HİÇ BİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ..
Hayatın sillesini yemişliğin de,
Günlerdir yaşadığı perme perişanlıkla,
Değil uykularının, hayatının kaymış lığında,
Yarı uyur, yarı uyanık kaldırdı başını...
Saçının ,başının darmadağınıklığında ..
Mora kesmiş, şiş gözlerle baktı çevresine .
Ne edeceğini bilememenin çaresizliklerinde...
Günlerin yorgunluğuyla bitap düşmüş lüklerde.
Ateşin düştüğü yeri yakmış lığında,
Hayatın boz bulanık akmış lığında.
Dayattığı acılardan bihaberliklerde,
Karşıdaki plakçıdan yayılan ses güzelliğinde..
Sezen Aksu, dillendiriyordu o güzelim, buğulu sesiyle.
Yüreklere işlemecesine...
''-Hiç birimiz masum değiliz'' değişliklerde.
İç acıtan şarkısını söylem işliğinde..
Kadın düşündü bir an ,
Dört gündür sorgudaki oğlunu..
Yaşanmışlığın da acıların ,
Olmuşluğun da olayların....
Kızının ölümlülüğün de,
Olayların gelişmişliğindeki suçluluk payının utancıyla.
Ama, daha çokta beceremediğini sandığı analığının yürek sancısıyla.
Üvey babasını öldürmekle suçlanan çocuğunun,
Karakoldaki gözaltında lığından duyduğu azabın da ruhunu sarmış lığında..
Yanlışlıklar ve acıların kıskacında, suç batağında ,
Gepegenç bir ömrün adım adım yitip gidişini anımsadı bir an...
Düşmüşlüğünde aklına olaylar.
''-Helbet ya, suçsuz değiliz hiç birimiz''dedi, kadın öfkeyle....
Sonra, daha bir hafta evvel toprağa verdiği ,
Genç ömrüne doyamadan ölen, kızı geldi aklına...
Başladı ağlamaya , hıçkıra hıçkıra..!
Gazetelere düşmüştü bile haberi çoktan.
''Üvey babasının tecavüze yeltendiği kız asmıştı kendini tavana.
Ve,
Ağabeyi ,vuru vermişti iki kaşının ortasından ,
Olmaz olası üvey babasını''
Dününe gitti bir anda kadın...
Nasıl berdele kurban gidişini,
Zoraki evlenişini,
Ağabeysinin yengesini boşamış lığın da ,
İlk kocasının da onu nasıl kapı önüne koyduğunu...
Sonrasında da hayatın acımasızlığıyla filaka oyunundaki taş gibi,
Oradan oraya savrul musluğunu anımsadı.!
İki sokak ilerideki karakolda,
Sapsarı yüzü, kan çanağına dönmüş gözleriyle,
Son kez anlatıyordu olayları polise, oğlu da.
Sezen Aksu'nun sesinin taş duvarları aşamamış lığında ,
Sokağa yayılmış lığında..
''Eller Günahkar'' diye haykırışı savruluyordu rüzgarlarla..
''-Amirim o şerefsiz, babalık olacak adam..
Bacımı mahvetti ....
Namusumu temizledim, leşini serdim.''demişliğin de,
Komiser Davut, acarlıkların çarmıhında asılı duran gence baktı...
''- Tamam ,göndereceğiz dosyanı ve seni nöbetçi mahkemeye..
Nerden bulaştın oğlum be, kanun verseydi cezasını pezevengin '' dedi.
Şarkı çalıyor Sezen söylüyor du,
İçlimi içli, o hüzünlü sesiyle hala,
Plakçıdan, sokağa taşan nağmelerle..
''Hiç birimiz, masum değiliz'' diye.
Avaz, avaz ağlamaya durmuşluğun da kadının ..
Bu arada karakol da sürüyordu ,macera.
''-Toparlamak gerek ''dedi komiser Davut ,
Ve ,
Söylendi kendi kendine...
''Berdele kurban bir ana,
Yanlış evliliklerin kurbanı iki çocuk..
Boğaz tokluğuna sığınılan, nikahsız bir koca...
Kocalıktan bihaber, insanlığın yüz karası ...
Karakter fukarası, insan artığı
Pejmürde bir üvey baba.
Tecavüze yelten ilen maktul,
İntihar etmişliğinde sonlanan çileli bir ömür..
Namus cinayetinin faili, kurban ve mağdur ağabey,
Ama,
Katil de kanuna göre, aynı zamanda...
Eyyyy hayat.!
Nerenden tutulursa tutulsun, ele bulaşan ...,
İki ucu boklu değnekliğinle....
Vurmuşsun vurdukça bu insanlara...''
Kendi sesinin kulağına çalışmışlığıyla toparlandı bir an da,
Sonra efkarla yaktı sigarasını ,
Döndü, onu merakla süzen memur arkadaşına...
Seslendi ,sinir kesmişliğinde titreyen sesiyle ona.
''-Yaz gerekeni,
Gönder dosyayı savcılığa Ayhan bey'' ,dedi.
Polis Ayhan ,gencin dosyasına- cinayet zanlısı -diye,
Resmini fişlemekle meşgulken yanıtladı Davut'u.
''-Anlaşıldı amirim'',dedi.
Dönüp çocuğa seslendi.
''- Söyleyeceğin var mı başka''?
Çocuk yorgun ve bezgin,
Dahası,
Hayata yenilmişliğini ele veren sesiyle.
''-Ben delikanlı adamım, namert değilim...
Üstelik, inkar da etmiyorum suçumu....
Bitsin bu azap ,
Kırsın kalemi, versin cezamı Adalet(!)
Razıyım amirim ,cezama .
Adaletin kestiği parmak acımaz .''dedi.
İki sokak ötesinde iken bile,
Çocuğuna, çok uzaklıklarda bir ana (!)
İki evladının kurban ve mağdurluğunda ,
Nikahsız herifinin toprak altında lığında,
Hayatın, hayatını harcamış lığında ,
Ve ,
Bunları hep kader saymış lığında .!
Lanetler yağdırıyordu , kaderiyle, hayatına..
Ağıt, ağıt öfkesini ,biçareliğini dışarı vurmuşluğunda .
Sezenin sesini bastırmış lığıyla..
Şimdi iki sesin ,
Hayatın içinde birbirine karışmışlığın da,
Yankılanıyordu ev de ve sokakta ,
Yürek dağlayan haykırışlar hala...
''Hiç birimiz masum değiliz''
....................................................................................................................
Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ/İSYANİ.
Hildesheim / Almanya
27/07/2009

Gerçek bir dram ancak bu güzel içten dizelerle anlatılır. Kaleminiz daim olsun can dost.👌🙏
YanıtlaSilÇok çok teşekkürlerimle değerli dost yürek.Yorumlarınızla yoluma ışık oluyorsunuz .Sağ olun var olun..İyi ki varsınız.
YanıtlaSil