....

An oldu ......

Tapılan İlahe, vurunulan, uğruna ölünen o, Ahu Dilber ......

Yatakta, Günah Ecesi Fettan  Havva,

Tarlada- tapanda Maraba dan da beterlik de IRGAT ......

Sofrada  Ekmek ve Kaşık düşmanı ......

Gudubetlik, Bela, Arsızlık-Uğursuzluk, Namussuzluk, Kısırlık, Bereketsiz denilince adı ilk akla gelip, dillendirilerek, suçlanan .......

Gurbet ve özlem kokan, Asker, Yavuklu yada Koca  mektuplarında, adı ....

Evin İti Karabaş'la, Öküzü, Sarı Kız'dan sonra anılan ve kim vurdu ya kurban giden kadın ....

Sen .....,

İyilerin ve Kötülerin, Ruhu-huyu-suyu, Meleklerle - Şeytan diye anılıp-sayılan evlat-uşakların ............

Sabi masumlarla, Günahkarların Anası olarak .......

Ne yaptığından da çok, neyi yapmadın ki de ?

Hemen, hemen insanlık var olalı, hele ki de bilinen ve yazılı-kanıtlı çağlar boyu, bu kadar horlanmayı, ötelenip, örselenmeyi ......

Hatta, diri-diri gömül'meler de katledilmeyi ve yok edilmeyi ......

En ağırı, dayanılmazı ve bağışlan'mazı da ....

İnsan sayıl'mamayı, erille denk görülmemeyi, aşağılanmalar reva görülüp, zulümleri, hak eden sayıldın ?

Sordun mu kendine ?

Bir yanıyla, Bolluğun, Bereketin, Güzelliğin ve Göğün Tanrıçası ....

Erillerin, taparken korkup ............

Yakıp, keserken, katlederken, gözünü kırpmadığı kadın ...!

Bir yönünle, ALAYI, VALA İKEN, öte yanınla TU' KA KA ilan edilip, KIYILAN SIN, KIYILAN ?

Neyi, niye yapmadın da, bu zulmü ve yad'sınmayı hak ettin ?

Sor ve sükunda, de, kendine ......

Çünkü .......

Sırrı da sende, yanıtı da ....!

Sen ki, Hak ettiğini bulan olsan, BAŞTA TAÇ, YÜREKTE ECE

DEVLET-İ AL'İYE DİKİLEN TUĞ, TARİHE SİNEN TILSIMLI NİŞANE .....

Yere-Göğe konup-sığdırılamayan tapılan-tapınılan olurdun ....

SEN Kİ ....

TARİHSEL SÜREÇTE, hak ettiğince .......

BEŞİKTEN MEZARA, İSTİSNASIZ LAYIĞINI BULSAN...

İSTİSNASIZ ve TARTIŞMASIZ, SU GÖTÜRMEZ KESİNLİKLE  ......

TAPILAN, TAPINILAN OLURDUN, TAPINILAN ......

Tıpkı, TOPRAK ANAYLA yarışan CÖMERT, ÖZVERİLİ, ÇİLEKEŞ VE ......

VEFA ABİDESİ, ANALIĞINDA  .....

Bereketli, doğurgan ve Ömürde, ömür var eden'liğin de .......

ALİMİ' de, ZALİMİ'de ......

CANİYİ DE, SABİYİ DE ......

CELLADI DA, KURBANI DA .....

Hasılı, MELEK gibiyide, ŞEYTANIN DİLSİZ ORTAĞI, zalim-zebaniyi de, doğurup, besleyip- büyütüp,yaşatıp, YARATANSIN, YARATAN .....!

Ondandır, demem ...

Sor, sen,sana ve yanıtını, kendine fısılda ......

Sen duy, sen bil ...............

SEN'Kİ ......

Ne yaptığından da çok, neyi yapmadın ki de, bu kadar horlanmayı, ötelenip, örselenmeyi hatta, katledilmeyi ve yok edilmeyi ......

En ağırı, dayanılmazı ve bağışlan'mazı ....

İnsan sayıl'mamayı, insan muamelesi görmemeyi, erille denk görülmemeyi, aşağılanmaları, reva görülüp, zulümleri hak eden sayıldın ?

Dahası ....

SEN Kİ ....

Neden, sineye çektin, neden ?

NEDEN, SİNEYE ÇEKTİN, NEDEN ?

Sorgula .......

Çünkü .......

Bil ki ;

Sorgulanmayan hayat, hayat değildir ......

SORGULANMAYAN HAYAT, HAYAT DEĞİLDİR .....!

 

 

 

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

 

 

 

Immenstaad / Almanya

 

 

 

08 / 10 / 2021 - Cuma

 

 

 

Saat ; 12_24


 SIĞDIRIR, BİR YÜREĞE ........

Dünya dar gelirken, yüreğine sığdım . Aşk kadrini, hükmüyle icra eden sultanlığında, zerrede kürreyi büyütüp, gösterdi, kudretini ...... Zamanın tanıklığında, hayatın bağrında ......... Kurumaya yüz tutan incir ağacından sade, lezzetle-kudret değil, hikmetiyle, mucizevi tılsımda bahşetti, bana ...... Aşk, düşmeye görsün, gönle, ruha .... Ömür ve beden coğrafya'na ...... Kaya bağrındaki kurumuş, ot iken .... Akıllara ziyan, haşmetli, albenili çiçekler açtırır, sana ......... AKILLARA ZİYAN, HAŞMETLİ, ALBENİLİ ÇİÇEKLER AÇTIRIR, SANA ...... Yeter ki ..... Aşk, düşmeye görsün, gönle, ruha ..... Ömür ve beden coğrafya'na ...... Dünyaya sığmayan seni, sığdırır, bir yüreğe ...... YETER Kİ ........ AŞK, DÜŞMEYE GÖRSÜN, ÖMRE, RUHA ....... ÖMÜR VE BEDEN COĞRAFYA'NA ............. DÜNYAYA SIĞMAYAN SENİ, SIĞDIRIR, BİR YÜREĞE ....... SIĞDIRIR, BİR YÜREĞE ........ Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 07 / 10 / 2021 - Perşembe Saat ; 22_10

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

  YİTEN DE, ARANAN DA, ARAYAN DA SENSEN, YAPILAN ARAMA VE ARAYIŞ ....... İNSANI, CAN EVİNDEN VURAN ARAMA DIR, ARAYIŞTIR ..........! He...