14 Haziran 2020 Pazar


NELER, NELER ANLATIR, ANLAYANA .....

İnsan, fıtratı, karakteri gereği …..
Çoklukla, içinde bulunduğu anın, elindekilerin kıymetini bilmekte, fazlaca sıkıntılı, hatta çoğu kere isteksizdir de .....
Hastalanmadan, sağlığının ve organlarının olup, fonksiyonlarını yerine getirmesinin ....
Zeka, akıl, duygu ve zihinsel yapısının sağlıklı olarak yetisini, işlevselliğini ....
Ekonomik yada mali yönden, zenginliğinin ..
Bunlara daha çok eklemeler yaparak, bu sıralamayı uzatabiliriz ...
Ama meramımız asla sizi gereksiz yere meşgul etmek olmadığı için, bu noktada bırakıyoruz ...
İşte, elde olmayan yada varken kıymetini yeterince bilememekten dolayı, yaşanan kriz, karşılaşılan bunalım ….
Apansız ortaya çıkan krizle, gerçekle yüzleşince, pişmanlık duyarız, duymaya ...
Gelin, görün ki bu hem sorunu çözmez, hem de yeni sorun ve sıkıntılar ortaya çıkarta bilir .
Sararmış bir fotoğraf, artık kulakların pasını silip, ruhu, bedeni dinlendirme de, ilk akla gelmeyen ….
Yine de ve hala bizde derin izleri olan, şarkı, yüzüne bakılma-
yan eski model dikiş yada tıraş makinesinden tutun da ....
Şu an aklımıza gelmeyen daha nice öğe, nesne yada alet-edevatlar, dünde kalan hayatımızı sadece süslemekle kalmayıp ….
Beraberinde kolaylaştıran, anıları renklendiren, zaman içinde hükmünü, önceliğini yitirip ...
Önce anılar kilerine, sonrada unutulanlar ünitesine kaldırılanlar dır ...
Anı deyip geçmeyeceksin, onlar ki ….
Pek çok gerçeğin ortaya çıkıp, zamana, ömürlere, hayata ve olaylara ışık tutarak ….
Belleğimizin karanlığında yiten güzellikleri, gün yüzüne çıkartır ...
Asker mektupları, sevgiliye yazılan ilk mektup, devamında, duygu dolu yardan koku, saç, çiçek kurusu getiren kaçamak mektuplar ….
Nice fotoğraf, eskiden güne uzanan gazete, dergi, mecmua yada elbise, küpe, saçları süsleyen toka ya da …
Bant veya da taç denilen saç güzelliğini, albeniye, hazza büründüren o, anki hayatımıza hükmeden, materyal yada zenginliklerimizdir ...
Onlarla yüzleşirken yanaklarımızdan sessizce süzülen gözyaşlarımız, iç darlıklarımız, yürek sıkışıklıklarımız ya da coşkularımız, sevinç ve mutluluklarımız çıkıverir saklandıkları yerden, ortaya ...!
Anılar, sadece gam, göz yaşı, isyan yada mutsuzluk demekte değildir ...
Eski bir plak, kemer, bir delikanlılık çağını ve heveslerini tazeleyerek gülümsetir ….
Bu gün bile o, anı heyecan ve sevinçle yaşayan, insanı ....!
Özen, düne saygı, vefa, sadakat hatta, hatta ölümüne itaat halleriyle yaşamımızın bir dönemine ait olgu, gerçek ve güzellikleri hatırlatır bize ...
Ömürlerimizin dününe kapı aralamaya görelim, dünü yaşarız ömrümüzün bu dem ve çağında ...
Gülümseyip geçtiklerimiz de olur, yanaklarımızı allar bastıran duraklamalar bu anılarda ..
İşte tamda bu an, yeniden çıkar o gerçek birden orta ya ...
'' - KIYMETİ BİLİNMEYEN GÜZELLİKLERİMİZİ KOLAYCA VE HOVARDACA HARCAYIP, HEBA ETMİŞLİĞİMİZ DE, SAVURGANLIĞI MIZI FISILDARIZ, KENDİ KENDİMİZE ....! ''
Muzip çocuklara has, o, arsız ve kışkırtıcı kaçamak gülüşlerle bakar bize ve el sallar ....
Solup, sararmış lığına aldırmadan yılların, ömür ve güzelliklerin ...
Kıymetini bilmediğimiz, gençliğimizden tutun da....
Günümüze, hatta yarına ve tarihe, nesillere uzanmacasına .....
Neler, neler anlatır, anlayana .....!
NELER, NELER ANLATIR, ANLAYANA .....!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Immenstaad / Almanya

14 / 06 / 2020

Saat; 21_09


GÖZLERİM KALDI...
Dün neyse, hoyratlığınız bu günde o ..
Ey, insan geçinen, insancık ucubeler sürüsü ...
O günden ,bu güne insanlığa düşmanlıkta dahada katmerlenen soysuzluğunuzda ..
Yalanlarınız da, ihanetin pusularında ..
Kalleşliklerinizin, çarmıhında ..
Nesimi gibi, diri, diri yüzdünüz derimi, söktünüz ciğerimi ..
Çaldınız yarınlarımı,yerle yeksan ettiniz talanlar da, umutlarımı ..
Canım çıktı, kanım sindi, gözlerim kaldı ellerinizde ..
Gözlerim kaldı ellerinizde...!
Hayır... deyip,boyun eğmemişliğimle,direnmişliğimde size..
Direnmişliğimde, size...
Hayır.......!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ
Friedrichshafen /Almanya
10/02/2017
Saat:05_05

13 Haziran 2020 Cumartesi

ADIM …..
Anam, kaldırımlara, yollara ….
Dipsiz uçurumlara, taş çıkartan …..
İhtiras, alkol ve isteri bezeli akşamlara, karanlıklara …
Ben, anamın karnına düştü, düşeli …
İn aşağı-çık yukarı …..
Gel, buraya ….
Git öteye hallerinde, delişmen, çocuksu sevinçlerle koşuştururken ….
Adım da, halim gibi romantik ti …!
Ben, beni bildim, bileli ….
Anamla, benim üstümden, en zorba hallerde zebani hayatla …
İnsanlığın, çanağından su içip, içini ferahlatıp, üstelik harislik le, utanmaz-arlanmazca talan ve iğdiş ettiği İSTANBUL, geldi-geçti …
Bu ezince, çileye daha fazla katlanıp, dayanamayan, ANAM ..
Aldı başını, göçtü, gitti …
Anam gitti, tikim geçti …..
Tikim geçti, geçmeye, gel-gör ki kaldı, Roman'lığım …..
O gün- bu gündür, adım da …..
Tıpkı, hayatım gibi, Roman oldu …
Adım mı ?
Adım, şimdilerde, Roman oldu, Roman ……
Adım, Roman oldu, Roman …..!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
13 / 06 / 2020
Saat ; 09_09

10 Haziran 2020 Çarşamba



BİR KIZIL DİLBER .... Görmesem de, gelişini .... Her şafakta, öper beni, bir kızıl dilber ......! Öper beni, bir kızıl dilber ......! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 10 / 06 / 2020 Saat ; 14_41

9 Haziran 2020 Salı



‘’ – EL-AYAK ÇEKİLİNCE , KENT ve GECE SESSİZLİĞE GÖMÜLÜNCE …..’’
DİNLEMELİSİN, ONU …!
El-ayak çekilince, kent ve gece, sessizliğe gömülünce ….
Tüm benliğinle, can-ı gönülden ….
Dahası, ruhunun, sükuna aç ve muhtaç halinde dinlemelisin, onu …
Uzanarak anılarına, kapatarak gözlerini, hafızanın loş ve boş sinema salonunda, üstelikte, bir başına, dilediğince, keyfince ….
Ömründe derin izi olan, tozlu raflara tutsak, aşina olduğun
eski bir filmi izlercesine …
Siyah-beyaz filmin çarpıcılığın da, hafızanın beyaz perdesinde yeniden hayat bulup, ömrünü süslemesinin konforunda ….
Dinginliğin şalına sarınıp, bürünüp, cilveleriyle kanına girerek, seni ayartıp, ruhuna taht kurmuşluğunda ….
Üstelikte, sessiz sinema çağının içe işleyen, nostalji tadında seyretmelisin, onu ….
Çocukluğunun muzip ve yaratıcı hallerinde, içindeki çocuğun seni, senden alarak, çekip, götürmüşlüğün de …
Kuytu, tozlu köşelerde, kırık dökük, ne boyası ne cilası kalmış kendinden geçmiş, eski masanın ….
İç ısıtan korumacılığında, üstündeki tül örtüyle, el-ele vererek seni ispiyoncudan, ispiyonlar dan kollamış lığında ….
Kırık kanatlı kelebek naifliğiyle, vefa, sadakat ve itaatte su götürmez güvenilirlikle seni bağrına basacak kadar içtenlikli benimsemişliğin de ….
Kendini, senin koruyucu melekliği ne adayıp, şunun, şurasında kalan üç-beş günlük ömrünü ….
Gözünü kırpmak sızın seve, seve, sana hasretmeyi, göze almışlığın da …
Kalbinin lal kesip, sükuna bürünerek, sözü, aklına bırakır …
Söyler, aklının dilinden, seni korumak için tehlikeden …… Susarken bile, konuşup, sana çok şeyler anlatıp, söylemiş- liğin de…
Aklı söyler, kalbi susar, konuşmaz, çakmak, çakmak inanç ve kararlılık dolu bakışlar saçarak, bakar gözleri,
Senden elini çeken cesareti, sana yeniden aşılamak için …
Karanlığın, gaddarlığın bu amansız mücadelede seni sallayıp, geri püskürtmeye çalışacağından eminlik le …
Karanlık, mücadele ve gaddarlık nesirde seni sallayacak ….
Böylesi hallerde güven dolu iç derinlikler, sadece gözlerinde yankılanır….
Tıpkı sesinin dağda, taşta yankılanıp, vadide yayılışı gibi …
Kaplarken sessizlik, her yerle beraber, seni de ….
Ruhun ve yüreğin aklının söylediklerini duymak için can atarken, zamanın, yerinin gelmişliğine inançla bu kez yüreğin çığlık atmalara koyulur ….
Böylesi kaosa ve fırtınaya kesmiş halde, perma-perişan olan kalbini bul ….
Sar-sarmala özenle, dikkatlice ısıt, can bulsun ve atmalara koyulsun diye yüreğini …
Fırtına dinip, ortalık sessizleştiğinde dinlemelisin, yeniden …
Yüreğinin, ruhunun, sağ duyusuna kavuşmuş, aklının sesini ..
Unutma, sen, sen ol, kendinden, ne istediğinden eminlik le …
El-ayak çekilince, kent ve gece, sessizliğe gömülünce ….
Tüm benliğinle, can-ı gönülden ….
Dahası, ruhunun, sükuna aç ve muhtaç halinde, dinlemelisin, onu …
Dinlemelisin, onu …..
El-ayak çekilince, kent ve gece, sessizliğe gömülünce ….
Dinlemelisin, onu ……!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
09 / 06 / 2020
Saat ; 22_22
BU MUAMMALI YOLDA ……,

Derledim, topladım, tıktım, tıkıştırdım …
Der-dest edip gönlümün hazinesini düşler atlasında ….
Gizemler ve umutlar bohçasına çıkın ettim, düştüm yollara ..
Bir yanımda korku bataklığı, öte yanımda umut ormanı ..
Ortasında çağıldayarak akıp giden, zaman ve hayat ırmağı …
Sağımda solumda kah ateş böceği, kah umut kelebeği ..
Ama hepsinden de çok …..
Kağıttan fırlayıp, umuda kanat çırparak, uçuveren kuş kanatlarının, ışıldayan tüy aklıkları…
Kimi zaman gri bulut sağanakları, kimi zamansa ….
Dal, dal çiçek açıp çoğalan, ebruli ve lila sevinç fışkırmaları …
An geliyor, boğazım düğüm, düğüm, düğümleniyor ..
Olmadı ,yüreğim sinemdeki kafesinden çıkmacasına çırpınarak, çarpıyor …
Umut,düş ve duygu denizinde huzura kulaçlıyorum ..
Elimden gelenin, bu olmuşluğun da ..
Tutunarak, yaşama sevinci ipine …
Adımlıyorum …..
Düşten gerçeğe, griden, aydınlığa …..
Korkudan,sevince, bilinmezlikten, sükuna uzanan, bu muammalı yolda …!
Bu muammalı yolda …!

Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ

Ereğli / Konya

12 / 04 / 2018

Saat ; 14_58

8 Haziran 2020 Pazartesi

YILLAR ve YOLLAR .......! Yıllar ve yollar .... Bildik bir öykünün devamı gibi .. Anlatan, değişse de ,..... Anlatılanın niteliği ve özü, değişmiyor ... Öykü, aynı öykü ..... Bir takvimin yaprakları gibi ... Eskisi gider, yenisi gelir ......! Eskisi gider, yenisi gelir ......! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 08 / 06 / 2020 Saat ; 18_18
HALLERİNDEN, MEMNUNDU ......!
Birisi, ayna 'sızdı, ötekisi, pervasız ....
Tavşanla, tazı misali ...
Birisi, kaçtı .....
Ötekisi, kovaladı ...
İnsana ve hayata dair bu amansız kovalamaca da ....
Zaman aktı, gün geçti ...
Bu zorlu cebelleşme, nikah masasında noktalandı ...
Kaçan da, kovalayan da, hallerinden memnundu .....!
Hallerinden memnundu .....!
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ
Immenstaad / Almanya
08 / 06 / 2020
Saat ; 12_20
OLUP, ÇIKTI …..! İkisinin, birbirini …. Zamanın bağrında, hayatın, ikisini birden yeyip, tüketmişliğin de …. Birisi, Cam Kuşu … Ötekisi, Gam Kuşu olup, çıktı …..! Olup, çıktı …..! Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ Immenstaad / Almanya 08 / 06 / 2020 Saat ; 02_02


DÜNSÜZ, CAM KUŞU, PENCERE GÜZELİ ….!



Yaşadıklarını uzun boylu kimse bilmese de ..
Üstüne öyküler bina edenlerin yakıştırmalarının …
Tıpkı, etiketler gibi yapışıp kalmasıyla …
İlk kimin söylediğinin bilinmem işliğinde, hatta önemsizliğinde, türlü, türlü rivayetlerin …
Şehir efsanesine dönüşerek adeta onunla özdeş olup
Çıkmışlığın da ….
Yahut ta, ona atfedilmiş ligin de …
‘’ – Cam güzeli. ‘’ yada adeta göbek adı gibi yakasına ilişip kalmışlığında ….
‘’ – Pencere kuşu . ‘’ Olup, çıkmışlığın da …
O gün- bu gündür içimizden birisi olup, çıkıvermişti ..
Gerçek adının, sanının ve kimin nesi olduğunun öneminin  olmamış lığında …!
Sinemizde, ömrümüzde, ömrü , gönlümüzde, yüreğimizde yeri olmacasına ….
Yaşıyor mahallenin, mahallelinin dünyasında, ömründe, dilin de …
Dünsüz, Cam güzeli, Pencere kuşu …!
Dünsüz, Cam güzeli, Pencere kuşu …! 



Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ / İSYANİ



Immenstaad / Almanya



08 / 06 / 2020



Saat ; 01_45

Başlık

html

Facebook    X    WhatsApp

ÇIĞLIK, ÇIĞLIĞA ....! Sensizlik uzadıkça .. Söndükçe, umudun ışıkları bir, bir .. Kararıp kaldıkça ruhum, naçarlığın pençesinde Sinsi bir s...