1 Kasım 2015 Pazar
31 Ekim 2015 Cumartesi
MAHŞERİ AZABIN OLACAK ...,
Yitirdiklerimin tümü sende ...
Sense, metelik etmezliğinle dehlizlerimdesin ..
Tutukluluğun ilelebet ...
Ruhumun, sırlarıyla mühürlülüğünde ....
Duygularımda ömür çürütüşünse ...
Ebediyete kadar sürecektir ...
İçimdeliğinle sen, bende saklısın !
Ömrüm de , ömrün ..
Ölümümle , ölümün olacak ...
Ölüm çaren, kurtuluşun ..,
Azatlığın değil, mahşeri azabın olacak ....!
Azatlığın değil, mahşeri azabın olacak ....!
Erdem YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
31 / 10 / 2015
Saat;19_11
ŞEHİRLER GEÇİYOR İÇİMDEN, ŞEHİRLER
Savrulmuşluğumda, zamanın ve evrenin bağrında ...
Bencileyin yorgun kaldırımlarda, lağımlı gecede, bezgin asfaltta ....
Ve ...
İçi dışına çıkan bu yorgun gecede....
Benim, yerle-yeksanlığımda, un-ufak olup kentin en tenha, en karanlık ...
En, meş'um hal ve yığınlarına dağılmışlığımda ...,
Şehirler geçiyor içimden, şehirler ...!
Şehirler geçiyor içimden, şehirler ...!
Bencileyin yorgun kaldırımlarda, lağımlı gecede, bezgin asfaltta ....
Ve ...
İçi dışına çıkan bu yorgun gecede....
Benim, yerle-yeksanlığımda, un-ufak olup kentin en tenha, en karanlık ...
En, meş'um hal ve yığınlarına dağılmışlığımda ...,
Şehirler geçiyor içimden, şehirler ...!
Şehirler geçiyor içimden, şehirler ...!
Erdem YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
31/10/2015
Saat;22_23
Ereğli / KONYA
31/10/2015
Saat;22_23
ADINI SEN KOY ...
Kazınmacasına ...
Zamana ve ömrüme yazılmışlığın da ...
Ayrılığın, hasretin, çilenin, hüznün adı ve tarihi ..
Gönlümün sana, aşkının yüreğime düşmüşlüğünde ...!
Ben, yanar, kavrulurum, azapların alevinde ..
Kör dövüşüne dönüp, hırpalanan bu sevda öyküsünün ..
Bu, çilede çiçek açmışlığımın ve meftime sebep tutkularımın esiri olalı beri ...!
Derdiğim her avuç güzellikte, döktüğüm göz yaşı sağanaklarımda sen oldun.
Biliyorum, bu dönüşsüz yolun, bu çıkmaz sokağın sonu ..
Hiç mi hiç, birleşmeler ....
El- ele tutuşma, birbirimizin gülüşlerinde kaybolma güzelliğine çıkmadı ...,
Çıkmayacak ta ..!
Adı ,aşk değil bunun ..
Adını, sen koy ...
Her karanlığın, bir aydınlığı olur denir ..
Her nedense, bende, hep zifiri karanlıklar oldu ..
Yitti aydınlıklar ve huzurun duruluğu ..
O, katran karasına belenmiş, darda-zorda geçen günlerde ..
Sabrın sonu, selamet denir, bildiğimce ..
Ben , sabırlar da gazap üzümleri derdim, her nedense ?
Olur'u, izahı ve anlaşılır yanı ..
Ötesi-berisi yok bunun ..
El sever, güler ..
Bende sevginin adı, hep hüzün ve hep ağıda kesmeler oldu ..
Dayan yüreğim deyip girdikçe biçarenin kanına ..
Diyeti, sancılar da ödemek, için, için kanamak ..
Ve,onulmaz dertler de sararıp, solmak ona düştü ..
Gönül bağımın hazanlığında, sürülüp, savruldu dalım-yaprağım, çiçeklerim ..
Görünen köyün, kılavuz istememişliği misali ..
Bilirim ki, bana hep, ayrılık acısı, hep hasret sancısı düştü .
Düşeceğinin gerisi de, geride, daha anlaşılan ..
Dank etmişliğim de,kafama ve yazılmışlğımda hayat defterime ..
Başlamadan bitti, açmadan soldu bizim aşk denen öykümüzün o albenisi,
Hasrette kana kesmiş boyunları bükük gülleri, tarumar oldu ..! ..
Özcesi, demem o ki ..
Hesaba -kitaba sığmayan ..
Elde-avuçta kala, kala düş kırıklıklarının kaldığı bu elem öyküsünün adı
aşk değil ..
Zamansız duygu savruluşların da ve yalancı baharlarda ömür tükettiğim ..
Ömrümü, hır-gürler de, bir darılıp-bir barışmalar da helak eden
Bu, muammalar oyunun adı..
Hiç mi hiç, aşk olmadı,olamadı ..
Son deminde bu öykünün ve son kertesinde gamlı ömrümün ..
İsyan, isyan haykırırken sessiz çığlıklarla yüreğim ..
Diyor ki, bana,sana ,evrene ve hayata ..
Adı aşk değil bunun ...
Adını, sen koy ....!
Adını, sen koy ....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
31/10/2015
Saat ; 20_24
Adı ,aşk değil bunun ..
Adını, sen koy ...
Her karanlığın, bir aydınlığı olur denir ..
Her nedense, bende, hep zifiri karanlıklar oldu ..
Yitti aydınlıklar ve huzurun duruluğu ..
O, katran karasına belenmiş, darda-zorda geçen günlerde ..
Sabrın sonu, selamet denir, bildiğimce ..
Ben , sabırlar da gazap üzümleri derdim, her nedense ?
Olur'u, izahı ve anlaşılır yanı ..
Ötesi-berisi yok bunun ..
El sever, güler ..
Bende sevginin adı, hep hüzün ve hep ağıda kesmeler oldu ..
Dayan yüreğim deyip girdikçe biçarenin kanına ..
Diyeti, sancılar da ödemek, için, için kanamak ..
Ve,onulmaz dertler de sararıp, solmak ona düştü ..
Gönül bağımın hazanlığında, sürülüp, savruldu dalım-yaprağım, çiçeklerim ..
Görünen köyün, kılavuz istememişliği misali ..
Bilirim ki, bana hep, ayrılık acısı, hep hasret sancısı düştü .
Düşeceğinin gerisi de, geride, daha anlaşılan ..
Dank etmişliğim de,kafama ve yazılmışlğımda hayat defterime ..
Başlamadan bitti, açmadan soldu bizim aşk denen öykümüzün o albenisi,
Hasrette kana kesmiş boyunları bükük gülleri, tarumar oldu ..! ..
Özcesi, demem o ki ..
Hesaba -kitaba sığmayan ..
Elde-avuçta kala, kala düş kırıklıklarının kaldığı bu elem öyküsünün adı
aşk değil ..
Zamansız duygu savruluşların da ve yalancı baharlarda ömür tükettiğim ..
Ömrümü, hır-gürler de, bir darılıp-bir barışmalar da helak eden
Bu, muammalar oyunun adı..
Hiç mi hiç, aşk olmadı,olamadı ..
Son deminde bu öykünün ve son kertesinde gamlı ömrümün ..
İsyan, isyan haykırırken sessiz çığlıklarla yüreğim ..
Diyor ki, bana,sana ,evrene ve hayata ..
Adı aşk değil bunun ...
Adını, sen koy ....!
Adını, sen koy ....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
31/10/2015
Saat ; 20_24
HAZ DENİZLERİNDE
Avuçlarımda hazzın nemi, dudaklarımda ihtirasın ışıltısı..
Kollarımda mutluluğumun kaynağı bedeninle..
Tenlerimizin sarmaş dolaşlığında ,
Kokunun, içime bahar yeli güzelliğinde dağılmış lığında ,
Aşka yelken açarken , bedenim ve ruhum,
Haz denizlerinde yutuluyorum…
Sende yitip ,sende çoğalıyorum..:!
Sende yitip , sende çoğalıyorum..!
Kollarımda mutluluğumun kaynağı bedeninle..
Tenlerimizin sarmaş dolaşlığında ,
Kokunun, içime bahar yeli güzelliğinde dağılmış lığında ,
Aşka yelken açarken , bedenim ve ruhum,
Haz denizlerinde yutuluyorum…
Sende yitip ,sende çoğalıyorum..:!
Sende yitip , sende çoğalıyorum..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli /KONYA
31.10.2015
Saat: 17_25
Ereğli /KONYA
31.10.2015
Saat: 17_25
30 Ekim 2015 Cuma
SABIR KÜPLÜĞÜMDE ,
HER GÜN, YENİDEN, YENİDEN ÇATLIYORUM, DEFALARCA…
Önce insanlığım, beraberinde kadınlığımla …
An geldi, sabır ağacı, an geldi …
Sabrın küpü oldum, hayatın hengameleri içinde …
Zaman geldi, ben, beni anlayamadım ..
Zaman geldi hayat ırmağında, yutulurken ben ..
Ne hayat, ne çevrem, ne insanlar, nede ilahım anlayabildi beni ..!
Kah, dişim bokumu kesmedi, öfkeden ..
Kah dişimi sıkmaktan, un-ufak oldum öfke nöbetlerinde …
Hep, birileri için yaşadım ..
Hep, istendi benden bir şeyler ….
Özveri, sabır, sükunet, vefa, metanet, cesaret ..
Olmadı, affetmem istendi birilerini ..
İhanetlerin acısında, kıvrım, kıvranırken, ben ..!
O birilerinin ihanetlerini affa katlanmak zorunda kaldım ..
Saçımı, süpürge ettiğim, göz yumduğum nice hallerde…
Kuru bir teşekkür …
Hatta, kelam,selam bile esirgendi benden ,
Çoklukla, hakkım yendi, kıymetim hiç mi hiç bilinmedi ..!
Bırakın erilleri ..
Hemcinsim kadınlar bile, tepemde bozalar pişirerek …
Lime , lime ettiler, çiğ, çiğ yemelere kalktılar, beni !
Diş-tırnak kavga verdim,
Hayata, umutta ve yaşama sevincinde tutunmalar adına ..
Erim, sevdiceğim, evladım erillere, kurban kılındı ömrüm..
Zorakilikte olduğu gibi, gönüllülüklerde de katlandım onca çileye.
Çok yükseklerde gözüm olmadı ..
Yer geldi, giymedim , giydirdim ..
Yemedim- içmedim,
Yedirip, içirdim, elimdekini-avucumdakini…
Bölüştüm rızkımı, nafakamı, emeğimi-ekmeğimi …
Hatta, kadınlığımı, geçimimi, düzenimi ..
Hemcinslerimle, kumalıklarda …!
Zulmün, zorbalıkla dayatılmışlığında
Nasibimi, nafakamı birilerine verdim ..
Sessiz-soluksuzlarda, göz yaşlarına boğularak …
Özveri, benden beklendi, daima …..
Dayatmalar, zulümler bana yapıldı ..
Tarlaya, öküz olup koşuldum ….!
Sofradaki yerimde, öküzden sonra gelmelerde hala ve hala , çoklukla ..
Mektuplarda,selam düşer hep birilerine ve hatta kediye-köpeğe önce..
Unutulmamışsam, geriye kalmışsa kağıtta yer,
O’da belki, bana gelir sıra en sonunda ..!
Fabrikaya, proleterliklerde sokuldum ..
Sınıfım, ülkem ve onurum,
Dahası, ekmek kavgam, ailem, evladım, erim için …
Özveri bana, çile bana, öfke bana..
Düş kırıklıklarında, hüsranlarda savrulmak, bana düştü ..
Bir tek, KADINLIĞIMDA, İNSAN OLDUĞUM anımsanmadı ..
Oda yetti artık, canıma, çatladım sabır küplüğümde sonunda ..
Bilen bilir, bilmeyene de, diyeyim ben dobra, dobra ..
Tüm açık yürekliliğimle, bir daha ..
Reva görülen, bunca insanlık dışılıklar da ..
Yerle-yeksan oluyorum ben, daima, sonunda …
Hatta yetmiyor, olan-biten işkenceler…
Ecelsiz ölümlere de kurban ediliyorum, ben, kurban ….
Adeta, kurbanlık koyunluklarda ….,
Reva görülüyor katliamlar, hep bana, hani’ya ..!
Bu, böyle biline …,
‘’-Sabır küplüğümde,
Her gün, yeniden, yeniden çatlıyorum, defalarca ..! ‘’
‘’-Sabır küplüğümde,
Her gün, yeniden, yeniden çatlıyorum, defalarca ..! ‘’
An geldi, sabır ağacı, an geldi …
Sabrın küpü oldum, hayatın hengameleri içinde …
Zaman geldi, ben, beni anlayamadım ..
Zaman geldi hayat ırmağında, yutulurken ben ..
Ne hayat, ne çevrem, ne insanlar, nede ilahım anlayabildi beni ..!
Kah, dişim bokumu kesmedi, öfkeden ..
Kah dişimi sıkmaktan, un-ufak oldum öfke nöbetlerinde …
Hep, birileri için yaşadım ..
Hep, istendi benden bir şeyler ….
Özveri, sabır, sükunet, vefa, metanet, cesaret ..
Olmadı, affetmem istendi birilerini ..
İhanetlerin acısında, kıvrım, kıvranırken, ben ..!
O birilerinin ihanetlerini affa katlanmak zorunda kaldım ..
Saçımı, süpürge ettiğim, göz yumduğum nice hallerde…
Kuru bir teşekkür …
Hatta, kelam,selam bile esirgendi benden ,
Çoklukla, hakkım yendi, kıymetim hiç mi hiç bilinmedi ..!
Bırakın erilleri ..
Hemcinsim kadınlar bile, tepemde bozalar pişirerek …
Lime , lime ettiler, çiğ, çiğ yemelere kalktılar, beni !
Diş-tırnak kavga verdim,
Hayata, umutta ve yaşama sevincinde tutunmalar adına ..
Erim, sevdiceğim, evladım erillere, kurban kılındı ömrüm..
Zorakilikte olduğu gibi, gönüllülüklerde de katlandım onca çileye.
Çok yükseklerde gözüm olmadı ..
Yer geldi, giymedim , giydirdim ..
Yemedim- içmedim,
Yedirip, içirdim, elimdekini-avucumdakini…
Bölüştüm rızkımı, nafakamı, emeğimi-ekmeğimi …
Hatta, kadınlığımı, geçimimi, düzenimi ..
Hemcinslerimle, kumalıklarda …!
Zulmün, zorbalıkla dayatılmışlığında
Nasibimi, nafakamı birilerine verdim ..
Sessiz-soluksuzlarda, göz yaşlarına boğularak …
Özveri, benden beklendi, daima …..
Dayatmalar, zulümler bana yapıldı ..
Tarlaya, öküz olup koşuldum ….!
Sofradaki yerimde, öküzden sonra gelmelerde hala ve hala , çoklukla ..
Mektuplarda,selam düşer hep birilerine ve hatta kediye-köpeğe önce..
Unutulmamışsam, geriye kalmışsa kağıtta yer,
O’da belki, bana gelir sıra en sonunda ..!
Fabrikaya, proleterliklerde sokuldum ..
Sınıfım, ülkem ve onurum,
Dahası, ekmek kavgam, ailem, evladım, erim için …
Özveri bana, çile bana, öfke bana..
Düş kırıklıklarında, hüsranlarda savrulmak, bana düştü ..
Bir tek, KADINLIĞIMDA, İNSAN OLDUĞUM anımsanmadı ..
Oda yetti artık, canıma, çatladım sabır küplüğümde sonunda ..
Bilen bilir, bilmeyene de, diyeyim ben dobra, dobra ..
Tüm açık yürekliliğimle, bir daha ..
Reva görülen, bunca insanlık dışılıklar da ..
Yerle-yeksan oluyorum ben, daima, sonunda …
Hatta yetmiyor, olan-biten işkenceler…
Ecelsiz ölümlere de kurban ediliyorum, ben, kurban ….
Adeta, kurbanlık koyunluklarda ….,
Reva görülüyor katliamlar, hep bana, hani’ya ..!
Bu, böyle biline …,
‘’-Sabır küplüğümde,
Her gün, yeniden, yeniden çatlıyorum, defalarca ..! ‘’
‘’-Sabır küplüğümde,
Her gün, yeniden, yeniden çatlıyorum, defalarca ..! ‘’
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
30 / 10 / 2015
Saat; 22_20
30 / 10 / 2015
Saat; 22_20
28 Ekim 2015 Çarşamba
BANA IRAK, ALDATMAYA YELTENDİĞİNİZ MEVLANIZA YAKIN OLUN ..!
Küçümser bakışlarla bıyık altından gülerek ..
Timsah göz yaşlarıyla mateme yeltenen iblis ruhlular ..
İğdiş etmeye yeltendiğiniz ömrüm, ruhum ve bedenimle ..
Çaldığınız yarınlarımı ..
Kararttığınız günlerimi ...
Talan ettiğiniz kardelen aklığın da ki düşlerimi ...
Sırf kendiniz gibi softa ve riyakar dedikodu kumkuması yapamadığınız için ..
Orta çağ karanlığına taş çıkartan, yağlı kara ruhlarınız, vehimleriniz ..
Şeytanın bile, aşık atamayacağı entrikalarınızla ...
Var kıldığınız dedikodu bataklığında soldurup ...
Cadı kazanlarında kaynatmalara yeltendiniz ..
Ben sizin gibi olmamak için direnince onurla ve inançla doğrularımla, size..
Katran karası boyalarla adımı, alnımı karartmaya koyuldunuz ..
Sabi-sübyan demeden, duygularımın ırzına, bedenimin derinliklerine ....
Ruhumun atlasına, saldırarak ..
Beni, eli bayraklı orospu ..
Yedi düvele, mal-mezat etmelerde..
Yılana-çıyana parmak ısırtan dillerinize, pelesenk ..
Ve, iftiralarınıza kurban, kendi ayıp ve karanlıklarınıza ....
Sınırsız nefretlerinize, günah keçisi yaptınız ..
Sonra da kalkıp, utanmaz-arlanmazca ....
Namus kumkumalıklarında, sözüm ona ...
Erillerin el kiri, şarlatan acuzelerin maskarası yapıp .....
Tefin, bir içine , bir dışına vurma ve egolarınızı tatmin harisliklerinizde
Kurda-kuşa yem, kirli kapların, ekşimiş yalı yaptınız ..
Siz ki, süp süp süpürgelenmelerinizde, Rükuyla-Secde arasında ..
Üstelikte alnınız, sözde tanrınızın önündeyken ....
Bırakın, beni, ötekini berikini ..
Sözde inandığınız, özdeyse sadece cadılık ve caniliklerinize maske ....
Ve, bitmeyen riyalarınıza malzeme yaptığınız ilahınızı ,kandırmalara yeltendiniz ..!
Bastığınız toprak, uzandığınız incir ağacı kurudu ...!
Sizin şeytan maskaralıklarında ki, gıybet ve riyanızdan, münafıklıklarınızdan .
Hesaplarınız tutmayıp, çaldığınız karalar sıvanmayınca, bana..
Güneşi balçıkla sıvayamayacağınız anlaşılınca ..
Tornistanlarda döne, döne, evliya,enbiye ve melek kesilmelere ...
Daha da yetmedi, kantarın topuzunu kaçırma marifetliliğinizle ...
Tanrılıklara, tanrıçalıklara ..
Sabi-sübyanlıklara bürünerek ..
Aklınızca ..
Çalamadığınız minarenin kılıfını, yüzünüze duvak, başınıza türban ...
Riyakarlığınızı kapatmaya,allı-morlu peçeler yaptınız ..!
Şık şıkıdımlıklarda,utanmaz-arlanmazca gerdanlar kırdınız ..!
Sizin, sizi kandırmış' lığınızın ayan -beyanlığında ..
Şeytana bile pabucunu ters giydiren hınzırlığınızla ..
Beni, bana ırak, yaban ve düşman kılma numaralarınızla ..
Talan ettiğiniz ömrümü, kararttığınız gönlümü ..
Bezdirdiğiniz özümü, tımar etmelere kalktınız ..
Siz, dilsiz şeytanın suç ortaklığında ..
Kendinizle yarışmışlığınızda ..
Arzın yüzünü,
Arşın katını, zindan ettiniz bana, zindan ettiniz bana !
Ondandır ki..
Şimdi ki, kül yutmaz lığımla, sökmedi de, sökmez de ..
O pespaye, bayat ve iğrenç numaralarınız, .....
Madrabazlıklarınız, bana..
Badelenmelere bulanmış ve bunlara alışmış-kudurmuşluğunuzla ..
Azgın ve sapkınlıklarda, sapıklıklara koyularak ...!
Badelemeleri yaşatma zevkini tadamadınız ve asla da tadamayacaksınız bende......
Keserin, sapın ve o gün gelip hesapların döneceğini anlamış lığınızda !
Devranınızın ve kervanınızın sonu görünmeye yüz tuttukça ...
Maskelerinizin inip, boyalarınızın dökülüp, şeytanlığınızın görülmüşlüğünde .
Defterinizin dürüleceği o günlerin gelip çatmış lığın da ...
El-aman dileyip ..
Riyakarlık da ve yüzsüzlüklere, el-pençe divan durmalara öykünmeyin bana ...
Bundandır ki ....,
Kendi cehennem kuyunuzu kazıp, kendi odunlarınızı taşımış' lığınız .....
Kendi azap ateşlerinizi yakmış' lığınız da ..!
Bana ırak, aldatmaya yeltendiğiniz Mevla'nıza yakın olun ...!
Bana ırak, aldatmaya yeltendiğiniz Mevla'nıza yakın olun ...!
Timsah göz yaşlarıyla mateme yeltenen iblis ruhlular ..
İğdiş etmeye yeltendiğiniz ömrüm, ruhum ve bedenimle ..
Çaldığınız yarınlarımı ..
Kararttığınız günlerimi ...
Talan ettiğiniz kardelen aklığın da ki düşlerimi ...
Sırf kendiniz gibi softa ve riyakar dedikodu kumkuması yapamadığınız için ..
Orta çağ karanlığına taş çıkartan, yağlı kara ruhlarınız, vehimleriniz ..
Şeytanın bile, aşık atamayacağı entrikalarınızla ...
Var kıldığınız dedikodu bataklığında soldurup ...
Cadı kazanlarında kaynatmalara yeltendiniz ..
Ben sizin gibi olmamak için direnince onurla ve inançla doğrularımla, size..
Katran karası boyalarla adımı, alnımı karartmaya koyuldunuz ..
Sabi-sübyan demeden, duygularımın ırzına, bedenimin derinliklerine ....
Ruhumun atlasına, saldırarak ..
Beni, eli bayraklı orospu ..
Yedi düvele, mal-mezat etmelerde..
Yılana-çıyana parmak ısırtan dillerinize, pelesenk ..
Ve, iftiralarınıza kurban, kendi ayıp ve karanlıklarınıza ....
Sınırsız nefretlerinize, günah keçisi yaptınız ..
Sonra da kalkıp, utanmaz-arlanmazca ....
Namus kumkumalıklarında, sözüm ona ...
Erillerin el kiri, şarlatan acuzelerin maskarası yapıp .....
Tefin, bir içine , bir dışına vurma ve egolarınızı tatmin harisliklerinizde
Kurda-kuşa yem, kirli kapların, ekşimiş yalı yaptınız ..
Siz ki, süp süp süpürgelenmelerinizde, Rükuyla-Secde arasında ..
Üstelikte alnınız, sözde tanrınızın önündeyken ....
Bırakın, beni, ötekini berikini ..
Sözde inandığınız, özdeyse sadece cadılık ve caniliklerinize maske ....
Ve, bitmeyen riyalarınıza malzeme yaptığınız ilahınızı ,kandırmalara yeltendiniz ..!
Bastığınız toprak, uzandığınız incir ağacı kurudu ...!
Sizin şeytan maskaralıklarında ki, gıybet ve riyanızdan, münafıklıklarınızdan .
Hesaplarınız tutmayıp, çaldığınız karalar sıvanmayınca, bana..
Güneşi balçıkla sıvayamayacağınız anlaşılınca ..
Tornistanlarda döne, döne, evliya,enbiye ve melek kesilmelere ...
Daha da yetmedi, kantarın topuzunu kaçırma marifetliliğinizle ...
Tanrılıklara, tanrıçalıklara ..
Sabi-sübyanlıklara bürünerek ..
Aklınızca ..
Çalamadığınız minarenin kılıfını, yüzünüze duvak, başınıza türban ...
Riyakarlığınızı kapatmaya,allı-morlu peçeler yaptınız ..!
Şık şıkıdımlıklarda,utanmaz-arlanmazca gerdanlar kırdınız ..!
Sizin, sizi kandırmış' lığınızın ayan -beyanlığında ..
Şeytana bile pabucunu ters giydiren hınzırlığınızla ..
Beni, bana ırak, yaban ve düşman kılma numaralarınızla ..
Talan ettiğiniz ömrümü, kararttığınız gönlümü ..
Bezdirdiğiniz özümü, tımar etmelere kalktınız ..
Siz, dilsiz şeytanın suç ortaklığında ..
Kendinizle yarışmışlığınızda ..
Arzın yüzünü,
Arşın katını, zindan ettiniz bana, zindan ettiniz bana !
Ondandır ki..
Şimdi ki, kül yutmaz lığımla, sökmedi de, sökmez de ..
O pespaye, bayat ve iğrenç numaralarınız, .....
Madrabazlıklarınız, bana..
Badelenmelere bulanmış ve bunlara alışmış-kudurmuşluğunuzla ..
Azgın ve sapkınlıklarda, sapıklıklara koyularak ...!
Badelemeleri yaşatma zevkini tadamadınız ve asla da tadamayacaksınız bende......
Keserin, sapın ve o gün gelip hesapların döneceğini anlamış lığınızda !
Devranınızın ve kervanınızın sonu görünmeye yüz tuttukça ...
Maskelerinizin inip, boyalarınızın dökülüp, şeytanlığınızın görülmüşlüğünde .
Defterinizin dürüleceği o günlerin gelip çatmış lığın da ...
El-aman dileyip ..
Riyakarlık da ve yüzsüzlüklere, el-pençe divan durmalara öykünmeyin bana ...
Bundandır ki ....,
Kendi cehennem kuyunuzu kazıp, kendi odunlarınızı taşımış' lığınız .....
Kendi azap ateşlerinizi yakmış' lığınız da ..!
Bana ırak, aldatmaya yeltendiğiniz Mevla'nıza yakın olun ...!
Bana ırak, aldatmaya yeltendiğiniz Mevla'nıza yakın olun ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ ...
Ereğli / KONYA
28 / 10 / 2015
Saat; 01_11
28 / 10 / 2015
Saat; 01_11
27 Ekim 2015 Salı
AYDINLANIR UFUKLAR .....,
Uzak kıyılardan,karşı ufuklardan bir ses çalınır kulağıma..
Sevdaya kesen,barışa sevdalı yüreklerin,ömürlerin türküsüdür bu ...
Yüreğim sığmaz sineme , sessiz çığlıklarıyla yoldaş olur o seslere
Sesin sese, yüreklerin yüreklere
Barışa inançların, barışa sevdalıklarda birbiriyle sarmaş-dolaş harman olmuşluğun da ..
Gamlar silinir, yüreğimden ..
Akbacık bulutlar sarar, o ufukları..
Gönlüm gibi,ruhum gibi aydınlanır ufuklar ...!
Gönlüm gibi,ruhum gibi aydınlanır ufuklar ...!
Aydınlanır ufuklar ...!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Ereğli / KONYA
27 / 10 / 2015
Saat ; 23_21
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...










